BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NDA A.B.D.

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NDA A.B.D.


Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde, ABD başkanı Woodrow Wilson, ABD'nin tam bir yansızlık siyaseti benimsediğini açıklamış, ''bütün Amerikalıların gerek düşüncede, gerek eylemde yansız olmalarını'' istemişti. Ama Fransa'nın işgali ve yansız Belçika'ya Almanların girmesi, ABD'de İtilaf Devletleri'nden yana bir kamuoyu oluşmasına yol açtı. Ayrıca, Wilson'un yakın çevresinde de, en yakın danışmanı albay Edward M.House gibi, İtilaf Devletleri'nden yana oldukları bilinen kişiler vardı.
Savaş esnasında ABD, Fransa'ya bol miktarda silah ve askeri malzeme satıyordu. Buna engel olmak isteyen Almanya, denizaltıları aracılığıyla bazı Amerikan gemilerini batırdı. Bunun üzerine ABD, İtilaf Devletleri'nin yanında savaşa girdi. 1918 yılı başlarında Amerikan ordusunun Avrupa'ya gelmesiyle kuvvetler dengesi değişti ve üstünlük İtilaf Devletleri'ne geçti.
Pershing ve İtilaf Devletleri komutanları, Verdun'ün doğusunda kalan Lorraine bölgesinin ABD birliklerinin savaş alanı olması konusunda anlaştılar . Fransa'nın güneybatısındaki limanlara ABD birlikleri çıkmaya başladı. ABD donanmasına verilen denizaşırı taşımacılık görevinin bir bölümü ABD limanlarında el konan Alman ticaret gemileriyle, geri kalanı da ABD ticaret filosuyla yapıldı. Bu karma filo, bir tek gemi bile yitirmeden 1 milyonu aşkın ABD askerini Fransa'ya taşıdı. Geri kalan 1 milyonsa, İtilaf Devletleri'nin gemileriyle taşındı.
800.000 kişilik ABD deniz kuvvetleri, başlangıçta konvoylara ve deniz altılara karşı öbür eylemlere katıldı: İskoçya'dan Norveç'e kadar uzana Kuzey denizi mayın kuşağını oluşturan 70.000 mayının 56.000'ini döşedi. Ayrıca beş savaş gemisi İngiliz Büyük filosuna katıldı, üç savaş gemisi de İrlanda sularında su üstü saldırılarına karşı görevlendirildi.
ABD teknik bakımdan İtilaf Devletleri'nin bir parçası olmadığı için, Pershing kendi hareketli kuvvetinin ''İtilaf Devletleri kuvvetlerinin ayrı ve farklı bir bileşeni olması, kimliğinin korunması'' gerektiği yargısına vardı. İnsan gücü sıkıntısı çeken ve deneyimsiz ABD askerlerinin yeteneksizlik1erinden yakınan İtilaf Devletleri'yse, ABD birliklerinin Fransız ve İngiliz orduları için bir yedek kuvvet haline getirilmesini istediler; İngiliz Savaş Bakanı Newton D. Baker ile ABD Başkanı Wilson, Fransa Cumhurbaşkanı Georges Clemenceau ile Lloyd George'un öne sürdükleri gerekçelere karşı Pershing'i desteklediler.
Başkan Wilson, 8 Ocak 1918'de Kongre'de yaptığı konuşmada, ünlü barış için ''On dört Noktası''nı (''Wilson prensipleri?' de denir) açıkladı: Açık diplomasi, silahların azaltılması, ulusların geleceklerini belirleme hakkı, Milletler Cemiyeti'nin kurulması, vb. Bu idealist savaş hedefleri İtilaf Devletleri'ne manevi bir ağırlık kazandırdı.
Ludendorff, Almanya'nın tek savaşı kazanma umudunun, 1918’de Batı cephesinde, ABD birliklerinin savaşa girmesi ciddi bir etki uyandırmadan önce, kesin bir zafer kazanmak olduğunu anladı. Rusya savaş dışı kaldığına göre, doğudaki Alman kuvvetlerinin büyük bölümünü batıya kaydırıp, büyük bir taarruz hazırlamaya karar verdi. Niyeti, İtilaf Devletleri kuvvetlerini bozguna uğratmaktı.
Almanlar saldırılarına, 21 Mart sabahı yoğun sisli bir havada, İngiliz birliklerinin sağ kanadına Arras ile La Fere arasındaki 100 km'lik bir cephede başladılar .
