|
1.Savaş sırasında ordu, kolordu ve tümen komutanları ve bunların
müstakil mevki kumandanları, ahali tarafından herhangi bir suretle
hükümetin emirlerine , yurt savunmasına, asayişin korunmasına ilişkin
işlere ve düzenlemelere muhalefet, silahla saldırı ve direnme
görürlerse bunu önlemeye mezun ve mecburdurlar.
2.Ordu, müstakil kolordu ve tümen kumandanları askerlik icaplarından
dolayı veya casusluk ve hıyanetlerini hissettikleri köyler ve
kasabalar halkını tek tek veya toplu olarak diğer mahallere
sevk ve iskan ettirebilirler.
3.İş bu kanun yayınlandığı tarihten itibaren geçerlidir.
4.İş bu kanun hükümleri yürürlüğe Başkumandanlık Vekili ve
Harbiye Nazırı memurdur.
Demek ki tehcir kararı askeri zorunluluklardan kaynaklanıyordu.Bir
milletin ordularını arkadan vurmak isteyenlere karşı kendisini
savunmasını önleyecek hiçbir yasa olamazdı.Osmanlı Hükümeti bu
şartlar altında dünyada böyle bir tehlike ile karşılaşan bütün
devletlerin başvuracağı bir yönteme başvurarak tehcir kararını
aldı.Diğer taraftan hükümetin bu kararı benimsediği için değil
, başka çözüm bulamadığı için aldığı bir gerçektir.Çünkü tehcir
kararı almak ve uygulamak, bunun için kuvvetler ayırmak, mali
kaynak bulmak anlamına geliyordu.Ayrıca üretimin düşeceği, hizmet
sektörünün aksayacağı kesindi.Bu bakımdan tehcir bir bakıma
devletin kendi kendini felç etmesi anlamına da geliyordu.Diğer
taraftan Ermeni ayaklanmaları sadece sınıra yakın bölgelerle
sınırlı kalsaydı kısmi bir tehcir yeterli görülecekti.Ancak
Ermeniler’in düşmanın erişemediği iç bölgeleri de bir savaş
alanına çevirmeleri , Marmara Bölgesi’nde İstanbul Boğazı civarındaki
Rus donanmasıyla haberleşmeleri , çıkarma kuvvetleriyle işbirliğine
yönelmeleri, tehcir kapsamının genişletilmesini gerekli kıldı.Tehcir
kararı ölüm kalım mücadelesi veren bir milletin savaş hukukunun
geçerli olduğu şartlarda ihanet içinde olan bir azınlığa karşı
alabileceği en insani önlem olabilirdi.
Osmanlı yönteminin Ermeni toplumuna karşı özel bir kininin olamayacağının
bir belgesi de tehcirin sadece Ermeniler’e uygulanmış bir yaptırım
olmaması, diğer unsurları da kapsamasıdır.Rum tehcirinin yanı
sıra , Cemal Paşa da Museviler’i gönüllü bir tehcire tabi tutmuştur.Akdeniz’deki
İtilaf donanmasının Filistin’i casus yuvası haline getirmesi üzerine
Cemal Paşa, sözlü bir uyarıyla Yafa’daki Museviler’in kendiliklerinden
burayı terk edip Hama ve Humus’a gitmelerini sağlamıştır.
Görüldüğü üzere tehcir kararında yakın vadede ordunun hareket
alanını güvenceye almak ve Müslümanlar’la Ermeniler arasındaki
çatışmaları önlemek , uzun vade de emperyalist devletlerin bu
amaçla Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışarak , kendi topraklarında
bir Ermeni Devleti’nin doğmasına engel olmak istediği açıktır.Şüphesiz
idare bu işlemi uygularken , aktif Ermeni militanlarıyla , sivil
halkın çatışmaya karışmayacak unsurlarını ayıramazdı. Nitekim 14
Haziran’da Erzurum, Diyarbakır, Mamuratü’l-aziz ve Bitlis’e çekilen
bir şifrede ; ihraç olunan Ermeniler’in yollarda hayatlarının korunmasına
özen gösterilmesiyle ; sevk sırasında kaçmak isteyen veya muhafazalarına
memur olan güvenlik kuvvetlerine saldıranların cezalandırılmalarının
doğal olduğu hatırlatılmaktadır.fakat buna hiç bir zaman ahali
karıştırılmayacak ve etnik unsurlar arasında mukateleyle sonuçlanacak
, aynı zamanda harice karşı çok çirkin görünecek olayların
çıkmasına kesinlikle izin verilmeyecekti.Ermeniler’in varmaları gereken
yerlere en kısa yoldan ve güzergahlarında bulunan aşiret veya
köylerin saldırılarına karşı her türlü tedbirin alınmasıyla sevk
edilecekler; kafilelere katil ve gasba cüret edecekler şiddetle
cezalandırılacaklardı.Burada şu husus ta açık yüreklilikle söylenmelidir;
tehcir kararı alınmasından sonra ihtilalci Ermeni komitalarıyla
hiç işbirliği etmemiş bir çok Ermeni'nin de karar karşısında devlete
isyan katıldığı bir gerçektir.Aslında bu karar Ermeniler’in topyekun
memnuniyetsizliklerini de körüklemiştir.Çünkü alınan göç kararına
uymak istemeyen bir çok Ermeni devlete karşı silahlı direnişe
geçmiştir.Tehcir kararı Osmanlı topraklarında yaşayan 1.300.000
Ermeni’nin tamamına uygulanmadı.Tehcir uygulanan yerler Doğu Anadolu
ve İç Anadolu’da bazı şehirleri içine alıyordu.Buralardan kaldırılan
Ermeniler yabancı bir devletin toprağına değil, yine Osmanlı
toprağı olan Suriye, Lübnan, Kuzey Irak bölgesine iskan edildiler.
