|
19. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETÝ’NDE
BATILI DEVLETLERÝN, RUSYA’NIN VE ABD’NÝN ERMENÝ OKULLARINA EMPERYALÝST
ETKÝLERÝ VE ÝLGÝLÝ DEVLETLERÝN ERMENÝ MESELESÝ’NÝN ORTAYA ÇIKIÞINDAKÝ
ROLLERÝ*
MEHMET DERÝ**
Özet: Aþaðýdaki
makalede 19. yüzyýl Osmanlý coðrafyasýnda Emperyalist Batýlý Devletlerin,
Rusya’nýn ve ABD’nin destek ve yardýmlarýyla Ermeni okullarýnda yürütülen
emperyalist faaliyetler hakkýnda bilgi verilecektir.
Anahtar Kavramlar: Ermeni Okullarý, Emperyalizm,
Emperyalist Batýlý Devletler, Rusya, Amerika Birleþik Devletleri.
Osmanlý Devleti sahip olduðu jeopolitik ve jeostratejik önem nedeniyle,
19. yüzyýlýn sonlarýna doðru Batýlý Devletlerin ilgi odaðý haline geldi.
Bunun neticesinde Batýlý Devletler “Þark Meselesi”ni ortaya atarak, Osmanlý
Devleti topraklarýný kendi emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda paylaþma
yoluna gittiler. Buna göre Batýlý Devletler, Osmanlý Devleti’ne karþý
izledikleri siyasetle ondan siyasi, ekonomik, ticari, kültürel ve diðer
alanlarda hak ve çýkarlar ile toprak elde etmenin çabasýný sürdürmeye
çalýþýrlarken, ayný zamanda her devlet, daha çok pay elde edebilmek için
rakip devletlerin kendi aleyhine geliþmesini önleme mücadelesini yapmýþtýr.
Osmanlý Devleti üzerinde hedefleri ve çýkarlarý olan devletler, kendine
hizmet edebilecek, dinine, mezhebine ve siyasi hedeflerine ve çýkarlarýna
uygun olan milleti belirledi. Böylece Fransýzlar Katolikleri ve Ermenileri,
Ýngilizler Protestanlarý ve Ermenileri, Amerikalýlar Protestanlarý ve
Ermenileri, Yunanlýlar Rumlarý himaye altýna aldýlar.
Burada dikkat edilirse her devlet, kendi siyasi hedefleri ve çýkarlarý
doðrultusunda Ermenileri kullanmak istiyordu. Bunun neticesinde Gregoryen
Mezhebi’nden olan Ermeniler, Batýlý Devletlerin ve Amerika’nýn emperyalist
politikalarý sonucunda Katolik, Protestan ve Gregoryen olmak üzere üç
mezhebe ayrýldýlar ki, aralarýnda daha sonra mezhep çatýþmalarý baþlayacaktýr.
Fransa, Osmanlý ülkesinde misyoner faaliyetlerine ilk önce baþlayan ülkedir.
Katolik olan bu Fransýz misyonerler, hem Hýristiyanlýðý yaymak hem de
Ýstanbul’daki gayrimüslimlerin eðitimi ile yakýndan ilgilenmek üzere
16. yüzyýlýn sonlarýna doðru Osmanlý ülkesine geldiler. Özellikle Katolik
Cizvitler ile hýzlý bir yayýlma ve geniþleme gösteren Fransýz misyonerliði,
daha sonra Katolikliðin diðer kollarý olan Fransiskan, Dominiken, Kapuçin
ve Firerler rahip ve rahibelerinin de Osmanlý ülkesine gelmesiyle daha
bir hýzlý büyüme ve yayýlma sürecine girdiler.
Katolik misyonerler Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Keldaniler, Marunîler,
Yezidiler, Yahudiler üzerinde çalýþmýþlar, gittikleri yerlere kilise,
okul, hastane pansiyon, yurt, yetimhane, saðlýk ocaklarý, eczane, yabancý
dil kurslarý, sanat öðreten atölyeler açmýþlardýr.
Fakir ve kimsesiz çocuklardan yaþlýlara kadar, bilhassa yardýma muhtaç
insanlarý kendilerine ilgi alaný olarak seçen Katolik misyonerleri –diðer
misyonerlerde bu þekilde çalýþmýþlardýr- bu metotla insanlarý, kendi
dinlerine ve mezheplerine çevirme yolunu takip etmiþlerdir. Elbetteki
her zaman bu misyonerlerin arkasýnda Fransa’nýn maddi ve manevi desteði
arkalarýnda olmuþtur. Ayrýca
bu misyonerler, gittikleri yerlerin halkýna Fransýz dilini ve kültürünü
öðretiyorlardý ki, bundaki amaç bu toplumlarýn Fransýz sanayi ve ticaretinin
müstakbel müþterileri olarak düþünülmesiydi. Hatta bu hususta Alliance
Française’nin bir üyesi bu konuda þunlarý söyler: “Fransýz dili, Fransýz
kültürünü ve alýþkanlýklarýný saðlar, bu ise Fransýz ürünlerinin alýnmasý
demektir. Fransýzca bilen kiþi de Fransa’nýn müþterisi haline gelir.”
demek suretiyle misyonerliðin ticari boyutuna dikkat çeker. Nitekim 19.
yüzyýlýn ortalarýna doðru misyonerler, baðlý bulunduklarý devletinde
desteðiyle, ticaret ve sanayi ile ilgili birçok okul açmýþlardýr.
Bu bilgilerden sonra Fransýzlarýn Ermeniler ve Ermeni okullarý ile olan
iliþkilerine gelince:
Osmanlý-Fransýz iliþkileri Kanuni Sultan Süleyman zamanýnda Fransýzlara
verilen (1536) kapitülasyonlarla baþlamýþ, bu tarihte baþlayan dostluk
18. yüzyýlýn ortalarýna kadar devam etmiþtir. Fransa’nýn 1798’de Mýsýr’ý
iþgal etmesiyle Osmanlý-Fransýz iliþkileri yeni bir sürece girmiþtir. Ayrýca
Fransa’nýn Yunanistan’ýn baðýmsýzlýðýnda önemli bir rol oynamasý (1829),
Cezayir’i iþgal etmesi(1830), Mehmet Ali Paþa Ýsyaný ve Mýsýr Meselesi’nde
(1832-1833) Mehmet Ali Paþa’ya destek vermesi, 1881’de Tunus’u, 1904’te
Fas’ý iþgal etmesiyle Osmanlý-Fransýz iliþkileri artýk tamamen çýkmaza
girmiþtir.
Fransa, Osmanlý ülkesinde kapitülasyonlar vasýtasýyla elde ettiði çýkarlarýný
devam ettirmek için Osmanlý bünyesindeki Katolikleri ve Gregoryen Mezhebi’nden
olan ve Fransýz misyonerler vasýtasýyla Katolik yaptýðý Katolik Ermenileri
kullanmýþtýr. Bu amaçla Fransa, Osmanlý ülkesinde kendi çýkarlarýný korumak
ve devam ettirmek ve de Gregoryen Mezhebi’nden olan Ermenileri Katolik
yapmak, Fransýz kültür ve zihniyetinin bir parçasýný oluþturmak/temsil
etmek ve yaygýnlaþtýrmak maksadýyla Ermenilere yönelik çok sayýda okul
açmýþtýr.
Açýlan bu okullarda Fransýz öðretmenleri, din adamlarý, misyonerler,
ajanlar kendi belirledikleri eðitim programlarý doðrultusunda ders vermiþlerdir.
Öyle ki bu okullarda okuyan öðrenciler Fransa’nýn tarihini ve coðrafyasýný,
edebiyatýný, Fransýz daðlarýný, nehirlerini, kendi ülkelerinden daha
iyi bilirlerdi. Fransa’nýn ithal ve ihraç ettikleri maddeleri en ince
teferruatýna kadar öðrenirlerdi. Öðrenciler, kendi tarihinde okumadýklarý
þeyleri Fransýz tarihinden okurlardý.
Fransa, Ermeni Meselesi’nin ortaya çýkýþýnda ve Ermenilerin baðýmsýzlýk
isteðiyle Osmanlý Devleti’ne karþý sýk sýk ayaklanmasýnda da önemli roller
oynamýþtýr.
Fransa’da okuyan Ermeni gençleri, buradaki bilim ve düþünce adamlarý,
þairler, yazarlar, aydýnlarla temasa geçerek Fransýz Ýhtilali sonrasýnda
moda olan baðýmsýzlýk, özgürlük, milli devlet, milliyetçilik, eþitlik,
adalet vb. konularda bilgilendirilip Osmanlý Devleti aleyhine yönlendirilip
kýþkýrtýlýyorlardý. Fransa’dan dönen bu Ermeni gençleri, bu fikirlerini
kendi toplumuna yayarak ayrýlýkçý hareketleri körüklüyorlardý, bu Ermeni
gençlere en büyük desteði ise Fransýz basýný ve kamuoyu ile Ermeni zenginleri
veriyordu. Bunun neticesinde Ermeniler sýk sýk baðýmsýzlýk isteðiyle
Osmanlý Devleti’ne karþý ayaklanmýþlar, baþta Fransa olmak üzere Avrupa’da,
Ermeni Meselesi’nin altyapýsý oluþturulmuþtur.
Ermenilerle ve Ermeni okullarýyla iliþkisi olan bir diðer devlet ise
Ýngiltere’dir. Osmanlý-Ýngiliz iliþkileri Ýngilizlerin ticari amaçlý
giriþimleriyle 16. yüzyýlýn sonlarýna doðru baþlamýþtýr. Ýngilizler gemilerine
Fransýz bayraðý çekerek Osmanlý karasularýnda ticaret yapýyorlardý. Ýngiltere,
bu durumdan kurtulmak ve Osmanlý ülkesinde rahatça ticaret yapabilmek
için Osmanlý Devleti’ne baþvurmuþtu, bu istekleri Osmanlý Devleti tarafýndan
kabul edilmiþ, böylece Osmanlý-Ýngiliz iliþkileri baþlamýþtýr.
Osmanlý Devleti sahip olduðu jeopolitik ve jeostratejik önem ve sahip
olduðu ticari ve ekonomik potansiyeli, Asya, Avrupa ve Afrika kýtalarýný
birbirine baðlayan kara ve deniz yollarýna transit olan özelliði, Ýngiltere
için Ortadoðu’da Suriye üzerinden Mýsýr’ý, Irak üzerinden de Hindistan
sömürge ve ticaret yollarýný denetlediðinden özel bir stratejik önem
arz etmekteydi.
1838 Türk-Ýngiliz Ticaret Antlaþmasý(Baltalimaný Antlaþmasý), 1850 Gümrük
Tarifesi Antlaþmasý ile Ýngiltere, Osmanlý sýnýrlarý içinde geniþ iktisadi
ve ticari haklara sahip olmuþtu. Bu nedenle Ýngiltere Ortadoðu’daki çýkarlarýný
korumak ve devam ettirmek için Þark Meselesi ile yakýndan ilgileniyor
ve bunu kendi lehine çözümlemek istiyordu.
Ýngiltere, Hindistan yolunun güvenliði Ortadoðu’daki ve Akdeniz’deki
çýkarlarýný devam ettirmek için Fransa ile mücadeleye giriþmiþ Amiral
Nelson komutasýndaki Ýngiliz donanmasý, Ýskenderiye yakýnlarýnda Ebukir
Koyu’nda Fransýz donanmasýný aðýr bir yenilgiye uðratmýþtýr(1 Aðustos
1798).
Ýngiltere emellerine ulaþmada Fransa’dan sonra en büyük rakip olarak
Rusya’yý görüyordu. Bu nedenle Ýngiltere, Rusya’nýn Boðazlara ve Akdeniz’e
inme, Osmanlý Devleti üzerinde söz sahibi olmasýný kendi çýkarlarýna
aykýrý buluyordu. 1841 Londra Boðazlar Antlaþmasý ile Boðazlar Meselesi,
boðazlarýn devletlerarasý bir statüye baðlanmasýyla Ýngiltere ile Rusya
arasýnda bir yumuþama meydana gelmiþti. Fakat
1848’den sonra özellikle mülteciler meselesinde Ýngiltere’nin Osmanlý
Devleti yanýnda yer almasý Rusya ile aralarýnýn yeniden açýlmasýna yol
açtý. Zira Rusya’nýn Osmanlý ülkesinde yeni kazanýmlar elde etmesi, Osmanlý
ülkesinde çýkarlarý ve emelleri olan Ýngiltere’yi rahatsýz etmiþtir. Nitekim
bu konuda Ýngiliz devlet adamlarýndan Lord Russel’in: “Eðer Rusya’yý
Tuna Nehri üzerinde durduramazsak, günün birinde Ýndus kýyýlarýnda durdurmak
zorunda kalacaðýz” sözü, konumuzu özetlemesi açýsýndan oldukça önemlidir.