Taarruzun en önemli sonucu, Almanlar açısından, İtilaf Devletleri'nin ortak bir komutanlık kurmaları oldu.
Ludendorff 27 Mayıs 'ta bir kez daha, bu sefer Chemin des Dames boyunca 40 km'lik bir cephede saldırıya geçti. Bu, Flandre'daki İngilizlere karşı yapılması planlanan kesin sonuç alacak bir saldırıya hazırlık olarak, Fransızları şaşırtmak amacıyla yapılan bir saldırıydı. Tankların arkasından ilerleyen Alman birlikleri, 9 Fransız tümeni ile 3 İngiliz tümenini bozguna uğratarak, Aisne ırmağını geçtiler ve gün batarken, Vesle ırmağını Fismen'in batısında aşıp, 30 Mayıs'ta Marne'ye ulaştılar.
28 Mayıs'ta Pershing, Marne'daki Fransızlara destek gönderirken, savaştaki ilk ABD saldırısı 80 km kuzeybatıda, Cantigny'de gerçekleştirildi. Bunu yerel bir harekat olmasına karşın, Hutier komutasındaki yaşlı askerlerden oluşan Alman birliklerine karşı başarı edilmesi, İtilaf Devletleri'nin moralini yükseltti.
Ardından, ABD 2. ve 3. tümenleri 30 Mayıs'ta mevzilenerek, Marne boyundaki Alman saldırısına karşı çıktılar .3.tümen Chateau- Thierry'deki köprüleri tutup,sonra da karşı saldırıya geçti ve toparlanan Fransız birliklerinin de yardımıyla Almanları Marne'ın öbür kıyısına püskürttü. 2. tümen de, Chateau -Thierry'nin batısında Alman saldırılarına başarıyla direndi.
Ludendorff un 4 Haziran'da saldırıdan vazgeçmesi üstüne, ABD 2 . tümeni, deniz piyade tugayının öncülüğünde karşı saldırıya başladı. 5 Haziran -17 Haziran arasında Almanlar Vaux, Bouresches ve Belleau ormanlarındaki mevzilerinden atıldılar. 9 Haziran'da Compiegne'de başlatılan bir Alman ilerlemesi de, 12 Haziran'da Fransız ve ABD birlikleri tarafından durduruldu.
Flandre'deki İngilizlere karşı hala büyük bir saldırı planlamakta olan Ludendorff, Fransız birliklerini İngiliz cephesinden uzağa çekmek için Champagne'de bir ön saldırı girişiminde daha bulundu. Reims'in doğusundaki saldırı, Fransızlar tarafından birkaç saatte durduruldu. Reims'in batısındaysa Alman 7 . ordusundan yaklaşık 14 tümen Marne'ı geçti; ama ABD birlikleri direndiler.
Almanlar beş ay içinde 500.000 ölü ve yaralı vermişlerdi. Müttefiklerin kayıpları daha da fazlaydı; ama artık her ay 300 .000 ABD askeri gelmekteydi.
İtilaf devletlerinin karşı saldırısı 18 Temmuz ' da, Ludendorff geri çekilmeye hazırlanırken başladı. Hafif tanklar kullanan, ABD ve İngiliz tümenlerinin de yardım ettiği Fransız orduları, soldan sağa doğru Marne çıkıntısına saldırdılar, Vesle ırmağına ulaştılar ve Soissons'u geri aldılar. Bundan sonra Ludendorff, planladığı Flandre saldırısından vazgeçerek, ağırlığı Vesle kıyısındaki durumu korumaya verdi. Marne çıkıntısı artık yoktu. Stratejik açıdan İkinci Marne Muharebesi savaşın gidişini değiştirmiş, inisiyatif Almanların elinden alınmış, Ludendorffun planları suya düşmüştü.
