19. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETÝ’NDE BATILI DEVLETLERÝN, RUSYA’NIN VE ABD’NÝN ERMENÝ OKULLARINA EMPERYALÝST ETKÝLERÝ VE ÝLGÝLÝ DEVLETLERÝN ERMENÝ MESELESÝ’NÝN ORTAYA ÇIKIÞINDAKÝ ROLLERÝ*

19. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETÝ’NDE BATILI DEVLETLERÝN, RUSYA’NIN VE ABD’NÝN ERMENÝ OKULLARINA EMPERYALÝST ETKÝLERÝ VE ÝLGÝLÝ DEVLETLERÝN ERMENÝ MESELESÝ’NÝN ORTAYA ÇIKIÞINDAKÝ ROLLERÝ*
MEHMET DERÝ**

 Özet:  Aþaðýdaki makalede 19. yüzyýl Osmanlý coðrafyasýnda Emperyalist Batýlý Devletlerin, Rusya’nýn ve ABD’nin destek ve yardýmlarýyla Ermeni okullarýnda yürütülen emperyalist faaliyetler hakkýnda bilgi verilecektir.
 Anahtar Kavramlar: Ermeni Okullarý, Emperyalizm, Emperyalist Batýlý Devletler, Rusya, Amerika Birleþik Devletleri.