Osmanlı hükümeti, 600-700 km. güneye götürülen Ermenilerin iskânı için
gerekli tedbirleri 30 Mayıs ve 28 Ağustos tarihli talimatlarla aldı.
Biri;
1- Nakli gerekenler, iskân edilecekleri mahallere refah içinde can ve
mal! güvenlikleri sağlanarak sevk edileceklerdir.
2- Gittikleri yerlerde kesin yerleştirilmelerine kadar, kendilerine göçmen
Ödeneğinden geçimlerini sağlayabilmeleri için yardım yapılacaktır.
3- Eski malî durumlarına uygun olarak kendilerine arazi ve mal verilecektir.
4- Hükümet tarafından bunlar için ev yaptırılacaktır.
5- Çiftçilere tohumluk, zenaat erbabına alet-edevat verilecektir.
6- Terk ettikleri taşınabilir mal ve kıymetler kendilerine ulaştırılacak,
bu mümkün olmadığı takdirde bunların karşılığı para olarak kendilerine
ödenecektir.
7- Boşaltılan şehir ve kasabalarda bulunan Ermenilere ait taşınmaz malların
sayımı yapılacaktır. Bunların cinsleri, miktarları ve kıymetleri tespit
edildikten sonra bu köylere yerleştirilecek muhacirlere verilecektir.
8- Ermenilerden boşaltılacak yerlere iskân edilecek muhacirlerin kullanamayacakları
mallar, yani zeytinlik, dutluk, bağ ve portakal bahçeleri, -han. fabrika,
depo ve dükkân gibi gelir getirecek taşınmaz mallar arttırma ile satılacak
veya kiralanacak ve bu gelirler sahiplerine (Ermenilere) verilmek üzere
mal sandıklarınca emanete kaydedilecektir.
Bir diğeri ise;
1- İskâna tabi tutulan Ermenilerden araba veya yaya olarak yola çıkan
gruplar en yakın demir yolu istasyonuna götürülecek oradan da yerleştirilecekleri
yerlere trenle sevk edileceklerdir.
2- "Tehcir" e tabi tutulanlar, tren istasyonlarına vardıklarında
aile reisleri asker olan veya bakacak kimsesi bulunmayan kadın ve yetimler,
durumlarını resmî belge ile ibraz ettikleri takdirde başka yere iskân
edilmeyerek istasyon yakınındaki şehir, kasaba veya köylere yerleştirileceklerdir.
3- Başka yerlere İskân edilecek Ermenilerin sevk sırasında iaşeleri temin
edilecek. Fakirlerin iaşeleri ise ücretsiz olarak karşılanacaktır.
4- Sevk sırasında Ermenilerin güvenliği sağlanacaktır. Hamile ve yeni
doğmuş çocukların ihtiyaçları karşılanacaktır.
5- İskâna tabi tutulanlar arasında yerlerini terk etmek istemeyenler
veya yerlerine dönmek istemeyenlerden makul sebep gösterenlerin dilekçeleri
görevlilerin görüşleri de alınarak Dahiliye Nezareti'ne gönderilecek
ve nezaretin vereceği cevaba göre hareket edilecektir.
6- Göç sırasında veya konaklama esnasında Ermeni göçmenlere yapılacak
herhangi bir saldırı derhal zararsız hâle getirilecektir. Saldırıda bulunanlar
tevkif edilerek Divan-ı Harp mahkemesine sevk edilecek ve en ağır bir
şekilde cezalandırılacaktır.
7- Göçe tabi tutulanlardan rüşvet veya hediye alanlar, tehdit ile kadınları
iğfal edenler veya onlarla gayrı meşru münasebet kuranlar derhal görevden
alınıp Divan-ı Harbe sevk edilecek ve ağır bir şekilde cezalandırılacaktır.
Zikredilen talimatnamenin orijinal metni İngiliz arşivlerinde bulunmakladır.
Bu ve buna benzer belge İstanbul'un işgali sırasında bazı İngiliz ajanları
tarafından Babıâli'den çalınmıştır.
Başlangıçta Ruslar’la beraber “gönüllü alayları” adı altında
yürütülen düşmanlık, Milli Mücadele yıllarında İngiliz ve Fransızlar’la
birlikte “lejyonlar”la sürdürülmüş ve Ermeniler vahşet olaylarında
bu devletleri bile hayrete düşürecek kadar ileri gitmişlerdir.
Mevcut belgeler Ermeniler’in uydurma bir belgeyle katliam emrini
vermekle suçladıkları Talat Paşa’nın bir devlet adamına yakışan
bir şekilde hareket ettiğini göstermektedir.Talat Paşa, Ermeni
ailelerinin istasyonlarda toplatılarak sefil hallerde nakledilmlerine
karşı çıkmış, mallarının ucuza satılıp sahiplerinin zarara uğratılmamaları
için görevlileri uyarmıştır.
Süleyman BEYOĞLU:1915
Tehciri ve Soykırım İddiaları S.175-176
Sabahattin ÖZEL:Tehcir
Konusunda Bazı Gerçekler ve Milli Kurtuluş savaşı’nda Vatansever
Ermeniler.
www.ermenisorunu.gen.tr
Osmanlı Devleti’nde Ermeniler ve I.Dünya Savaşı
|