Amiens muharebesinde kendisine ayrılmış ayrı bir cephede iş gören ayrı ve farklı bir ABD ordusu için yürüttüğü çekişmeyi kazanan Pershing, 30 Ağustos'da 1914'ten beri Alman işgalinde bulunan Saint Mihiel çıkıntısına doğru harekete geçti. ABD albayı Billy Mitchell'ın komutasındaki 1.400 kadar ABD, Fransız, İtalyan ve Portekiz uçağından oluşan bir İtilaf Devletleri hava kuvvetinin desteğindeki ABD 1. ordusu, 12 Eylül'de çıkıntının iki yanına birden saldırdı. 16 Eylül ' e gelindiğinde, çıkıntı Almanlardan bütünüyle temizlenmişti. Bundan soma Pershing, bütün ordusunu başka bir cepheye aktarmak gibi büyük bir işe yöneldi; 1 milyonu aşkın askerin tanklar ve silahlarıyla birlikte, gece, Meuse ırmağının batısındaki Argonne ormanı bölgesine taşınıp, orada bir başka önemli saldırıya hazır edilmeleri gerekiyordu.
Foch iki büyük saldın planladı. Bunlardan biri, Verdun bölgesinden, Almanların yaşamsal önem taşıyan ikmal merkezi ve demiryolu kesişme noktası olan Mezieres'e doğru yapılacak Fransız-ABD saldırısıydı. İkincisiyse, Peronne ile Lens arasında yapılacak ve demiryolu kavşağı Aulnoye'u hedef alacak İngiliz saldırısıydı. Başarılı olunursa, bu iki saldın, Almanların batı cephesindeki lojistik durumunu altüst edecekti. ABD birlikleri 26-27 Eylül'de Vasquois ve Montfaucon'dan geçtilerse de, Almanların destek almaları üstüne saldırıları yavaşladı. Pershing, Saint Mihiel harekatından soma, saldın tümenlerinden bazılarım dinlenmiş birliklerle değiştirdi ve 4 Ekim'de saldırısını yeniledi. Manevra alam bulunmadığından, 1. Ordu pahalıya mal olan bir dizi cephe saldırısıyla yavaş yavaş kendine yol açtı ve Argonne ormanının Almanlardan temizlenmesi, soldan Aisne ırmağına doğru ilerlemesini kolaylaştırdı.
ABD kuvvetlerinin beklendiği kadar hızlı ilerleyememesinden kaygılanan Fransa cumhurbaşkanı Clemenceau Pershing'in görevinden alınması için çaba harcadıysa da başarılı olamadı: ABD saldırısının Batı cephesindeki kullanılabilir Alman yedeklerinin tümünü kendisine çekmekte olduğunu gören Foch, Clemenceau'yu desteklemedi. Ekim ayının sonuna gelindiğinde, 1. ordu üçüncü ve son Alman hatlını birçok yerden delmişti.
Yorulan tümenlerin yerine dinlenmiş olanları koyan 1. ordu, 1 Kasım'da yeniden ilerledi, Buzancy'nin kuzeydoğusundaki ve batısındaki son Alman mevzilerini yardı, Fransız 4. ordusunun Aisne'i geçebilmesini sağladı. Bundan sonra ABD öncü birlikleri Meuse vadisinde açıkta ilerlediler, 6 Kasım'da Meuse'ye vardılar ve top ateşiyle bütün Alman cephesi için yaşamsal önemde bir ikmal yolu olan Mezieres-Montmedy demiryolu hatlını kestiler .ABD saldırısının başlamasından bir gün soma, 27 Eylül'de, Haig'in ordular grubu da Hindenburg hattına yüklenmişti; ama başarılı Alman savunması karşısında bu saldın kısa sürede hızını yitirdi.
Meuse-Argonne'daki ABD baskısı bütün hat boyunca Almanların geri çekilmesini zorunlu kılmıştı. Yeni bir saldırıyla İngilizler de, 17 Ekim ' de Selle ırmağı kıyısındaki Alman savunmasını çökerttiler. Aynı tarihlerde, Belçika kralı Albert'in komutasındaki Belçikalılar ve İngilizler de, yeniden Flandre'da ilerlemeye koyuldular .Alman ordusu dağılmaya başladı.
Cephe çizgilerinin bozulmaya başladığı bir sırada, 6 Ekim'de, yeni Alman başbakanı Baden prensi Max, Başkan Wilson'a bir mesaj göndererek Wilson'un ''14 nokta''nın temelinde bir ateşkes istedi. Birkaç haberleşmeden sonra, Wilson'un ısrarıyla, ABD ve İtilaf Devletleri'nin, Almanya'da varolan askeri diktatörlükle ateşkes görüşmesi yapmayacakları kararına varıldı.


OSMANLI  TARİHİ  SAYFASI