Ayrýca Ýngiltere, Rusya’nýn Balkanlarda dolayýsýyla Osmanlý Devleti üzerinde
nüfuz kurmasýný da kendi çýkarlarýna aykýrý buluyordu. Bundan dolayý
Ýngiltere, Osmanlý topraklarý üzerinde denge politikasý kuruyor, doðu
ticaret yollarýnýn güvenliði ve çýkarlarýnýn devamý için Osmanlý Devleti’nin
varlýðýnýn sürdürülmesinden yana oldu. Nitekim bu konuda Ýngiliz devlet
adamlarýndan Chatham’ýn söylediði þu söz konumuzu aydýnlatmasý bakýmýndan
önemlidir. Chatham: “Osmanlý Devleti’nin yaþamaya devam etmesinin Ýngiltere
için hayati bir önemde zorunluluk olduðunu söylemeyen bir kimse ile ben
konuþmam” diyerek Ýngiltere’nin Osmanlý Devleti’ne bakýþýný çok güzel
ifade eder.
1877-78 Osmanlý-Rus Savaþý (93 Harbi) sonrasýnda imzalanan Ayastefanos
(Yeþilköy) Antlaþmasý ile (3 Mart 1878) Rusya, Osmanlý Devleti ve Balkanlar
üzerinde söz sahibi oluyor, Þark Meselesi’nin Rumeli kýsmýný kendi çýkarlarý
doðrultusunda çözmüþ oluyordu. Fakat Ýngiltere, Rusya’nýn Ayastefanos
Antlaþmasý ile elde ettiði bu haklarý kendi çýkarlarýna aykýrý gördüðü
için Ayastefanos Antlaþmasý yürürlüðe girmedi. Ayrýca Avusturya’da Rusya’nýn
Balkanlarda söz sahibi olmasýný istemediði için Ayastefanos Antlaþmasý’na
itiraz etmiþti. Bunun üzerine ilgili devletler Ýngiltere, Rusya, Avusturya,
Almanya ve Ýtalya 13 Temmuz 1878’de Berlin Antlaþmasýný imzaladýlar.
Berlin Antlaþmasý ile Ýngiltere, Rusya’nýn Akdeniz’e inmesini önlemiþ
oluyordu. Ayrýca Ýngiltere 4 Haziran 1878’de yapýlan bir antlaþma ile
Kýbrýs’ý idaresi altýna alarak -daha sonra da iþgal ederek- Doðu Akdeniz’i
ve Süveyþ Kanalýný kontrol etmiþ oluyordu.
Ýngiltere 1878 Berlin Antlaþmasý’nýn 61. maddesine göre Doðu Anadolu’da
Ermenilere yönelik ýslahat yapýlmasýný öngörüyordu. Bu madde, ayný zamanda
Batýlý Devletlerin ve Rusya’nýn kendi emelleri doðrultusunda Ermeni Meselesini
ortaya attýklarý maddedir. Bu madde tamamen Ýngiltere’nin Osmanlý Devleti’ne
yönelik yeni politikasý gereði Ermenileri kendi tarafýna çekmek için
konulmuþ bir madde idi. Böylece
Ýngiltere, Doðu Anadolu’da yaþayan Ermenilerin haklarýný savunur görünüp
Rusya’nýn Akdeniz ve Ortadoðu’ya inmesine engel olmaya çalýþýyordu. Rusya
ise 61. maddeyle Doðu Anadolu’daki Ermenileri kendi nüfuzuna alarak Akdeniz’e
ve Ortadoðu’ya, Basra Körfezine dolayýsýyla sýcak denizlere inmeyi amaçlýyordu.
Bütün bu bilgilerden sonra Ýngiltere’nin Ermeniler ve Ermeni okullarý
ile olan iliþkisine gelince: Yukarýda da belirttiðimiz gibi 1878 Berlin
Antlaþmasý sonrasýnda Ýngilizler Osmanlý Devleti üzerindeki emellerini
ve çýkarlarýný Ermenileri kullanarak devam ettirmek istediler. Bu amaçla
Ermenilere yönelik açtýklarý okullar vasýtasýyla bu emellerini gerçekleþtirme
yolunu takip ettiler. Ayrýca Protestan Ýngiliz misyonerleri vasýtasýyla,
çok sayýda Gregoryen Mezhebi’nden olan Ermeniyi Protestan Mezhebine kazandýrdýlar. Ayrýca
bu Ýngiliz Protestan misyonerleri, Osmanlý ülkesinde Katolik Fransa’ya
ve Ortodoks Rusya’ya karþý kullanýlacak, onlarý devre dýþý býrakacak
Protestan zihniyeti oluþturmayý amaçlýyordu.
Ýngiltere’nin Ermenilere yönelik açtýðý bu okullar, Ýngiliz ideallerine,
kültür ve düþüncesine hizmet eden bir üs vazifesi görmüþler, bu
hususta Ýngiliz misyonerleri ve ajanlarý çok aktif roller üstlenmiþlerdir. Ayrýca
Ýngiliz konsolosluklarý, diplomatlarý ve tüccarlarý da bu okullara gereken
her türlü yardým ve desteði yapmýþlardýr.
Bu okullarda yetiþen Ermeniler, Ýngiliz kamuoyunun, diplomasinin ve basýnýnýn
da desteðiyle Osmanlý Devleti’ne karþý baðýmsýzlýk isteðiyle sýk sýk
isyan eder hale geldiler. Bu isyanlarda binlerce masum Türk katledildi. Ýngiltere
Ermenileri tahrik edip her türlü yardým ve desteði yaptýðý gibi, Osmanlý
Hükümeti’nin haklý olarak aldýðý emniyet tedbirlerini de eleþtiriyor,
Ýngiliz politikacýlarý ve basýný bu eleþtirilerin baþýný çekiyordu.
Ýngiliz Hükümeti, Osmanlý Ermenilerinin baðýmsýzlýk hareketlerini desteklemekle
de kalmayarak Osmanlý ülkesinde suç iþleyip cezaevlerine düþen Protestan
Ermenilerin salýverilmesi için kampanya baþlattý ve bunda da baþarýlý
oldu.
Osmanlý Devleti’nin 1. Dünya Savaþý’na girmesiyle birlikte Ýtilaf Devletleri
bloðunda yer alan Ýngiltere, Fransa, Rusya Ermeni Meselesi’ni yeniden
kullanarak Osmanlý Devleti’ni Doðu Anadolu’da etkisiz býrakmaya çalýþýyordu.
Ýngiltere ve Rusya, Ermenileri Osmanlý Devleti’ne karþý baðýmsýz bir
Ermeni Devleti vaadiyle aldatýyordu. 9
Kasým 1916’da Ýngiliz Baþbakaný Asquith, 5 Ocak 1918’de Ýngiliz Baþbakaný
Lloyd George, Ermenilere Doðu Anadolu’da baðýmsýz bir Ermeni Devleti’nin
kurulacaðý vaadinde bulundular. Hâlbuki bu vaatler birer aldatmacadan
ibaretti. Zira Ýngiltere, Fransa, Rusya arasýnda 16 Mayýs 1916’da yapýlan
Sykes-Picot Antlaþmasý ile Doðu Anadolu Ruslara verilmiþti.
Ruslarýn asýl amacý Doðu Anadolu’da baðýmsýz bir Ermeni Devleti kurmak
deðil, Ermenilere nüfuz edip onlarý kendi emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda
kullanmaktý. Nitekim Rus Dýþiþleri Bakaný Lobanoff Rostovski: “Biz Ermenisiz
Ermenistan istiyoruz” diyerek bu gerçeði apaçýk bir þekilde ortaya koyar.
Yine bu hususta þu ifadeler oldukça dikkat çekicidir. Ermenilerin Erzurum
isyaný sýrasýnda Erzurum Rus Konsolosu, Erzurum Valisi Semih Paþa’yý
ziyarete gitmiþ ve ona “Böyle bir âsi halký Rusya’da olsa mutlaka kýrarlar”
derken, ayný konsolos Ermeni komitecilerine de: “Osmanlý gibi vahþi bir
hükümetin idaresi altýnda yaþamaya deðmez” demiþtir.
Baðýmsýz Ermenistan vaadiyle kýþkýrtýlan ve aldatýlan Ermeniler, baþta
Rusya olmak üzere Ýngiltere ve Fransa’nýn askeri birliklerine gönüllü
olarak katýlýp Türklere karþý savaþmýþlardýr. 1. Dünya Savaþý ve mütareke
dönemindeki Ermeni olaylarý Ýngiltere ve Rusya’nýn kýþkýrtmalarýyla ve
yönlendirmeleriyle geliþmiþ, bu devletler Ermenilere silah, cephane,
mühimmat ve diðer destekleri saðlamýþ, Ermeniler bu olaylar sýrasýnda
binlerce masum Türk’ü katletmiþtir.
1. Dünya Savaþý sýrasýnda Ermenilerin katliamlar yaptýklarý yerlerde
daha önceden açýlmýþ olan, savaþ sýrasýnda ise kýþla ve malzeme deposu
olarak kullanýlan okul sayýsý 1145’tir. Bu rakam, Gregoryen Ermenilerine
ait okul sayýsýdýr. Bu rakama Katolik Ermeni okullarý, Protestan Ermeni
okullarý ve özel Ermeni okullarý da eklenince rakam bir hayli artmaktadýr.
Yine bu dönemde Ermeni dernekleri -ki bu dernekler çoðunlukla zengin
Ermeniler tarafýndan kurulmuþtur- yayýnladýklarý bildirilerle, Ermenileri
isyana teþvik ederken Ermeni okullarýnda Türk düþmanlýðý aþýlanýyor,
ayrýlýkçý ve bölücü aðýrlýklý siyasî eðitim yapýyordu. Okullarýn duvarlarýna
hayalini kurduklarý Ermenistan ile ilgili bilgiler asýlýyor, Osmanlý
tuðrasý kaldýrýlarak yerine Ermenistan haritasý asýlýyor ve okullarda
Büyük Ermenistan hayaline yönelik þarkýlar söyleniyordu.
Milli Mücadele’nin kazanýlmasýndan sonra Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý
içinde yalnýzca Ýstanbul’daki Ermeni okullarý kalmýþ, Cumhuriyetin ilanýndan
sonra diðer okullar gibi Ermeni okullarý da Milli Eðitim Bakanlýðý’na
baðlanmýþtýr.
Bu hususta sonuç itibariyle þunlarý söylemek gerekirse: Protestan Ýngiliz
misyonerleri Gregoryen Mezhebi’nden olan Ermenileri, Protestan yapmakta
önemli baþarý saðlamýþlar, Ýngilizler, Protestan Ermenilere yönelik çok
sayýda okullar açmýþlar, açýlan bu okullar Ýngiliz emellerine ve çýkarlarýna
hizmet ettiði gibi, Ýngiliz kültürünün ve zihniyetinin bir parçasý haline
gelerek temsilcisi ve yayýcýsý olmuþlardýr.
Ermeniler ve Ermeni okullarý ile ilgisi olan diðer devlet ise Rusya’dýr.
Osmanlý-Rus iliþkileri Moskova Knezi’nin bir elçilik heyetini Kýrým Haný’nýn
aracýlýðýyla II. Bayezýd döneminde 1492’de Ýstanbul’a göndermesiyle baþlar.
Moskova Knezi, bu elçisiyle Osmanlý Devleti’nden Kuzey Karedeniz limanlarýnda
Rus tüccarlarýnýn serbestçe ticaret yapmalarýný ve komþuluk iliþkilerinin
kurulmasýný istemiþse de, Osmanlý Devleti’nin siyaseti daha çok Avrupa
ve Akdeniz’e yönelik olduðu için Ruslarýn bu isteði reddedilmiþ, daha
sonraki yýllarda Ruslarýn bu konudaki isteklerine olumsuz cevap verilmiþtir.
Rusya 2. Viyana Kuþatmasý’ndan sonra Türklere karþý Avrupa Devletlerinin
kurduðu Kutsal Ýttifaka girerek Osmanlý Devleti ile savaþmaya baþlamýþtýr.
Diðer devletlerle 1683’ten beri süren bu savaþlar sonucunda Kutsal Ýttifak
üyeleri ile (Rusya, Avusturya, Venedik, Lehistan) 1699 yýlýnda Karlofça
Antlaþmasý yapýlmýþtýr. Ayrýca bir yýl sonra (13 Temmuz 1700) Rusya ile
Ýstanbul Antlaþmasý imzalanmýþ, Azak Kalesi Ruslara verilmiþ, Ruslarýn
Ýstanbul’da daimi bir elçi bulundurmasý kabul edilmiþtir.
