|
II. MAHMUT'UN BİR ERMENİ BÜYÜCÜSÜNÜ SARAY'A ALMASI
"Meryem
Dudu yaşlı bir Ermeni kadınıdır. A. Henriquez'in kitabından öğrendiğimize
göre bu kadın ilkin hizmetçilik yaparmış. Gece gündüz içki içtiğinden
onu bu işten kovmuşlar. Bu kez evlerde çamaşır yıkamaya başlamış. Eline
az para geçtiğinden kendisine yeni bir iş aramış. O günlerin İstanbul'unda
rastlanan 'Gelincik' adlı kuruntu (mevhum) hastalıktan yararlanmayı aklına
koymuş. Bunun üzerine 'kızoğlankız sidiği', 'Limon özsuyu', 'Kırmızı',
'Damıtık Su'yla abuk sabuk daha bazı şeylerin karışımından kendine özgü
bir kocakarı ilacı düzenlemiş. Ondan sonra, Gelinciği bu ilaçla ancak
ben iyi edebilirim. Onu bana Tanrı öğretti, yanında İsa'yla adaşım Meryem
de vardı, gibi saçma sapan sözlerle ilkin çevresini, arkasından her gün
girip çıktığı paşa konaklarındaki her biri bir cehalet timsali hanımefendileri
bir güzel kandırmış. Onlar bu önemli haberi kocaları olan çoğu boş kafalı
Osmanlı paşalarına duyurmuşlar. Hazretler dururlar mı? 'Efendimiz' dedikleri
padişaha yaranmak için Dudu'nun adıyla marifetlerini Saray'a iletmişler.
İşin gülünç olduğu gibi acı yanı, Saray da 'Meryem Dudu'yu Mal bulmuş
Mağribi gibi hemen kapmış. Hatta II. Mahmut, kızıla yakalanan oğlu Abdülmecit'i
'Meryem Dudu'nun kutsannuş (Takdis) şuruplarıyla tedavi ettirmiş."
OSMANLI TARİHİ SAYFASI
|