ENVER PAŞA’NIN   EBEDİYETE  YOLCULUĞU


Şimdi  4 Ağustos 1922 tarihindeyiz.Kurban Bayramının birinci günüdür...Enver Paşa, maiyetinde kalanların, evin önünde toplanmasını ve onların bayramını kutlayacağını söyler.Toplanılır.Kalan askerlerine dualarını, tebriklerini bildirecek ve kendilerine bir miktar para verecektir.Asker başlarına ise, kendilerinin de bildikleri gibi, onlara sunacak bir şeyi olmadığı söyleyecek ve bu müşterek mücadelelerin hatırası olarak kendilerine, kendi mühür ve imzasıyla birer belge, hatta rütbeler verecektir.

Belcivan  Beyi Devletment Bey de Enver Paşa’ya, altın ve gümüş işlemeli bir çapan yahut ipekli bir cüppe ile bir sarık hediye etmiştir.Hülasa herkes bu hüzünlü Kurban Bayramının havası içindedir.Çünkü bilinir ki bu günler, artık son beraberlik günleridir.Arkadan ve çevreden ise düşman ilerler.Doğu’daki Pamirler yol vermez karlı dağlardır.Kesilen kurbanların toprağa akan kanları, hala tazedir.

İşte  tam bu tören sırasındadır ki doğuda, vadinin Dere-i Hakiyan kısmı ile Çeğan Tepesi istikametinden silah sesleri gelir.Bu bir baskındır ve tören yerindeki kalabalık, baskıncıların makineli  tüfek ateşleri altında eriyebilir.

İşte  o an Enver Paşa, hemen atına atlar. Dört beşi Osmanlı Türklerinden olmak üzere 25 kadar atlı, hemen onu takip ederler.Doğu Çeğan tepesi’ne yönelinir.Çeğan, Abıderya suyunun kuzey sırtlarına düşer.Altta, Dere-i Hakiyan vadisi uzanır.Çeğan, Belcevan’a 15 kilometre kadar doğudadır.Tepede mevzilenmiş ve makineli  tüfekleri bulunan   bir düşman müfrezesine karşı aşağıdan, vadiden ve ancak atlar üstünden çekilmiş kılıçlarla , azlık bir nevi fedai süvari grubunun   saldırıya geçişinin sonu bellidir.Ama Enver Paşa en öndedir.Atını yıldırım gibi sürer.Kılıcıyla havayı yararak koşar.Yanındakiler de ondan geri kalmazlar.

Bir  kumandanın, bir Başkumandanın, bir baskın müfrezesine karşı en önde ve atla, kılıçla karşı çıkışı, askeri savaş usullerine sığmaz.Ama burada artık askerlik değil, yolun sonu, son hamle ve beklenen arayış konuşacaktır.Bu son ise, ölüm ve şahadettir.

Şimdi  bütün yollar kapalıdır ve 1908’de Makedonya dağlarında başlayan serüven artık Himalaya dağlarının kuzey silsilelerini teşkil eden Pamir eteklerinde, yiğitçe sona erecektir.

Öyle  de olur.Çeğan tepesinde ve Kulikov kumandasında ateş açan mitralyözlerin üzerine, yalın kılıçlarla hücum eden bu 25 kadar süvarinin akıl almaz saldırısı, karşı tarafta, hatta şaşkınlık ta yaratır.Bu kılıçların altında yaralananlar, teslim olanlar bile olur.Öndeki mitralyöz susturulmuştur bile, ama ateş kesilmez ki.Daha arkadaki ikinci mitralyöz, ateşini, huzmesini, en önde ilerleyenlerin üzerinde yoğunlaştırır.Bunların da en önünde de Enver Paşa vardır.Böylece, çağdaş mitralyöz, ortaçağın ünlü silahı olan kılıcı yener.Enver Paşa vurulur.Atından düşer.Onunla beraber diğerleri de yerlere serilirler.Paşa’nın kır atı Derviş, bütün bu tür sahnelerde olduğu gibi efendisinin başucundadır.Ama mitralyözlerin şeritleri ateşlerini kusmaya devam ederler.Derviş de önce ön iki ayağı üzerine çöker.Sonra yana devrilir. O da son nefesini  vermiştir.

Çeğan  Tepesi’ne arkadan kalabalık yardımcılar gelemez.Abıderya panik içindedir.Ama Doğu Buhara Beylerinin en vasıflısı, en sadık olanı ve en yiğidi olan Belcevan Beyi Devletment, köye biraz geç yetişmiştir.Paşasının Çeğan’a saldırdığını öğrenince, hemen atına atlar.Son sahneye yetişir.Ve Devletment Bey’in de cesedi, bu tepede Paşasının biraz berisinde toprağa serilir.

Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa 
Şevket Süreyya Aydemir.

OSMANLI  TARİHİ  SAYFASI