Osmanlý Rus iliþkilerinde dönüm noktasý 1768-1774 Osmanlý-Rus Savaþý
sonrasýnda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaþmasý olmuþtur. Bu antlaþma
ile Rusya, Osmanlý tebaasý Ortodokslarý himaye hakkýný elde etmiþ, Karadeniz
ve Akdeniz’de serbestçe ticaret yapabilme, Ýstanbul’da bir Ortodoks Kilisesi
açma hakkýný elde etmiþtir. Böylece Rusya 18. yüzyýlýn sonlarýna gelindiðinde
Osmanlý Devleti’nden önemli topraklar ile ticarî hak ve çýkarlar elde
ederek güneye doðru ilerlemiþ, gittikçe büyüyen bir tehlike olarak Osmanlý
Devleti’nin varlýðýný tehdit etmeye baþlamýþtýr.
Rusya’nýn gittikçe kuvvetlenmesi, Osmanlý ülkesinde haklar elde etmesi;
yine Rusya’nýn Boðazlarýn ve Akdeniz’e inme politikasý Osmanlý Devleti
üzerinde emperyalist emelleri bulunan Ýngiltere ve Fransa’yý rahatsýz
ediyordu. Bu nedenle ilgili devletler “Þark Meselesi”ni kendi çýkarlarý
ve amaçlarý doðrultusunda çözümlemenin hesabý içindeydiler. Bu nedenle
Osmanlý ülkesi, özellikle de 19. yüzyýlda bu devletlerin “çýkar ve nüfuz
çatýþmasý”na söz konusu olmuþtur.
Rusya’nýn Osmanlý topraklarýnda elde ettiði önemli baþarýlardan biri
de misyonerler, ajanlar ve papazlar yardýmýyla yürüttüðü propagandalar
neticesinde Osmanlý tebaasý olan Ortodoks Rumlar arasýnda ulusçuluk akýmýnýn
yayýlmasý ve baðýmsýz bir Yunan Devleti’nin kurulmasý olmuþtur.
1877-78 Osmanlý Rus Savaþý (93 Harbi) sonrasýnda imzalanan Berlin Antlaþmasý’nýn
(13 Temmuz 1878) 61. maddesi ile Rusya, Doðu Anadolu’da Ermenilere yönelik
ýslahat yapýlmasýný istiyordu. Rusya, bu amaçla Doðu Anadolu’daki Ermenileri
kendi nüfuzu ve hâkimiyeti altýna alarak Akdeniz’e, Ortadoðu’ya, Basra
Körfezi’ne dolayýsýyla sýcak denizlere inmek istiyordu. Bahsi
geçen 61. madde, ayný zamanda Batýlý Devletlerin (Ýngiltere, Fransa)
ve Rusya’nýn kendi emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda Ermeni Meselesi’ni
ortaya attýklarý bir maddeydi.
Bu olaydan sonra Osmanlý topraklarýndaki emperyalist devletlerin iktidar
mücadelesinde Rusya ve Ýngiltere, Ermenileri bir piyon olarak kullanmaya
baþlamýþtýr. Doðu Anadolu’daki Rus iþgali, Rusya’nýn Osmanlý Ermenileri
üzerindeki etkisini daha çok artýrmýþtýr. Osmanlý Devleti’nin jeopolitik
ve jeostratejik öneminden kaynaklanan Osmanlý Ermenilerine yönelik Rus
politikasýný, Doðu ve Güneydoðu’yu tamamen kendi tasarrufu altýna alarak
Kafkas-Ýskenderun hattýný kendi hâkimiyetine altýna almak þeklinde özetleyebiliriz.
Rusya, gönderdiði ajanlar vasýtasýyla Ermenilere eðitim, basýn-yayýn
ve propaganda yoluyla bölücü ve ayrýlýkçý fikirler aþýlayarak, Ermenilerin
sözde baðýmsýz bir devlet kurma vaadiyle sýk sýk Osmanlý Devleti’ne karþý
ayaklanmalarýný saðlamýþtýr. Rusya, Ermeni okullarýnda bu ayaklanmalarý
yönetecek ve yönlendirecek ihtilalci liderler yetiþtirmiþtir. Ayrýca
Rusya, Ermenilere silah, mühimmat yardýmý yapmýþ, ayaklanmalarý yönetmek
üzere Doðu Anadolu’ya Rus subaylarý göndermiþtir.
Yine bu baðlamda Ermeni okullarý, Rus fikir ve ideallerine, çýkarlarýna
hizmet eden bir üs olarak da görev yapmýþ; Rusya Doðu Anadolu’da Ermenilere
yönelik açtýðý okullarda kendi emellerine ve zihniyetine hizmet eden
bir Ermeni toplumu oluþturmayý amaçlamýþ ve bunda da büyük ölçüde baþarýlý
olmuþtur.
Ermeni basýný da Rus yanlýsý yayýnlar yapýyordu. Ermeni isyanlarýnýn
meydana gelmesinde Ermeni basýný da çok önemli roller oynamýþtýr. Bunlardan
biri olan Ardzvi Vaspuragan (Vaspuragan Kartalý) Gazetesi idi. Gazete,
sürekli karamsar ifadeler kullanýyor ve Ermenileri isyana cesaretlendiriyordu.
Gazetede isyana çaðýran beyanatlar, þu þekilde yer alýyordu: “Aðlamayý
durduralým, cesaretli olalým ve Türklerle savaþalým. Biz adamlarýz, biz
erkeklerin çocuklarýyýz, tavuk deðiliz.” Bir baþka Ermeni gazetesi Mushak
(Ýþçi) Gazetesi ve gazetenin editörü Grigor Ardzruni ise þunlarý söylüyordu:
“Eðer Osmanlý Hükümeti yeryüzünden kaldýrýlýrsa, Osmanlý Ermenileri Rusya’ya
katýlmak için her vasýtayla çalýþmalýdýr. Bundan sonra Osmanlý Ermeni
iliþkileri için yapýlacak tek þey baðýmsýzlýk için ilerlemektir ve bu
durumda bizim tek ümidimiz Rusya’nýn yardým ve desteðidir.”
Bundan sonra Ermeniler bilhassa siyasi teþkilatlanmaya ve komiteler oluþturmaya
önem verdiler. Ýngiltere ve Rusya’nýn yardýmlarýyla 19. yüzyýlýn sonlarýna
doðru pek çok Ermeni teþkilatý kuruldu. Ýlk kurulan parti Armenikan Partisi’dir
(1885). Bunu, Hýnçak (çan sesi demek, kuruluþu 1887), Taþnak (birlik
demek, kuruluþu 1889) cemiyetleri izledi. Bu cemiyetlerin kurucularý
arasýnda Ruslar, Ermeniler, misyonerler vardý. Bu cemiyetler Osmanlý
vilayetlerinde ve çeþitli Avrupa þehirlerinde þubeler açtýlar. Ýçte ve
dýþta yoðun bir propagandaya giriþerek hem Ermeni azýnlýðý fikren ve
zihnen Türklere karþý isyana teþvik etmek, hem de Avrupa ve Hýristiyan
kamuoyunu Ermeniler lehine hazýrlamak amacýný takip ettiler. Bu dernekler
ve çeteler, hükümet güçleriyle çarpýþmaya bile baþladýlar. Çeteler Erzurum’da
kilisede silah aranmasýný bahane edip, 20 Haziran 1890’da ayaklanýp çatýþma
çýkarttýlar, isyan bastýrýldý. Bu olay Avrupa kamuoyunda, Ermeni katliamý
olarak duyuruldu.
Ayrýca Ermeniler eðitim dernekleri adý altýnda birçok zararlý cemiyetler
açmýþlar, bu dernekler özellikle misyonerler, Ermeni din adamlarý, Ermeni
zenginleri tarafýndan desteklenmiþtir. Bu dernekler Hoyaç Mihaçyal Ýngerutyun,
Araratyan, Tibroçoser Gilikan, Azkaniyer Ýngerutyun, Tibroçoser Dignanç
Ýngerutyun gibi derneklerdir. Bu dernekler Anadolu’nun deðiþik yerlerinde
okullar açmýþlardýr. Bu
dernekler Ermeni okullarý, Ermeni kiliseleri, misyonerler ve Ermeni komiteleriyle
sýký bir iliþki içinde olmuþlar, dillerini, kültürlerini yeniden canlandýrma
imkaný bulmuþlar, Ermenileri baðýmsýz bir Ermenistan Devleti kurmak amacýyla
Osmanlý Devleti aleyhine isyana ve ayaklanmaya teþvik etmiþlerdir.
Burada yeri gelmiþken Ortodoks Rusya’nýn Gregoryen Ermenilerini Ortodokslaþtýrma
faaliyetlerine de deðinelim.
Rusya-Ýran Savaþý sonrasýnda 5 Mart 1828’de imzalanan Türkmençay Antlaþmasý
ile o zamana kadar Ýran’ýn elinde bulunan Gregoryen Ermenilerinin baðlý
olduðu Eçmiyazin Kilisesi’nin de bulunduðu topraklar Rusya’nýn hâkimiyetine
geçmiþtir.
Rus-Ýran Savaþý’nda Ýran Ermenileri, ülkelerine ihanet ederek Rus ordusu
saflarýnda savaþtýklarý gibi Rus askerlerine öncülük yaptýlar. 1828’de
imzalanan Türkmençay Antlaþmasý ile bölgedeki Ermeniler, Rusya tarafýndan
Müslüman ahalinin yoðun olarak yaþadýðý Erivan taraflarýna yerleþtirildiler.
Çar I. Nikola bu davranýþýyla, tarihi coðrafyaya müdahale ederek bölgedeki
demografik yapýyý Hýristiyanlar lehine deðiþtirme yoluna gitti. Bu geliþmeler
neticesinde Ortodoks Rusya’nýn Gregoryen Ermenilerini Ortodokslaþtýrmasýnýn
önü açýlmýþ oldu.
Rusya, Ermeni gençlerinin birçoðuna Rusya’daki üniversitelerde okuma
hakký tanýdý. Bu üniversitelerde yetiþen gençlerden bazýlarý da Rusya’nýn
seçkin ve askeri tabakasý içerisinde yerini aldý. General Lazarev, General
Loris Melikof ve General Tergoukasof bunlardan bazýlarýdýr. 1877-78 Osmanlý-Rus
savaþýnda ve Erzurum iþgalinde bu generallerin önemli etkisi olmuþtur.
Çarlýk Rusyasý, hâkimiyeti altýna aldýðý Gregoryen Ermenilerinin inançlarýný
önce tanýdý, sonra bu Ermenileri kendi emperyalist emelleri doðrultusunda
kullandý. Aþaðýda da
anlatýlacaðý üzere, daha sonra Rusya, Gregoryen Ermenilerini Ortodokslaþtýrma
faaliyetlerine giriþti. Ortodoksluðu kabul etmeyen bu Gregoryen Ermenilerine
her türlü baskýyý uyguladý.
Rusya, Osmanlý hâkimiyetinde olan Gregoryen Ermenilerini etkilemek için,
kendi sýnýrlarý içinde olan ve Gregoryen Ermenilerinin baðlý bulunduðu
Eçmiyazin Kilisesi’ni 1836 yýlýnda yaptýðý düzenlemelerle her yönden
kontrolü altýna aldýðý gibi, burasýnýn bütün dünya Ermenilerinin ruhani
merkezi olduðunu kabul ettirme ve bu merkez vasýtasýyla Ermenileri yönlendirme
gayretlerini de artýrdý.
Burada yeri gelmiþken þunu özellikle hatýrlatalým ki, 19. yüzyýlda Osmanlý
ülkesinde meydana gelen Ermeni isyanlarýnýn birçoðunu Rus destekli Gregoryen
Ermenileri çýkarmýþtýr. Nitekim 25 Mayýs 1915’de çýkarýlan “Sevk ve Ýskân
Kanunu”nda Gregoryen Ermenileri iskâna tâbi tutulmuþken, Protestan ve
Katolik Ermeniler bu sevk iskândan muaf tutulmuþtur.
Rusya, Osmanlý tebaasýndan olan Gregoryen Mezhebindeki Ermenilere Rus
konsolosluklarý, ajanlarý vasýtasýyla, Rus Ortodoks Kilisesi ile birleþmelerini
tavsiye etmiþtir, ayrýca Ortodoks Mezhebine geçen Ermenilere gereken
her türlü yardým ve desteði yapacaðýný bildirmiþtir. Rusya’nýn bundaki
amacý, Osmanlý topraklarýnda bulunan Gregoryen Ermenilerini Rusya sýnýrlarý
içinde bulunan ve Gregoryen Ermenilerinin baðlý olduðu Eçmiyazin Kilisesi
vasýtasýyla kendi hâkimiyeti ve nüfuzu altýna almaktý. Ama çalýþmalarýn
kýsa zamanda hedefine ulaþmadýðýný gören Rusya gerçek yüzünü göstermiþ,
özellikle Çar III. Aleksendar’dan sonra Rusya Ermenilere kötü davranmaya
baþlamýþtýr.
