ÇAR II. ALEKSANDR'IN ABZEHLERLE GÖRÜŞMESİ
Çar 11 Eylül 1861'de büyük bir törenle Taman'a çıktı. Karşılamaya
gelenler arasında çarlığın askeri görevlilerinden başka, beş yüz de
'barışçı' Çerkes vardı. Esadze'nin tanıklığına göre Çerkesler, yalvarırcasına
ata topraklarının onlara bırakılmasını, Kafkasya'dan göç ettirilmemelerini
istediler. Temrük şehrinde bir süre kaldıktan sonra çar ertesi gün,
12 Eylül'de Yekaterinodar'a (Krasnodar) geldi. Daha sonra İki gün boyunca
askeri istihkâmları ve birlikleri denetledi. 14 Eylül'de Maykop istihkâmında,
15 Eylülde ise seyahatinin son durağı olan Hamketi (Hamçetıy) istihkâmındaydı.
O sırada burada Yukarı Abzeh (Verhne Abad-zehski) müfrezesinin kampı
bulunuyordu.4 Burası aslında Çerkesya hattının ön savunma bölgesiydi.
Buranın geçit vermez dağlarında ve eteğindeki ormanlarda en iyi Çerkes
savaşçıları toplanmıştı. Aralarında Abzeh, Besleney ve Çemguylardan
başka, korkusuz ve yılmaz özgürlük savaşçıları olarak ün salmış Hajret
Kabardeylerinden de büyük kuvvetler vardı. Çar istihkâmda dinlenirken
ve Loris-Melikov, Prens Orbeliani ve diğer komutanlarda görüşürken,
Fars nehrinin sağ kıyısında, Hamketi istihkâmının iki üç kilometre
uzağındaki Mamrük-Ogoy (Mamrıkoçey) vadisinde büyük Çerkes grupları
toplandılar. Görüşme, Potto ve Esadze'nin iddiasına göre 18 Eylül 1861'de oldu. Kalabalık Çerkes topluluğundan, başlarında Ubıhların önderi Hacı Berzeg'in bulunduğu 50 kişilik bir heyet öne çıktı. Hacı Berzeg hükümdara yazılı bir dilekçe sundu. Abzehler, Ubıhlar ve onlara komşu diğer halklar Rusya'nın hâkimiyetini tanıyor, fakat ısrarla, kendini tek bir bayrak altında birleşmiş ve tüm haklara sahip bir devlet olarak tanımlayan Batı Çerkesya'nın egemenliğinin korunmasını istiyorlardı. Çerkesler, Rus birliklerinin ülke içlerine yaptıkları yıkıcı seferlere son verilmesini, henüz işgal edilmemiş topraklara dokunulmamasını, buralarda kale, Kazak köyü kurulmasının ve yol yapımının durdurulmasını istiyorlardı. Çarın cevabı kısa ve katiydi: "Abzehler bir ay içinde, iyi topraklar alacakları Kuban ötesine yerleşsinler ya da Türkiye'ye göç etsinler". Aksi taktirde çar Çerkesleri yok etmekle tehdit ediyordu. Çerkes heyeti çarın "barışçı" tekliflerini, kendileri için alçaltıcı bularak reddetti. Halk topraklarını henüz mümkünken savunmaya karar verdi. Bu, çara bir çağrıydı. Görünüşe göre çarla görüşme yeri Çerkesler tarafından belirlenmiştir. Kutsal koruluk olarak bilinen Mamıkoçey vadisinde olması tesadüf değildir. Abzehlerin ve diğer Çerkes boylarının önemli halk toplantılarının tümü asırlık ağaçların çevrelediği bu alanda yapılıyordu. Hamketi görüşmesinden iki yıl Önce Rus birliklerine teslim olan ve Osmanlı İmparatorluğuna giden, Şamil'in ünlü naibi Muhammed Emin'in karargâhı da burada bulunuyordu. Muhtemelen Abzehler kutsal koruluğun kendilerine uğur getireceğini, görüşmenin başarıyla geçmesini sağlayacağını ümit ediyorlardı. Fakat beklentileri gerçekleşmedi. Böylece ölüm ferman kesinleşti. Siyuh'un bu notları "Ulusal Felaket Öncesi" diye adlandırması tesadüfî değildir. Bu adlandırmada bir ölçüde çarın Abzehlerle görüşmesinin ve sonuçlarının tüm Çerkes halkının kaderinde oynadığı rolün değerlendirmesi de vardır. Görüşmelerin yapıldığı yere sonradan çarlık makamlarınca bir şapel, yanına da iki tarafında toplar bulunan II. Aleksandr'ın büstü yapıldı. İç savaş sırasında çarın büstü tahrip edildi, fakat şapelin duvarları bugün de ayakta duruyor ve devlet tarafından tarihi anıt olarak korunuyor. |
|