OSMANLI TARİHİ'NDE KADERCİLİK ÖRNEKLERİ Kanuni Süleyman, enerji ve kudret dolu varlığı ile “muhteşem” ünvanını
kazanmış olan yüksek vasıflı bir hükümdardır.Kudretiyle nice milletleri
esir eden bu padişah, gel gör ki, kaderci tevekkülün esaretinde yaşamaktadır.Şöyle
ki; İstanbul’da korkunç bir veba salgını baş gösterip her gün yüzlerce
kişiyi ölümün kucağına atıyor.Avusturya büyükelçisi Busbeq Viyana’ya
yazdığı mektubunda “Devletin bu salgın karşısında hiç bir tedbir almadığını,
çünkü eğer Allah ölümü mukadder kıldıysa, ondan kurtulmak için uğraşmak
beyhudedir” diye düşündüğünü yazıyor.Büyükelçi salgının yoğun olduğu
bölgeden uzaklaşıp, imkan nispetinde korunabilmek için, Büyükada’ya gitmeyi
planlayıp, padişahtan izin istiyor.Padişah da kendisine şu cevabı veriyor:”Veba
Allah tarafından gönderilmiş bir illettir.Ve Allah’ın emirleri, ne yapılsa
değişmez.Eğer benim vebaya kuban olmaklığım Cenab-ı Hak tarafından takdir
edilmişse başka tarafa gitmek ve saklanmak beyhudedir.Bu senin için de
varittir”. diyerek Busbecq’in izin isteğini reddediyor. El Kanun adlı eserinde "İnsan bedeni bilinmeden hekimlik yapılamaz" diye yazdığı için İbn-i Sina'nın eserlerinin Osmanlı topraklarında okunması yasaklanmış, kendisi de "kafir" ilan edilmişti. Her çeşit bilginin hızla inkışafa başladığı 18.y.y'ın ortalarında, bir Alman firması hükümete müracaatla, mimari ve tarihi değerleri olan camilere bir yıldırım isabeti karşısında bunların zarar göreceğini, bu itibarla minarelere paratoner konması hususunda bir mukavele akdini teklif etmiş.Bu teklif hükümetçe padişaha arz edildiğinde her çeşit yeniliğe taraftar olan hükümdar, minare husunda tereddüte düşüp, bunun ahkam-ı şer'iyeye uygun olup olmadığı bir kere de bab-ı meşihattan sorulmasını irade eylemiş ve Şeyhülislam verdiği cevapta, "Minarelere siper-i saika (paratoner) konmasında bir mahzur-u şer-i olmamakla berber, bu aletin mahiyetini bilmeyen ehl-i şeriat uleması arasında teşviş-i ezhan-ı mucibolacağı cihetle, minarelere siper-i saika konmasından şimdilik sarf-ı nazar olunmasının uygun olacağını arz etmiştir."
|
|