Bu süreçten sonra Rusya, Ermenilere þüphe ile bakmaya ve Ermeni aleyhtarý
bir politika takip etmeye baþlamýþtýr. Bu politikanýn esasý Ruslaþtýrma
idi. Ermeni milli duygularý yok edilmeye baþlandý, Ermeni gazeteleri
sansür edildi veya kapatýldý. Ermeni kiliselerinin bütün emlaký Rus Hükümetine
devredildi. Kiliselerin birçoðu yaðmalandý, parasýzlýk nedeniyle ayinler
yapýlamadý. Papazlara ve öðretmenlere para verilemedi. Rus Hükümeti,
Ermeni papazlara ve öðretmenlere eðer Ortodoks olurlarsa iki kat aylýk
verileceðini vaat etti. Fakat kimse mezhebini deðiþtirmeyi kabul etmedi.
Rusya, Ermeni okullarýný Gregoryen Ermenilerinin baðlý olduðu Eçmiyazin
Kilisesi’nin elinden alarak Rus Hükümeti’nin denetiminde Rusça eðitim
yapan okullar haline getirdi. 320 Ermeni okulu kapatýldý, kalanlarda
çok sýký bir denetime tâbi tutuldu. Ermeni dilinin kullanýlmasýna engel
olundu. Rus üniversitelerinde okuyan Ortodokslaþmayý kabul etmeyen Ermeni
öðrenciler üniversitelerden atýldý. Nitekim Kafkas Valisi Galiç bu konuda
1898’de Çar’a sunduðu raporda þunlarý söylüyordu: “Ermeni ihtilali fikri
komiteler tarafýndan yayýlmaktadýr. Bu fikirlerle dolu Ermeni ihtilalciler,
acilen Kafkasya’dan uzaklaþtýrýlmalý. Ýhtilal fikrinin Ermeni ahaliye
yayýlmasýný önlemek için Ermenilere sert davranýlmalýdýr. Ýlk tedbir
olarak da baðýmsýzlýk fikri mekteplerde aþýlandýðýndan, Ermeni mektepleri
Rus Maarifine baðlanarak kontrol edilmelidir. Bu düþünceden hareketle,
320 Ermeni mektebini kapatmýþ ve mal varlýklarýný Rus Maarif Nezareti
emrine almýþ bulunuyorum.”
Rusya, bununla da yetinmeyerek önde gelen Ermeni aydýnlarýný tutuklattý.
Ortodoks Mezhebine geçmeyen Ermeni memurlarý iþten attý. Eçmiyazin Kilisesi’nin
Katalikos’u (Ruhani Lideri) Rus Çarý’nýn emrinde olmasýna raðmen, Ermeni
din adamlarý Rusya Dýþiþleri Bakanlýðý’nýn izni olmadan Rusya dýþýndaki
dindaþlarý ile haberleþemediler. Katalikos’un Ruhban Meclisi Sinod’a
üye seçme, evlenme ve boþanma konularýndaki yetkisi kýsýtlandý. Rus Hükümeti
Ermeni halka yaptýðý baský ve sindirmede büyük ölçüde Katalikos’u kullandý. Bu
durum karþýsýnda Ermeni ihtilalci örgütler, direniþ göstererek Çar karþýtý
bildiriler yazýp daðýtarak protestolarda bulundular. Ayrýca Ermenilere
yapýlan baskýlara karþý, Papalýk makamý Rus Çarý’ný sert bir dille protesto
etti, bu nedenle Rus Çarý, anti-Ermeni politikalarýndan geri adým atmak
zorunda kaldý. Böylece Gregoryen Ermenileri ve Eçmiyazin Kilisesi, Rus
Ortodoks Kilisesi tarafýndan yok edilmekten kurtuldu.
1880’lerden itibaren Ermeni okullarýnýn Ermeni Patrikhanesi ve kiliselerinin
çalýþmalarý neticesinde Ermeniler arasýnda, özellikle de genç kuþak arasýnda
milliyetçi duygular belirgin bir þekilde geliþmeye baþlamýþtýr. Bu tarihlerden
itibaren Ermeni okullarýnda milliyetçi piyesler yazýlýyor ve oynanýyordu.
Marþlar söyleniyordu. Ýstanbul Ermeni Patriði Nerses, Ermenilerin Osmanlý
Devletinden ayrýlýp baðýmsýz bir devlet kurmalarýný savunuyordu. Hatta,
Patrik Nerses bu hususta bir mektup yazmýþ ve bu mektubu dönemin önde
gelen Batýlý devlet adamlarýna göndermiþtir.
Yine bu arada Osmanlý Devleti’nde ortaya çýkan Ermeni isyanlarýnda Ermeni
Patrikhanesi’nin ve Ermeni din adamlarýnýn çok önemli rolleri olmuþtur.
Ýsyancý Ermenilere Ermeni milliyetçiliði ruhunu aþýlayan, onlarý baðýmsýz
bir Ermeni Devleti kurma vaadiyle kýþkýrtan teþkilatlandýran dýþ baðlantýlarýný
tesis eden kurum Ermeni Patrikhanesi olmuþtur. Ermeni Kilisesi’nin Ermeni
milliyetçiliði ile iliþkiye geçmeleri Batýlý Devletlerin Osmanlý Devleti
üzerindeki emellerini gerçekleþtirmelerine uygun ortam saðlamýþtýr. Bu
nedenle baðýmsýz bir Ermenistan vaadiyle kandýrýlan Ermeni Kilisesi,
Osmanlý Devleti üzerinde oynanan emperyalist oyunlara kolayca alet olmuþtur.
Meþrutiyet hareketlerinin yoðunluk kazandýðý 1907 yýlýndan sonra Taþnak,
Hýnçak ve diðer Ermeni örgütleri de bu durumdan istifade ederek bütün
faaliyetlerini artýrdýlar. Özellikle Rusya, Osmanlý Ermenilerine baþta
silah ve cephane olmak üzere gereken her türlü yardýmý ve desteði yaptý.
Bundan cesaret alan Ermeni komiteleri 1890-1915 yýllarý arasýnda Erzurum,
Merzifon, Yozgat, Sason, Zeytun, Kayseri, Van, Adana, Bitlis, Diyarbakýr,
Sivas, Trabzon, Adapazarý, Ýzmit, Ýzmir, Hüdvendigâr, Halep, Canik’te
isyanlar çýkartmýþlardýr.
Osmanlý Devleti, 28 Temmuz 1914’de baþlayan 1. Dünya Savaþý’nýn ilk aylarýnda
tarafsýz kalmýþ, daha sonra iktidardaki Ýttihat ve Terakki yöneticilerinin
önayak olmasýyla savaþa dâhil olmuþtur. Osmanlý Devleti Rusya ile Kafkas
Cephesinde mücadele etti. Rus ordusunda Ermeni Bogos Nubar Paþa’nýn Times
Gazetesi’ne verdiði beyanata göre yaklaþýk 200 bin Ermeni gönüllü, Türklere
karþý savaþýyordu. Savaþanlar içinde Osmanlý Meclisi Üyesi Erzurum Milletvekili
Pasdýrmacýyan bile vardý. Doðu Anadolu’daki Ermeniler erkekleri askerde
olan savunmasýz Türk köylerini yakýp yýktýlar, çoluk çocuk, genç ihtiyar
demeden binlerce kiþiyi katlettiler.
Bu geliþmeler üzerine Osmanlý Hükümeti, 24 Nisan 1915’de Ermeni komitelerini
kapatmýþ, önde gelenlerini tutuklamýþ, buradaki belge ve dokümanlara
el koymuþtur.
Yine Osmanlý Hükümeti, 25 Mayýs 1915’de isyanlara ve katliamlara katýlan
halkýn huzur ve güvenini bozan Ermeniler için Alman Genelkurmayý’nýn
da teklifiyle “Sevk ve Ýskân Kanunu” çýkarmýþtýr(bu hususta tezimizin
önceki bölümlerinde ayrýntýlý bilgiler verilmiþti).
Sonuç olarak bu hususta þunlarý söylemek gerekirse:
- Ermeni okullarý Batýlý Devletlerin ve Rusya’nýn emperyalist emelleri
ve çýkarlarý doðrultusunda kullanýlmýþ, bu hususta Ermeniler ve Ermeni
okullarý Batýlý Devletlerden ve Rusya’dan gerekli her türlü yardým ve
desteði görmüþtür.
- Ermeni okullarý baðýmsýz bir Ermeni Devleti’nin kurulmasýna giden süreçte
Ermeni isyanlarýnýn karargâhý olmuþ, buralarý cephane, kýþla ve malzeme
deposu olarak kullanýlmýþtýr.
Ermeniler ve Ermeni okullarý ile ilgisi olan bir diðer devlet ise Amerika
Birleþik Devletleridir. Türk-Amerikan iliþkileri, baþlangýçta Amerika’nýn
ticari yönden Osmanlý Devleti idaresindeki Garp (Berberi) Ocaklarý dediðimiz
Cezayir, Tunus, Trablusgarp ile “Dostluk ve Ticaret” antlaþmalarý imzalamasýyla
baþlamýþ, böylece Amerika Batý Akdeniz’de ticari faaliyetlerde bulunma
imkaný elde etmiþtir.
Bu arada Amerikan ticaret gemileri ilk defa 1797 yýlýnda Ýzmir’e, 1800
yýlýnda Ýskenderun limanlarýna gelmiþ, 1810 yýlýndan itibaren Ýzmir ile
Amerika arasýnda düzenli seferler yapýlmaya baþlanmýþ, 1811’de Amerikan
iþ adamlarý Ýzmir’de ilk ticaret odasýný kurmuþlardýr.
Amerika’nýn coðrafi konum itibariyle Osmanlý Devleti’ne çok uzak olmasýna,
raðmen, Osmanlý ülkesine ilgi duymasýnýn nedenlerinin en baþýnda Osmanlý
Devleti’nin sahip olduðu jeopolitik ve jeostratejik önem ile yer altý
ve yer üstü kaynaklarýnýn zenginliði geliyordu.
1830’da imzalanan Türk-Amerikan Ticaret Antlaþmasý ile Amerika “en çok
müsaadeye mahzar devlet” kaydý ile Osmanlý ülkesinde birçok imtiyazlar
elde etmiþtir. Böylece Amerikan tüccarlarý kapitülasyonlardan yararlanma
hakkýný elde etmiþlerdir. Bu durumu fýrsat bilen Amerikan misyonerleri,
Osmanlý ülkesinde çok sayýda kilise, okul, hastane, eczane, saðlýk ocaðý,
yetimhane, yurt, pansiyon, dil öðretim kurslarý, sanat öðreten atölyeler
açmýþlardýr.
Yine bu antlaþmayla Amerikalý tüccarlar, Osmanlý topraklarýnda Osmanlý
Devleti’nin müdahalesi olmadan her milletten ya da dinden simsar(komisyoncu)
kullanabilme ayrýcalýðýný elde etmiþtir. Simsar denince ise akla Ermeniler
ve Rumlar geliyordu. Böylece, Amerikalýlar ile Ermeniler birbirlerine
öylesine yakýnlaþtýlar ki, Amerikalýlar Ermenileri himaye altýna aldýklarý
gibi onlara vatandaþlýk hakký bile verdiler. Ermeni simsarlarla baþlayan
bu yakýnlaþma ve beraberlik eðitim alanlarýnda da kendini göstermiþtir.
Çok daha erken tarihlerde baþlamýþ olan Katolik misyonerliði faaliyetlerine
rakip olarak, 19. yüzyýl baþlarýnda dünyanýn çeþitli bölgelerinde Protestan
misyoner teþkilatlarý kurulmaya baþlanmýþ ve zamanla sayýlarý hýzla artarak
devam etmiþtir. Protestan misyonerliðinin baþýný ise Amerika ve Ýngiltere
çekiyordu.
Osmanlý Devleti’ni etkileyecek olan “Amerikan Board of Commissioners
For Foreign Missions” (ABCFM), “Amerikan Yurtdýþý Misyonerler Komiserliði
Masasý” 1810 yýlýnda Amerika’nýn Boston þehrinde kurulmuþtur. Anadolu’ya
ilk ayak basan Amerikalý Protestan misyonerler Levi Parsons ve Pliny
Fisk adlý misyonerlerdir. Bu kimseler 1820 yýlýnda Ýzmir’e gelerek ilk
misyonu kurmuþlar, daha sonrada Kudüs’e gitmiþlerdir. Önceleri Ýstanbul,
Ýzmir gibi kýyý þehirlerine gelen Amerikalý Protestan misyonerler daha
sonra iç bölgelere doðru faaliyet alanýný geniþletmiþlerdir.
Amerikan Protestan misyonerleri Osmanlý topraklarýna Müslümanlar ve Yahudiler
için gelmiþlerdi. Ancak Müslümanlarýn ve Yahudilerin Hýristiyan olmadýklarýný
görünce, Hýristiyan azýnlýklara bilhassa da kendi emelleri ve çýkarlarý
doðrultusunda kullanacaklarý Ermenilere yöneldiler.
Amerikalýlar, Osmanlý ülkesinde Katoliklere ve Ortodokslara karþý Protestan
zihniyeti/düþüncesi oluþturmak, emperyalist emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda
kullanabilecekleri, Amerikan ideallerinin, düþünce ve kültürünün gerçekleþmesini
ve yayýlmasýný saðlayacak kimseler yetiþtirmeyi amaçlamýþlar, bunda da
büyük ölçüde baþarýlý olmuþlardýr.
Amerikan Board Teþkilatý misyonerleri, bu amaçla Osmanlý ülkesini 1871’de
dört çalýþma bölgesine ayýrmýþtýr: Bunlardan biri Balkanlarda Bulgarlara
yönelikti. Diðer üçü ise Ermenilere yönelikti. Amerikan Board Teþkilatý’nýn
Anadolu’da Ermeniler için ayrýlan misyoner çalýþma gruplarý ise þunlardýr:
1- Batý Türkiye Misyonu: Merkezi Ýstanbul olan bu misyona
baðlý yerleþim merkezleri arasýnda Ýzmit, Kayseri, Bursa, Merzifon, Trabzon,
Sivas bulunuyordu. Bu misyon merkezine baðlý Ýzmir, Samsun, Tokat, Çarþamba,
Amasya, Ünye, Yozgat, Niðde, Aksaray, Sungurlu, Talas, Bandýrma, Bilecik, Kütahya,
Aydýn, Manisa, Akhisar, Afyon, Zora ve Gürün gibi uç istasyonlar vardý. Amerikan
Board Teþkilatý bu illerin ilçe ve köylerinde misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuþtur.
2- Doðu Türkiye Misyonu: Merkezi Harput olan bu istasyon Bitlis,
Erzurum, Mardin, Van’dan Rus ve Ýran sýnýrýna kadar olan bütün Anadolu bölgesini
kapsýyordu. Bu istasyonda Amerikalý misyonerler çok sayýda ilkokul açarak faaliyetlerde
bulundular.
3- Merkezi Türkiye Misyonu: Merkezi Antep þehrinde olan bu
misyona Halef, Adana, Antakya, Maraþ ile bunlara baðlý Urfa, Kilis, Elbistan,
Tarsus, Adýyaman ve Siverek uç istasyonlarý bulunuyordu. Bu misyonda yüksek
okul seviyesinde çýkan eðitim çalýþmalarý yapýlmýþtýr. Ayrýca bu misyonda eðitim,
saðlýk ve diðer yardým faaliyetleri üst boyuttadýr.
1897 yýlýna gelindiðinde Amerika’nýn Doðu, Batý ve Merkezi Türkiye misyonlarýna
ait yaklaþýk 20 bin öðrencinin öðrenim gördüðü 337 okulu vardý. Bu okullarýn
yüzde 42’si Batý’da, yüzde 30’u merkezi Türkiye’de, yüzde 20’si ise Doðu
Türkiye misyonundaydý. Ayrýca ayný yýllarda Amerikan misyonerlerinin
kontrolü altýnda 463 kilise ile 1317 misyoner ve 869 mahallî yardýmcý
görev yapmaktaydý.
Bu bilgilerden sonra Amerika’nýn Ermeniler ve Ermeni okullarý ile olan
ilgisine gelince:
Bilindiði gibi 1830’da imzalanan Türk-Amerikan Ticaret Antlaþmasý ile
Amerikan tüccarlarý, hiçbir engelle karþýlaþmadan Osmanlý toraklarýnda
ticari faaliyetlerde bulunabileceklerdi. Ayrýca Amerikalý tüccarlar,
Osmanlý Devleti’nin müdahalesi olmadan her milletten veya dinden simsar
(komisyoncu) seçebileceklerdi Bu süreçte Amerikalý tüccarlar ile Ermeni
simsarlar birbirleriyle yakýnlaþmaya baþladýlar. Geliþen bu iliþkiler
neticesinde Amerikalýlar, Ermenileri himaye etmiþler ve onlara vatandaþlýk
hakký vermiþlerdir.
Ayrýca Amerikalýlar, Osmanlý ülkesinde Katoliklere ve Ortodokslara karþý
Protestan zihniyeti/düþüncesi oluþturmak, emperyalist emelleri ve çýkarlarý
doðrultusunda kullanabilecekleri, Amerikan ideallerini, kültür ve düþüncesinin
gerçekleþmesini saðlayacak, kendileri açýsýndan en uygun toplumun Ermeniler
olduðunu gördüler. Bu süreçte Amerikalýlar, Ermenilere ilgi duymaya ve
yakýnlaþmaya baþladýlar.
Amerikalý misyonerler, diðer misyonerlerden farklý olarak eðitim-öðretim
faaliyetlerine öncelik ve aðýrlýk verdiler. Çünkü Amerikalýlar, Osmanlý
Devleti üzerinde söz sahibi olmanýn Ermenileri kendi emperyalist emelleri
doðrultusunda eðitmekle mümkün olduðunu gördüler. Bu amaçla, Ýmparatorluðun
her bir yanýna Ermeniler için okullar açtýlar, bu okullara gereken her
türlü yardým ve desteði yaptýlar. Ayrýca
Amerikalýlar, bu okullara çok sayýda misyoner, ajan, öðretmen ve din
adamý gönderdikleri gibi eðitim-öðretim programlarýný da kendi emperyalist
amaçlarý doðrultusunda düzenlemiþlerdir.
Amerikalýlar, bu okullarda Ermenilere kendi tarihini, dil ve edebiyatýný,
kültürünü öðrettiði gibi, onlara ihtilalci fikirler aþýlayarak Osmanlý
Devleti’ne karþý ayaklanmalarýný saðlamak istiyordu. Nitekim Amerika
-ileriki kýsýmda görüleceði üzere- bunda da baþarýlý olmuþtur.
Amerikalýlarýn Ermeniler için açtýðý okullarda Ermeni öðrenciler için
güdülen gayeyi Amerikalý Prof. Dr. Mead Earle gayet güzel bir þekilde
açýklamaktadýr: “Amerikan misyoner okullarýnda Ermeniler, dillerini,
kültürlerini, tarihsel geleneklerini yeniden üstün tutmayý öðrendiler.
Amerikanýn siyasal, toplumsal ve ekonomik alanda ilerleme ideallerini
tanýdýlar. Bulunduklarý duruma karþý daha aktif bir hoþnutsuzluk duymayý
ve Müslüman komþularýna karþý kesin bir üstünlük duygusu beslemeyi öðrendiler.” Ermenilere
yönelik açýlan bu okullar Amerikalý misyonerlerden, diplomatlardan, tüccarlardan,
konsolosluklardan ve gönüllülerden çok büyük yardým ve destek görmüþtür.
Amerikalý misyonerler, Ermenilere daha yakýn olmak amacýyla okullar dýþýnda
pek çok hastane, saðlýk ocaðý, bakýmevi, huzurevi, sanat atölyeleri,
yetimhane, eczane, pansiyon açarak baþta saðlýk ve sosyal hizmetler olarak
üzere pek çok hayýr müessesesiyle kendilerine taraftar toplama ve Protestan
Mezhebini yayma faaliyetlerine giriþtiler. Ayrýca Amerikalý misyonerler,
Protestanlaþmýþ Ermenilere hastanelerde ve saðlýk ocaklarýnda iþ vererek
onlarý ekonomik olarak desteklediler.
Amerikalý misyonerler, açtýklarý okullarda okuyan Ermeni gençlerin iþ
bulamamasýný düþünerek özellikle Protestanlýða geçmekle suçlanan bu gençleri,
kendi kontrollerinde olan iþyerlerine girebilmeleri, iþ ve meslek sahibi
olmalarý amacýyla bu kimseler için sanayi mektepleri ve sanat atölyeleri
açtýlar. Bu sanayi mektepleri
ve sanat atölyelerinde halýcýlýk, ziraî faaliyetler, marangozluk, demircilik,
kunduracýlýk, ciltçilik, dokumacýlýk, fýrýncýlýk, biçki-dikiþ, bahçývanlýk,
terzilik, taþ oymacýlýðý, saatçilik, resim, müzik aletleri kullanma vs.
þeyler öðretilmiþtir.
Amerikalý misyonerler, Ermenilere yönelik açýlan bu okullardan mezun
olan kabiliyetli öðrencileri seçerek misyoner olarak yetiþtirmiþlerdir.
Misyoner yetiþtirmede Maraþ, Antep, Mardin, Harput, Merzifon gibi okullar
oldukça baþarýlý görevler üstlenmiþlerdir. Ayrýca bu okullarda çok maharetli
komitacý, ihtilalci ve propagandacýlar yetiþmiþtir ki, Ermen isyanlarýný
bu ihtilalci, komitacý ve propagandacýlar elbirliðiyle yönetmiþlerdir.
Amerikan misyonerleri basýn-yayýn yoluyla Ermenileri etkilemeye ve kendi
emelleri, çýkarlarý doðrultusunda kullanmayý da ihmal etmemiþlerdir.
Yayýnlarý ile Protestan sayýsýný artýrmaya baþlamýþlar, bu süreçte eðitim,
basýn-yayýn adeta ayrýlmaz bir ikili oluþturmuþtur. Basýn-yayýn için
önemli bütçe ayrýlmýþ, misyonerler yayýnlarýn daðýtýlmasý için gayret
göstermiþlerdir. Öyle ki Amerikalý misyonerler, halkýn arasýna girip
çocuklara kitaplarýn yanýnda þeker vererek onlarýn sempatisini kazanýp
kendi mezheplerine çekmeye çalýþýyorlardý. Pazar ayinleri, ev ziyaretleri,
doðumlar, ölümler, düðünler, bayramlar vb. günlerde Protestanlýkla ilgili
broþürleri halka ücretsiz daðýtýyorlardý.
Yukarýda da dediðimiz gibi basýn-yayýnýn önemini çok iyi bilen misyonerler,
gittikleri yerlere matbaa da açmýþlardýr. Bunlardan biri de 1822’de Malta’da
tesis edilen Amerikan matbaasýdýr. Okullarýn ihtiyacý olan basýlý malzemeleri
temin etmenin yanýnda, dini içerikli ayrýca siyasi propaganda amaçlý
kitap, dergi, broþür vs. þeyleri de basan bu matbaanýn bir kýsmý 1834’de
Ýzmir’e, Arapça baský yapan kýsmý ise Beyrut’a taþýnmýþtýr. 1850’de Protestan
cemaatinin Osmanlý Devleti tarafýndan resmen kabul edilmesi üzerine,
matbaa 1853’de Beyoðlu’na taþýnmýþtýr. Matbaanýn Ýstanbul’a taþýndýðý
1853’e kadar olan zaman diliminde büyük bir kýsmý Ermenice olmak üzere
20 milyon sayfayý bulan yayýn yapýlmýþtýr.
1869 yýlýnda Amerikan misyonerlerinin basýn-yayýn faaliyetleri sürmüþ,
yayýnlar Türkçe, Ermenice, Rumca basýlmaya baþlamýþtýr. Böylece tüm Osmanlý
ülkesindeki tebaaya hitap etme düþüncesiyle yayýn bütçesi ve sayýsý artýrýlmýþtýr.
Amerikalý Protestan misyonerlerin gayrimüslimlerin, milliyetçilik hareketlerinde
ve milli þuurun uyandýrýlmasýnda önemli etkileri olmuþtur. Bu misyonerler
gittikleri yerlerde bulunan azýnlýklarýn dillerini öðrenmiþler, öncelikle
o dillerin gramerini tespit etmiþler -daha sonra o diller için sözlükler,
gramer kitaplarý ve konuþma kýlavuzlarý yazmýþlardýr- o dillerde kitap,
dergi, gazete, broþür vb. yayýnlar yapmýþlar, Ýncili onlarýn dillerine
çevirmiþlerdir. Ermeni okullarý örneðinde olduðu gibi Ýngilizce eðitim
veren okullar açmýþlar, öyle ki bu okullar baðlý olduklarý devletin adýyla
anýlmaya baþlanmýþlardýr, “Amerikan Ermeni Koleji” gibi. Amerikalý misyonerler
ve ajanlar, bu okullarda o toplumlarýn siyasî ihtilalcilerini, isyancý
liderlerini yetiþtirip baðýmsýzlýk hareketlerinin altyapýsýný oluþturmuþlardýr.
Nitekim Bulgarlarýn ayaklanýp baðýmsýzlýðýný elde etmelerinde bu Amerikan
Board misyonerlerinin çok büyük rolleri olmuþtur.
Amerikalý misyonerler, Ermenilere yönelik açtýklarý okullarda kendi matbaalarýnda
bastýrdýklarý ders kitaplarýnda Ermeni dili ve edebiyatýný, Ermeni tarihi
ve coðrafyasýný öðreterek Ermeni milli bilincinin uyandýrýlmasýný, Ermeni
milliyetçiliðinin altyapýsýný oluþturmuþlardýr. Ayrýca bu okullarda Ermenilere,
ayrýlýkçý baðýmsýzlýk fikirleri aþýlamýþlardýr. Yýllarca eðitim ve basýn-yayýn
yoluyla yoðun propagandalar neticesinde “Ermeni isyanlarý” patlar vermiþtir.
Ayrýca Amerika, bu okullarda isyanlarý yönetecek ve yönlendirecek ihtilalci
ve komiteci liderler yetiþtirmiþtir.
Amerikan misyonerleri Ermenilere yönelik açtýklarý bu okullara çok miktarda
ajan, misyoner, öðretmen, kitap, gazete, dergi, harita, broþür, bildiri
göndererek Ermenileri kendi emperyalist emelleri doðrultusunda eðittikleri
gibi, ayrýlýkçý/bölücü, isyancý fikirlerin yaygýnlaþmasýný saðlamýþlar
ve bu konuda Amerikan konsolosluklarý ve diplomatlarý da çok önemli roller
üstlenmiþlerdir.
Ayrýca bu okullarýn yer altý ve yer üstü kaynaklarýnýn zengin olduðu
stratejik bakýmdan önemli yerlerde açýlmasý, Amerikan misyonerlerin eðitim
ve misyonerlik faaliyetleri dýþýnda her türlü zengin kaynaklardan haberdar
olup bunlarý kendi çýkarlarý doðrultusunda kullanma amacýnda olduklarýný
görmekteyiz. Bu hususta
Amerikan konsolosluklarý da önemli roller oynamýþlar, Osmanlý ülkesinde
açýlan Amerikan konsolosluklarýnýn ilk iþlerinden biride Anadolu’nun
yer altý ve yerüstü zenginliklerini bildiren ayrýntýlý raporlar hazýrlamak
olmuþtur. Sivas Amerikan Konsolosu’nun Washington’a gönderdiði ilk önemli
raporlardan biri de Anadolu’nun maden kaynaklarý üzerinedir. Raporda,
Anadolu’nun maden kaynaklarýnýn çok zengin olduðu, ama pek az geliþtirildiðini
bir baþka devletin elinde olsaydý bu maden kaynaklarýnýn yüzyýlýn en
büyük verimini ve servetini saðlayacaðý bildirilmiþtir.
Amerikalý misyonerlerin Ýstanbul’da haftalýk ve aylýk çýkan birer gazeteleri
vardý. Amerikan Ýncil Kitabevi, misyonerlerin baþlýca yayýn merkezlerinden biriydi.
1870 yýlýna kadar 3 milyon 848 bin Ýncil basýlmýþtýr. Protestan sayýsý artýkça,
basýlan yayýnlarýn sayýsý da artýyordu. Ýncilin dýþýnda daðýtýlan kitaplarýn
sayýsý 4 milyonu aþtý. Yapýlan bu faaliyetleri Ermeniler açýsýndan düþündüðümüzde
yeni doðan bebekler de dâhil olmak üzere her Ermeni’ye ortalama 7 kitap düþmektedir. Kitaplarýn
dýþýnda gazete ve dergi basýlmakta, Amerikalý misyonerler bu yayýnlara kolayca
ulaþabilmekteydi. Misyonerlerin hatýralarý ve Anadolu’da yaþadýklarý olaylar,
bu gazete ve dergilerde yayýnlanmaktaydý. Amerikalý
misyonerlerin destekledikleri Ermeni komiteleri, çýkardýklarý yayýnlarla davalarýný
anlatmýþlardýr. Bu komitelerden biri de Armenikan Komitesi’dir. Komite, 1885’de
Van’da kuruldu. Kurucularý ise Van Ermeni Mektebi’nin kurucusu ve öðretmenlerinden
Mýgýrdiç Portakalya’nýn yetiþtirdiði öðrencilerdir. Bu gazete “Hürriyetin ve
istiklalin, ancak kan dökülerek elde edileceði” fikrini iþlemiþtir. Bu gazeteden
de anlaþýlacaðý gibi Ermeni isyanlarýnýn temelinde kan dökücülük vardýr. Bu isyanlarda
on binlerce masum Türk hunharca katledilmiþtir.
Amerikan misyonerlerinin sýk sýk baþvurduðu yollardan biri de asýlsýz haberler
üreterek kamuoyu oluþturmaktý. Ermeni Meselesi’nin altyapýsýný oluþturan faktörlerden
biri de Amerikan basýnýnýn “Ermenileri ezilmiþ, haklarý ve baðýmsýzlýklarý elinden
alýnmýþ, maðdur edilmiþ” þeklinde hem Amerikan kamuoyuna hem de dünya kamuoyuna
lanse etmesiydi. Nitekim Ermeni
isyanlarýnda Osmanlý Hükümeti’nin aldýðý haklý tedbirler sayesinde bu isyanlar
önlenmiþ, fakat hem mahallî Ermeni basýný hem de Amerikan basýný bu isyanlarýn
haklý olarak bastýrýlmasýný “Türkler Ermenileri katlediyor” þeklinde dünya kamuoyuna
duyurarak dünyanýn sempatisini Ermeniler üzerine çekmeyi baþarmýþlardýr.
Ayrýca bu geliþmeler üzerine Amerika’da, Ermenilere yardým kampanyalarý düzenlenmiþtir.
Binlerce kilisede, her pazar ayininde Türkler ne kadar kötülenir, Ermeniler ne
kadar masum ve zavallý, maðdur edilmiþ olarak gösterilirse, toplanan paranýn
miktarý o kadar artmaktaydý. Toplanan paralarýn bir kýsmý Protestan Ermenilere,
bir kýsmý da Amerikan misyoner okullarýna, Protestan Ermeni okullarýna, Protestan
kiliselerine gönderiliyordu.
Amerika, konsolosluklarý vasýtasýyla Ermenilerle olan iliþkilerini daima canlý
ve taze tutmuþtur. Nitekim Ermeni isyanlarýnýn ortaya çýkmasýnda konsolosluklarýn
rolü büyüktür. Þöyle ki, Amerikan konsolosluklarý Ermeni okullarýna gizlice soktuklarý
ayrýlýkçý fikirleri iþleyen çeþitli kitap, gazete, dergi, broþür, harita vb yayýnlarla
Ermeni milliyetçiliðinin ve milli bilincinin uyandýrýlmasýnda önemli roller oynamýþlardýr. Amerika
açtýðý konsolosluklarda, konsolos muavinlerini Sivas, Erzurum, Harput’ta olduðu
gibi Ermenilerden seçmiþtir. Konsolosluk binasýnýn genel hizmetlerini yürütecek
personeli de Ermenilerden seçmiþtir. Ayrýca konsolosluklar, Ermeni komitelerine
ve ihtilalcilerine bol miktarda Amerikan dolarý daðýtmýþtýr. Açýlan
bu konsolosluklarda Anadolu’da görev yapan Amerikalý misyonerler ve Amerikan
okullarý sýký bir iþbirliði içinde olmuþlar, bulunduklarý yerin coðrafi özellikleri
hakkýnda bilgiler vermiþler, her türlü olay, etkinlik üzerine raporlar düzenleyip
merkeze göndermiþlerdir.
Amerikan misyonerlerinin Ermenilere yönelik açtýklarý okullardaki faaliyetleri,
Ermeni isyanlarýnýn baþlatýlmasý ve desteklenmesi hususunda oynadýklarý roller
hakkýnda Harput ve Merzifon’daki okullaþma olayýný ve bu hususta misyonerlerin
rollerini belirterek konumuzun daha iyi anlaþýlmasýný istiyoruz.
Burada þunu özellikle belirtmeliyiz ki, bu okullarýn kuruluþ gayeleri(Ermeni
Devleti kurmak), kullandýklarý vasýtalar(basýn-yayýn, misyonerler, ajanlar, konsolosluklar),
hedef aldýklarý kitle(Osmanlý Hükümeti, Türk Milleti) hep aynýdýr.
1830’da imzalanan Türk-Amerikan Ticaret Antlaþmasý’nýn getirdiði imtiyazlardan
yararlanan Amerikalý misyonerler, Osmanlý topraklarýna serbestçe girerek Osmanlý
tebaasý Hýristiyanlar arasýnda Protestanlýðý yaymaya çalýþmýþlar, kendilerine
daha çok hedef kitle olarak Ermenileri seçmiþlerdir. 1852 yýlýnda Amerikalý misyoner
George W. Dunmore, baðlý olduðu misyoner teþkilatýnca Doðu Anadolu gezisine memur
edilmiþtir. Dunmore’nin bu gezi sonunda düzenlediði rapor misyon merkezinin Harput
þehrinde kurulmasýnda etkili olmuþtur. Dunmore, raporunda Harput için “Harput
Ovasý Anadolu’da gördüðüm en verimli, misyonerlik çalýþmalarý bakýmýndan en elveriþli
ve en çok umut vaat eden ovadýr” demekteydi. Bu rapor üzerine, burada bir misyon
merkezi kurulmuþ ve ayný yýl okul açýlmýþtýr.
Kýsa zamanda geliþen Harput Misyon Merkezi, Amerikan Board Teþkilatý’nýn Doðu
Misyonunun merkezi haline gelmiþtir. Amerikalýlarýn Ermenistan Koleji (Armenia
College), Ermenilerin ise Yeprad Koleji diye adlandýrdýklarý yüksek okul, 1859’da
açýlmýþtýr. Osmanlý Devleti’nin Ermenistan Koleji adýna karþý çýkmasý üzerine,
okulun adý Fýrat Koleji olarak deðiþtirilmiþtir. Okul ancak 1891 yýlýnda uzun
bir aradan sonra Osmanlý Hükümeti tarafýndan resmen tasdik edilmiþtir. Bu da
gösteriyor ki, Osmanlý Hükümeti, emperyalist emellerle açýlan bu fesat ocaklarýndan
haberdardý. Fakat Amerika’nýn ve Batýlý Devletlerin, misyonerlerin, Amerikan
ve Avrupa basýnýn ve kamuoyunun baskýlarý neticesinde bu okullarý tanýmak zorunda
kalýyordu.
Okulun mütevelli heyetinin tamamý, Amerika’nýn Boston þehri ve civarýnda oturan
Amerikalýlardan, yönetim kurulu üyeleri ise Amerikalý misyonerlerden seçilmiþtir.
Kolejde, bir taraftan Protestan din adamý yetiþtirilirken diðer taraftan da Ermenilere
yönelik eðitim yapýlýyordu. Dersler de daha çok Ermeni milliyetçiliði ve milli
bilincinin uyandýrýlmasýna yönelik konular iþleniyor, ders programlarý buna göre
düzenleniyordu.
Kolejdeki öðrenim dili Ermeniceydi, okul yapý itibariyle okul öncesi, ilkokul,
ortaokul, yüksekokul ve kolej olmak üzere 5 bölümden oluþmaktaydý. Ayrýca dersler
Ýngilizce olarak da verilmekteydi. Özellikle yüksek okulda okuyan öðrenciler,
Ýngilizce olan ders kitaplarýný okuyabilmek ve Amerikalý öðretmenleri dinleyebilmek
için iyi derecede Ýngilizce bilmek zorundaydýlar.
Harput Amerikan Konsolosu David Hill’in 1901 yýlýna ait raporunda, Amerikalýlarýn
Asya kýtasýyla ilgili emperyalist amaçlarý açýkça görülmektedir: “Bu konsolosluðun
açýlýþýndan bu yana Harput’taki Fýrat Koleji’nin çalýþmalarýndan oldukça etkilenmekteyim.
Kolejin bütün sýnýflarýnda, þu anda Amerika’dan Harput’a getirilen en önemli
þey Amerikan ticari yaþantýsý, konfor ve serveti hakkýnda bilgi verilmiþ olmasýdýr.
Daha da önemlisi Amerikanvari yaþama idealini, iþ ahlakýný, zaman kavramýný ve
benzeri bütün konularda modern bilimlerdeki geliþmeler Asya’nýn doðal bahçesine
ekilmektedir. Bu kolej Amerikan düþünce metotlarýný ve hayat kazanma biçimini
geniþ ölçüde bütün sýnýflarda canlandýrýp öðretmektedir. Özellikle Amerikan tekstil
üretimini, çeþitli üretim dallarýný geliþtirmektedir.
Fýrat Koleji’nin açýlmasýnda bir süre sonra uç istasyonlarda ve Harput’ta 1895’te
Ermeni isyanlarý çýkmýþtýr. Ermeni isyanlarý, bir bütün olarak ele alýndýðýnda
gaye, metot ve malzemenin hep ayný olduðunu görmekteyiz. Bu isyan sýrasýnda okul
zarar görmüþ, 88 bin Dolar olan zarar miktarý Amerikalýlar tarafýndan Osmanlý
Hükümeti’ne 100 bin dolar olarak ödettirilmiþtir.
Fýrat Koleji’nin diploma törenleri Ermenice ve Ýngilizce olarak yapýlmýþ, kolej
müdürü Gates’in bir diploma töreni sýrasýnda “Yaþasýn Ermenistan” sözü Amerikalý
misyonerlerin Ermenilerle nasýl bir iliþki içinde olduðunu apaçýk ortaya koymaktadýr.
Harput’ta çýkan bir isyan dolayýsýyla Harputlu Þair Hacý Hayri Bey’in kaleme
almýþ olduðu þu mýsralar, bu mýsralarda geçen isimler ve bu isimlerin isyan sýrasýndaki
rolleri hakkýnda ipucu vermektedir. Þöyle diyor Harputlu Þair Hacý Hayri Bey:
“Ateþ düþtü Mornik’teki o hýyanet keþiþe
Mistýr Barnum, korkusundan kaçýp girmiþ kümese
Mistýr Barnum, yazar ise yazadursun sefire
Mistýr Barnum, kim yapacak bu yýkýlan damlarý.”
Mýsralarda da görüldüðü gibi Harput misyoner okulu müdürü olan Dr. Barnum’un
isyandaki rolünü açýkça ortaya koymaktadýr. Ýsyanda Osmanlý Hükümeti’nin aldýðý
tedbirler sayesinde ölen olmamýþ, binalar yanmýþsa da Osmanlý Hükümeti tarafýndan
yukarýda da anlatýldýðý gibi fazlasýyla ödenmiþtir.
Babýâli’ye çekilen telgraflardan, olayýn Amerikan misyonerleri ile Ermeni komitecilerin
giriþimleri ve iþbirliði sonucunda meydana geldiði anlaþýlmaktadýr. Osmanlý Hükümeti,
isyana katýlan ve bu iþte parmaðý olan misyonerlerin sýnýr dýþý edilmesi hakkýnda
karar almýþ, bu karar valiliklere ve bilhassa Anadolu Umum Islahat Müfettiþi
Þakir Paþa’ya bildirilmiþtir. Olaylarýn meydana geldiði Harput vilayet merkezindeki
Ermenilere ait ev ve iþyerlerinde 5 bin silah, 300 bomba, 40 kg bomba fitili,
200 paket dinamit ve 5 bin adet dinamit fitili ele geçirilmiþtir.
Fýrat Koleji’nin yöredeki Ermeni isyanlarý ile doðrudan baðlantýsý olduðunu bu
doðrultuda eðitim öðretim verdiðini ortaya koyan diðer bir belgede, bahsi geçen
dönemde misyoner merkezlerini gezerek onlarýn faaliyetlerini yerinde gören ve
inceleyen, zaman zaman bir müfettiþ edasýyla ifadeler kullanan Henry Tozer’in
hatýratýdýr Nitekim Henry Tozer Fýrat Koleji’nin açýlýþ ve iþleyiþi ile ilgili
olarak deðiþik meslek dallarýnda Hýristiyanlarý yetiþtirmek, Anadolu’da Hýristiyan
medeniyetini yeniden kurmak gayesiyle Amerika’dan gönderilen paralarla faaliyetlerin
yürütüldüðünü ifade etmektedir. Okul müdürü Wheeler’de bir konuþmada: “Ermenilerin
kendi kendilerini yönetemeyecek durumda olduklarýný bildikleri için burada bulunduklarýný”
söylemek suretiyle gerçek niyetlerini ortaya koymuþtur.
Ermenilere yönelik çalýþan bu kolej, 1915 Ermeni olaylarýnda Ermenilere her türlü
yardým ve desteði yapmýþ, bunun üzerine okul müdürü Ernest Riggs, Ermeni olaylarý
kýþkýrtmasý nedeniyle sýnýr dýþý edilmiþ, okul binalarýna da 1916 yýlýnda Osmanlý
Hükümetince el konulmuþtur.
Misyoner okullarý arasýnda faaliyet sahasý ve etkinliði yönüyle Fýrat ve Robert
Kolejlerinden sonra gelen Merzifon Koleji (Anadolu Koleji) ise 1886’da açýldý.
Fakat okulun Osmanlý Hükümetince resmi onayý ise 1899 yýlýnda olmuþtur. Bu da
gösteriyor ki, Osmanlý Hükümeti emperyalist emellerle açýlan Osmanlý’nýn gayrimüslim
tebaasýný bölmeye yönelik bu “fesat ocaklarý”ndan haberdardý. Fakat Amerikan
Hükümeti’nin ve Amerikalý misyoner teþkilatlarýnýn, Batýlý Devletlerin baskýlarý
sonucu bu okullarýn açýlýþýný onaylamak zorunda kalýyordu.
Merzifon’da bu okulun açýlmasýndan sonra Ermeni olaylarýnýn çýkmasý, okulun idareci,
mütevelli heyeti, öðretmen ve öðrencilerin olaylar sýrasýndaki durumlarýna bakarak
okulun Ermeni isyanlarýnýn planlandýðý bir merkez olduðunu söyleyebiliriz. 1830’da
baþlayan Ermeni olaylarýnda Ermeni ihtilal örgütleri ve komiteleri kolejin duvarlarýna
propaganda amaçlý bildiriler asmýþlar, bunun üzerine olaylara karýþan kolej öðretmenlerinden
Karabet Tomayan ile Kayayan Cevavik adlý iki Ermeni öðretmen suç delilleriyle
yakalanmýþ ve yargýlanmýþlarsa da suçlularýn kurtarýlmasý için kampanyalar açýlmýþtýr.
Yapýlan tahkikat sonucunda okul müdürünün de isyancýlarla iþbirliði halinde olduðu
ve Ermeni isyanlarýyla ilgili bildiri, broþür, diðer propaganda malzemeleri için
okul matbaasýnýn kullanýldýðý, bildirilerin okul duvarýna asýldýðý ortaya çýkmýþtýr. Okul
müdürü ve suç ortaklarý, Ermeni isyanlarý ile ilgili evraklarý ortadan kaldýrmak
için okul binasýný kasýtlý olarak yakmýþlar, okulun Müslüman ahali tarafýndan
yakýldýðý iftirasýný atarak, konsolosluklar ve elçilikler aracýlýðýyla Amerikan
ve Avrupa kamuoyuna ulaþtýrmýþlardýr. Ancak yapýlan incelemeler sonucunda, yangýný,
iki suç ortaðýnýn bilerek çýkartmýþ olduklarý gerçeði ortaya çýktýðý gibi, suçlularda
suçlarýný itiraf etmiþlerdir. Suçlularýn idamla yargýlanmasý üzerine, Ýngiltere
devreye girmiþtir. Misyonerlerin de önayak olmasýyla “Hýristiyan Ermenileri Savunma
Komitesi” kurulmuþ, bu komite mahkemenin yapýldýðý Ankara’da yürüyüþ tertiplemiþ,
Avrupa Devletlerine delegeler göndererek bu olayý Batýlýlarýn müdahalesi için
malzeme olarak kullanmýþtýr. Suçlularýn idam kararý onaylandýðý halde, suçlular
sýnýr dýþý edilmiþtir.
Bununla birlikte okulda öðretim sürdürülmüþtür. 10 Mayýs 1916’da okul binalarýna
Osmanlý Hükümetince el konularak, 1. Dünya Savaþý sýrasýnda askeri hastane olarak
kullanýlmýþtýr. Okul 1 Ekim 1919’da açýlmýþ, fakat bölücü Pontusçu faaliyetlere
alet olduðu için 1921 Aðustos’unda kapatýlmýþtýr.
Bu okullarýn müfredatlarýna baktýðýmýzda Türklerin ezeli bir düþman olduðu, Türkler
aleyhinde Avrupa ve Amerika’da kamuoyu oluþturulmasý gerektiði, Türk Milleti’nin
ve devletinin nasýl yok edilmesi gerektiði, Türk Milleti’nin din, milliyet, ahlak,
dil, kültür ve gelenek bakýmýndan zayýflatýlmasý gerektiði, aralarýndaki sevgi
saygý baðlarýnýn yok edilmesi gerektiði gibi konular yer almaktaydý.
1. Dünya Savaþý sonrasýnda Türkiye’de, Ermeni Okulu olarak yalnýzca Ýstanbul’daki
Ermeni okullarý kalmýþ, Milli Mücadele’nin zaferle neticelenmesinden sonra Ulu
Önder Atatürk’ün: “Bunlar mektep deðil, memleketimizdeki düþman karargâhlarýdýr”
diye ifade ettiði bu okullar, 3 Mart 1924’te çýkarýlan Tevhid-i Tedrisat Kanunu
ile Milli Eðitim Bakanlýðý’nýn gözetimi ve denetimi altýna alýnmýþ, Türkiye Cumhuriyeti
idaresine girmek istemeyenler ise kapatýlarak zararlý faaliyetlerine son verilmiþtir.
Sonuç olarak þunlarý söylemek gerekir ise:
Ermeni okullarý tarihî süreç içerisinde Batýlý Devletlerin (Ýngiltere
ve Fransa), Rusya’nýn ve Amerika’nýn emperyalist emellerine ve çýkarlarýna
alet olmuþlar, bu konuda himayesinde olduklarý devletten/devletlerden
her türlü yardým ve desteði görmüþlerdir.
Osmanlý Devleti’nin azýnlýk okullarý üzerinde, 1869 Maarif-i Umumiye
Nizamnâmesi’nin yayýnlanmasý ve uygulanmasýna kadar olan süreç içerisinde,
hiçbir gözetim ve denetiminin olmayýþý, bu okullarýn sayýsýný ve zararlý
faaliyetlerini artýrmýþ, özellikle Fransýz Ýhtilali sonrasýnda yaygýnlaþan
milliyetçilik ve milli devlet ilkesiyle Emperyalist Batýlý Devletler,
Rusya ve Amerika; Osmanlý himayesinde huzur ve barýþ içerisinde yaþayan
Ermenileri baðýmsýz bir Ermeni Devleti kurma vaadiyle kýþkýrtarak Osmanlý
Devleti’ne karþý ayaklanmalarýný saðlamýþlar, Ermeni okullarý bu süreçte
çok önemli roller ve stratejik görevler üstlenmiþlerdir.
* Bu makale, Niðde Üniversitesi SBE. Ýlköðretim ABD. Sosyal Bilgiler
Öðretimi Bilim Dalý’nda akademik jüri tarafýndan kabul edilmiþ Yüksek
Lisans Tezi’nin bir kesitidir.
** Bilim Uzmaný, Araþtýrmacý-Yazar.
Haydaroðlu, a.g.e.,
s. 201; Sezer, a.g.m., s. 137.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 107; Haydaroðlu, a.g.e., s. 201.
Þimþir, a.g.m., s.
99; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 104.
Öztürk-Yýldýz,
a.g.e., s. 104.
Haydaroðlu,
a.g.e., s. 207; Yuvalý, a.g.m., s. 208.
Yeni Rehber
Ansk., “Misyoner” mad, C. 14, Türkiye Gazetesi
Yay., Ýstanbul 1994, s 189; Yuvalý, a.g.m., s. 209.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 265.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 109, 263; Haydaroðlu, a.g.e., s. 202.
Haydaroðlu,
a.g.e., s. 203
Orhan Kýlýç, “XIX.
Yüzyýlda Harput’ta Misyoner Faaliyetleri”, Fýrat Üniversitesi
SBED., C, 3, S. 1, Elazýð 1999, s. 121; Davut Kýlýç a.g.e., s.
105, Sezer, a.g.m., s. 134.
Yuvalý, a.g.m., s.
213; Mutlu, a.g.e., s. 320.
Orhan Kýlýç, a.g.m., s.
124 Yuvalý, a.g.m., s. 210, Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s
69.
Haydaroðlu,
a.g.e., s. 129; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 70.
Haydaroðlu,
a.g.e., s. 130, 203; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 70.
Yuvalý, a.g.m., s.
211; Kocabaþoðlu, a.g.e., s. 153.
Yuvalý, a.g.m.,
s. 212; Mutlu, a.g.e., s. 310.
Yuvalý, a.g.m., s.
212, Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 69.
Sezer, a.g.m., s.
135; Öztürk-Yýldýz, a g.e., s. 71.
Mutlu,a.g.e.,
s. 320; Yuvalý, a.g.m., s. 213.
Yuvalý, a.g.m., s.
214; Mutlu, a.g.e., s. 310.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 108; Mutlu, a.g.e., s. 310; Yuvalý, a.g.m., s.
214.
Öztürk-Yýldýz,
a.g.e., s.
76; Yuvalý, a.g.m., s. 214; Sezer, a.g.m., s. 135.
Remzi Kýlýç, “Misyonerlik
ve Türkiye’ye Yönelik Misyoner Faaliyetleri”, s. 338.
O.
Nuri Ergin, a.g.e., C.
1-2, s. 761; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 107.
Davut Kýlýç, Osmanlý
Ermenileri, s. 33-78.
Tosun, a.g.m., s.
123; Hasan Babacan, “Ermeni Tehcirini Hazýrlayan Faktörler ve Tehcir”,
Dünden Bugüne Türk-Ermeni Ýliþkileri, Nobel Yay., Ankara 2003,s.
309.
Davut
Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s, 86; Davut Kýlýç, Osmanlý
Ermenileri, s. 33.
Demirel,
a.g.e., s. 211; Davut Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 33.
Davut
Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 39.
Demirel, a.g.m., s.
211; Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s.
87.
Demirel, a.g.m., s.
211; Davut Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 33.
Cihan Göktepe-Oktay
Kýzýlkaya, “Ermenilerde Kilise-Milliyetçilik Ýliþkisi ve Tehcir
Kanunu”, Dünden Bugüne Türk Ermeni Ýliþkileri, s.
286-287.
Tosun, a.g.m., s.
122-123; Kodaman, a.g.m., s. 102
Ünlü,
a.g.e., s. 277; Bayram Kodaman, “Kafkas Cephesi (Rus Cephesi)”, DGBÝT.,C.12,
s. 181, Demirel, a.g.m., s. 220.
Tosun, a.g.m., s.
123; Babacan, a.g.m., s. 303; Remzi Kýlýç, “Yakýn Dönem
Türk-Ermeni Ýliþkileri Üzerine”, Türk Yurdu, S.
236, Ankara 2007, s. 40-41.
Tosun, a.g.m., s.
124-125; Ünlü, a.g.e., s. 279; Babacan, a.g.m., s.
308; Remzi Kýlýç, a.g.m., s. 44.
Rýfat Uçarol, “Osmanlý
Ýmparatorluðu’nun ABD’yi Resmen Tanýmasý ve Ýliþkileri”, DGBÝT.,
C. 11, s. 391;Yavuz Güler, “Osmanlý Devleti Dönemi Türk Amerikan
Ýliþkileri (1795-1914)”, Gazi Üniv. Kýrþehir Eðitim Fak.
Dergisi, C. 6, S. 6, Kýrþehir 2005, s. 229.
Erdal Açýkses, “Türk-Amerikan
Münasebetlerinin Deðerlendirilmesi”, Türkler,
C. 13, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002, s. 542; Remzi Kýlýç,“Misyonerlik
Faaliyetleri ve Türkiye’ye Yönelik Misyoner Faaliyetler”, Türklük Bilimi
Araþtýrmalarý, S. 19, Niðde 2006, s. 332; Güler, a.g.e.,
s. 230.
H. Tahsin Fendoðlu, “Amerika
Birleþik Devletlerinin Misyonerleri ve Osmanlý Devleti”, Türkler,
C. 14, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002, s. 191; Güler, a.g.m., s.
232, Açýkses, a.g.m., s. 545.
Ayten Sezer, “Ermeni
Meselesinde Misyonerlerin Rolü”, Türk Kültürü, S.
467, Ankara 2002, s. 132; Mutlu, a.g.e., s. 285.
Sezer,
a.g.e., s. 134, Eryýlmaz, a.g.e., s. 182; Haydaroðlu, a.g.e.,
s. 181.
Uygur
Kocabaþoðlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika, Arba Yay.,
Ýstanbul 1989, s 38; Sezer, a.g.m., s. 133, Mutlu, a.g.e.,
s. 285.
Remzi Kýlýç, “Osmanlý
Türkiyesi’nde Azýnlýk Okullarý, Türk
Kültürü, S. 431, Ankara 1999, s. 154; Mutlu, a.g.e., s.
309; Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s.
104.
Ayhan
Öztürk-Özgür Yýldýz, Amerikan Protestan Misyonerlerinin Türkiye’deki
Faaliyetleri, (1820-1938), Arka Oda Yay., Kayseri 2007, s. 94,
Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde, s. 104, Osman Cilacý,Hýristiyanlýk
Propagandasý ve Misyonerlik Faaliyetleri, 6. basým, DÝB
Yay., Ankara 2005,s. 118; Ertuðrul, a.g.e., s. 162.
Bilal Þimþir, “Ermeni
Propagandasýnýn Amerika Boyutu Üzerine”, Tarih Boyunca
Türklerin Ermeni Toplumu ile Ýliþkileri Sempozyumu, Ankara
1985, s. 93; Gülbadi Alan, “Amerika Board Okullarý ve Türk
Ermeni Ýliþkilerinde Oynadýklarý Roller”, EÜSBED.,
S. 10, Kayseri 2001, s. 155; Kocabaþoðlu, a.g.e., s.
94, Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 28-30.
Þimþir, a.g.m., s.
93; Alan, a.g.m., s. 155, Yuvalý, a.g.m., s. 208;
Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 29.
Ayhan
Doðan, “Maraþ’ta Misyonerlik Faaliyetleri(XIX. Yüzyýlýn Ýkinci
Yarýsý XX. Yüzyýlýn Baþlarýnda)”, Selçuk Üniversitesi SBED., S.
11, Konya 2004, s. 275;Yuvalý, a.g.m., s. 208.
Sezer, a.g.m., s.
134; Yuvalý, a.g.m., s. 208; Ünlü, a.g.m., s. 161.
Sezer, a.g.m., s.
134; Bilal Eryýlmaz, Osmanlý Devleti’nde Gayrimüslim Tebaanýn
Yönetimi, Risale Yay., a.g.e., s. 182;
Haydaroðlu, a.g.e., s. 127, Mutlu, a.g.e., s.
294.
Öztürk-Yýldýz,
a.g.e., s.
94; Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s.
104, 114, 261; Haydaroðlu, a.g.e., s. 180.
Yuvalý, a.g.m., s
208; Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s.
106; Haydaroðlu, a.g.e., s. 127.
Haydaroðlu,
a.g.e., s. 180, Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde, s. 120.
Davut
Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde, s. 110; Haydaroðlu, a.g.e., s.
182.
Haydaroðlu,
a.g.e., s. 182.
Haydaroðlu,
a.g.e., s. 182; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 119.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 263; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 96.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 120; Haydaroðlu, a.g.e., s. 182.
Mutlu,
a.g.e., s. 147; Haydaroðlu, a.g.e., s. 182.
Mutlu,
a.g.e., s. 293, Davut Kýlýç, a.g.e., s. 120.
Öztürk-Yýldýz,
a.g.e., s.
101.
Mutlu,
a.g.e., s. 297; Sezer, a.g.m., s. 136; Kocabaþoðlu, a.g.e.,
s. 275.
Öztürk,-Yýldýz,
a.g.e., s.
102.
Turan,
a.g.e., s. 11-12; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 110, Haydaroðlu, a.g.e.,
s. 182.
Sezer, a.g.m., s.
136, Davut Kýlýç, a.g.e., s. 120-165.
Haydaroðlu,
a.g.e., s. 201; Sezer, a.g.m., s. 136.
Bayram Kodaman, “Þark
Meselesi”, Doðuþtan Günümüze Büyük Ýslam Tarihi, C.
12, Çað Yay., Ýstanbul 1989, s. 21.
Ýlknur
Polat Haydaroðlu,Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Yabancý Okullar, Kültür
Bakanlýðý Yay.,Ankara 1990, s. 199-200.
Davut
Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler Arasýndaki Dinî ve Siyasî Mücadeleler,
ASAM Yay., Ankara 2000, s. 112-113, Abdülkadir Yuvalý, “Ermeni
Ýsyanlarýnda Misyoner Okullarýnýn Rolü”, Yakýn Tarihimizde
Kars ve Doðu Anadolu Sempozyumu, Ankara 1999, s. 204.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 63; Þamil Mutlu, Osmanlý Devleti’nde Misyoner
Okullarý, 2. basým, Gökkubbe Yay., Ýstanbul 20005, s. 137; Ayten
Sezer, “Ermeni Meselesinde Misyonerlerin Rolü”, Türk
Kültürü, S. 467, Ankara 2002, s. 132; Metin Hülagu, “Osmanlýdan
Cumhuriyete Misyoner Ermeni, Terör ve Amerika Dörtgeninde
Türkiye”, EÜSBED., S. 10, Kayseri 2001, s.
58.
Mutlu,
a.g.e., s. 142; Ömer Turan, Avrasya’da Misyonerlik, Asam Yay.,
Ankara 2002, s. 7.
Rýfat Uçarol, “Osmanlý-Fransýz
Ýliþkileri”, Doðuþtan Günümüze Büyük Ýslam Tarihi, C.
11, s. 213.
Mutlu,
a.g.e., s. 148; Halit Ertuðrul, Azýnlýk ve Yabancý Okullarý, Türk
Toplumuna Etkileri, Nesil Yay., Ýstanbul 2005, s. 69; Davut Kýlýç,
a.g.e., s. 235.
Mutlu,
a.g.e., s. 149; Ertuðrul, a.g.e., s. 70.
Ramazan
Tosun, “Ermeni Ýddialarý ve Tarihî Gerçekler”, Ata Dergisi, S.
9, Konya 2002, s. 120; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 116.
Rýfat Uçarol, “Osmanlý
Ýngiliz Münasebetleri”, DGBÝT., C. 11, s.
214; Süleyman Kocabaþ, Türkiye ve Ýngiltere, Vatan
Yay., Ýstanbul 1985, s. 13.
Davut Kýlýç, “XIX
Asýrda Ýngiltere’nin Ortadoðu Politikasýnýn Osmanlý Ermenilerine
Yansýmasý”, Dünden Bugüne Türk-Ermeni Ýliþkileri, s.
231, Kocabaþ, a.g.e., s. 19.
Uçarol, a.g.m., s.
214, Kocabaþ, a.g.e., s. 35.
Uçarol, a.g.m., s.
215; Kocabaþ, a.g.e., s. 244.
Uçarol, a.g.m., s.
217, Davut Kýlýç, a.g.e., s. 242.
Uçarol, a.g.m., s.
218; Kocabaþ, a.g.e., s. 82, Davut Kýlýç, a.g.e., s.
243.
Uçarol, a.g.m., s.
218 Kocabaþ, a.g.e., s. 84; Davut Kýlýç, a.g.e., s.
245.
Uçarol, a.g.m., s.
218, Tosun, a.g.m., s. 119.
Tosun, a.g.m., s.
120, Uçarol, a.g.m., s. 220.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 119.
Mutlu,
a.g.e., s. 285; Cilacý, a.g.e., s. 118; Davut Kýlýç, a.g.e., s.
104.
Ertuðrul,
a.g.e., s. 191; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 119.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 119.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 248, 250; Kocabaþ, a.g.e., s. 155.
Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 253.
Tosun, a.g.m., s.
121; Kocabaþ, a.g.e., s. 160.
Þelale Turan, “Kars’ýn
Rusya için Önemi ve Ermenilerin Kars Çevresinde Yaptýðý Katliamlar”, Dünden
Bugüne Türk Ermeni Ýliþkileri, s. 370; Tosun, a.g.m., s
121
Eroðlu,
a.g.e., s. 15, Bayram Kodaman, “Kafkas Cephesi”, DGBÝT.,
C. 12, s. 181
Necdet
Sevinç, Ajan Okullarý, Dede Korkut Yay., Ýstanbul 1975, s. 121-122.
Rýfat Uçarol, “Osmanlý-Rus
Ýliþkileri”, DGBÝT., C. 11, s. 219; Davut
Kýlýç, a.g.e., s. 217.
Uçarol, a.g.m., s.
219; Ünlü, a.g.e., s. 426.
Uçarol, a.g.m., s.
220; Ünlü, a.g.e., s. 485, Mutlu, a.g.e., s.
77.
Uçarol, a.g.m., s.
220-221.
Mutlu,
a.g.e., s. 77; Kocabaþ, a.g.e., s. 82-83.
Muammer Demirel, “Rusya’nýn
Ermeni Meselesi’ne Etkisi”, Dünden Bugüne
Türk Ermeni Ýliþkileri, s. 205 vd; Davut Kýlýç, Osmanlý
Ermenileri Üzerine Araþtýrmalar 1, Manas Yay., Elazýð
2007, s. 36.
Uçarol, a.g.m., s.
248; Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler,
s. 226-227, Tosun, a.g.m., s. 121
Davut
Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 227.
Davut
Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 227; Demirel, a.g.m., s.
209; Ertuðrul, a.g.e., s. 59.
Ünlü, a.g.e.,
s. 161; Demirel, a.g.m, s. 210.
Bayram Kodaman, “Ermeni
Ýsyanlarý”, DGBÝT., C. 11, s. 101; Ünlü, a.g.e., s.
165; Gürün, a.g.e., s. 140-142.
Sevinç,
a.g.e., s. 117-118.
Hidayet
Vahapoðlu, Osmanlý’dan Günümüze Yabancý ve Azýnlýk Okullarý, Boðaziçi
Yay., Ýstanbul 1992, s. 24.
Davut
Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 28.
Davut
Kýlý, Osmanlý Ermenileri, s. 29.
Davut
Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s.
30; Demirel, a.g.m., s. 210.
YABANCI OKULLAR SAYFASI |