Osmanlý Devleti sahip olduðu jeopolitik ve jeostratejik önem nedeniyle, 19. yüzyýlýn sonlarýna doðru Batýlý Devletlerin ilgi odaðý haline geldi. Bunun neticesinde Batýlý Devletler “Þark Meselesi”ni ortaya atarak, Osmanlý Devleti topraklarýný kendi emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda paylaþma yoluna gittiler. Buna göre Batýlý Devletler, Osmanlý Devleti’ne karþý izledikleri siyasetle ondan siyasi, ekonomik, ticari, kültürel ve diðer alanlarda hak ve çýkarlar ile toprak elde etmenin çabasýný sürdürmeye çalýþýrlarken, ayný zamanda her devlet, daha çok pay elde edebilmek için rakip devletlerin kendi aleyhine geliþmesini önleme mücadelesini yapmýþtýr.
Osmanlý Devleti üzerinde hedefleri ve çýkarlarý olan devletler, kendine hizmet edebilecek, dinine, mezhebine ve siyasi hedeflerine ve çýkarlarýna uygun olan milleti belirledi. Böylece Fransýzlar Katolikleri ve Ermenileri, Ýngilizler Protestanlarý ve Ermenileri, Amerikalýlar Protestanlarý ve Ermenileri, Yunanlýlar Rumlarý himaye altýna aldýlar.
Burada dikkat edilirse her devlet, kendi siyasi hedefleri ve çýkarlarý doðrultusunda Ermenileri kullanmak istiyordu. Bunun neticesinde Gregoryen Mezhebi’nden olan Ermeniler, Batýlý Devletlerin ve Amerika’nýn emperyalist politikalarý sonucunda Katolik, Protestan ve Gregoryen olmak üzere üç mezhebe ayrýldýlar ki, aralarýnda daha sonra mezhep çatýþmalarý baþlayacaktýr.
Fransa, Osmanlý ülkesinde misyoner faaliyetlerine ilk önce baþlayan ülkedir. Katolik olan bu Fransýz misyonerler, hem Hýristiyanlýðý yaymak hem de Ýstanbul’daki gayrimüslimlerin eðitimi ile yakýndan ilgilenmek üzere 16. yüzyýlýn sonlarýna doðru Osmanlý ülkesine geldiler. Özellikle Katolik Cizvitler ile hýzlý bir yayýlma ve geniþleme gösteren Fransýz misyonerliði, daha sonra Katolikliðin diðer kollarý olan Fransiskan, Dominiken, Kapuçin ve Firerler rahip ve rahibelerinin de Osmanlý ülkesine gelmesiyle daha bir hýzlý büyüme ve yayýlma sürecine girdiler.
Katolik misyonerler Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Keldaniler, Marunîler, Yezidiler, Yahudiler üzerinde çalýþmýþlar, gittikleri yerlere kilise, okul, hastane pansiyon, yurt, yetimhane, saðlýk ocaklarý, eczane, yabancý dil kurslarý, sanat öðreten atölyeler açmýþlardýr.
Fakir ve kimsesiz çocuklardan yaþlýlara kadar, bilhassa yardýma muhtaç insanlarý kendilerine ilgi alaný olarak seçen Katolik misyonerleri –diðer misyonerlerde bu þekilde çalýþmýþlardýr- bu metotla insanlarý, kendi dinlerine ve mezheplerine çevirme yolunu takip etmiþlerdir. Elbetteki her zaman bu misyonerlerin arkasýnda Fransa’nýn maddi ve manevi desteði arkalarýnda olmuþtur. Ayrýca bu misyonerler, gittikleri yerlerin halkýna Fransýz dilini ve kültürünü öðretiyorlardý ki, bundaki amaç bu toplumlarýn Fransýz sanayi ve ticaretinin müstakbel müþterileri olarak düþünülmesiydi. Hatta bu hususta Alliance Française’nin bir üyesi bu konuda þunlarý söyler: “Fransýz dili, Fransýz kültürünü ve alýþkanlýklarýný saðlar, bu ise Fransýz ürünlerinin alýnmasý demektir. Fransýzca bilen kiþi de Fransa’nýn müþterisi haline gelir.” demek suretiyle misyonerliðin ticari boyutuna dikkat çeker. Nitekim 19. yüzyýlýn ortalarýna doðru misyonerler, baðlý bulunduklarý devletinde desteðiyle, ticaret ve sanayi ile ilgili birçok okul açmýþlardýr.
Bu bilgilerden sonra Fransýzlarýn Ermeniler ve Ermeni okullarý ile olan iliþkilerine gelince:
Osmanlý-Fransýz iliþkileri Kanuni Sultan Süleyman zamanýnda Fransýzlara verilen (1536) kapitülasyonlarla baþlamýþ, bu tarihte baþlayan dostluk 18. yüzyýlýn ortalarýna kadar devam etmiþtir. Fransa’nýn 1798’de Mýsýr’ý iþgal etmesiyle Osmanlý-Fransýz iliþkileri yeni bir sürece girmiþtir. Ayrýca Fransa’nýn Yunanistan’ýn baðýmsýzlýðýnda önemli bir rol oynamasý (1829), Cezayir’i iþgal etmesi(1830), Mehmet Ali Paþa Ýsyaný ve Mýsýr Meselesi’nde (1832-1833) Mehmet Ali Paþa’ya destek vermesi, 1881’de Tunus’u, 1904’te Fas’ý iþgal etmesiyle Osmanlý-Fransýz iliþkileri artýk tamamen çýkmaza girmiþtir.
Fransa, Osmanlý ülkesinde kapitülasyonlar vasýtasýyla elde ettiði çýkarlarýný devam ettirmek için Osmanlý bünyesindeki Katolikleri ve Gregoryen Mezhebi’nden olan ve Fransýz misyonerler vasýtasýyla Katolik yaptýðý Katolik Ermenileri kullanmýþtýr. Bu amaçla Fransa, Osmanlý ülkesinde kendi çýkarlarýný korumak ve devam ettirmek ve de Gregoryen Mezhebi’nden olan Ermenileri Katolik yapmak,  Fransýz kültür ve zihniyetinin bir parçasýný oluþturmak/temsil etmek ve yaygýnlaþtýrmak maksadýyla Ermenilere yönelik çok sayýda okul açmýþtýr.
Açýlan bu okullarda Fransýz öðretmenleri, din adamlarý, misyonerler, ajanlar kendi belirledikleri eðitim programlarý doðrultusunda ders vermiþlerdir. Öyle ki bu okullarda okuyan öðrenciler Fransa’nýn tarihini ve coðrafyasýný, edebiyatýný, Fransýz daðlarýný, nehirlerini, kendi ülkelerinden daha iyi bilirlerdi. Fransa’nýn ithal ve ihraç ettikleri maddeleri en ince teferruatýna kadar öðrenirlerdi. Öðrenciler, kendi tarihinde okumadýklarý þeyleri Fransýz tarihinden okurlardý.
Fransa, Ermeni Meselesi’nin ortaya çýkýþýnda ve Ermenilerin baðýmsýzlýk isteðiyle Osmanlý Devleti’ne karþý sýk sýk ayaklanmasýnda da önemli roller oynamýþtýr.
Fransa’da okuyan Ermeni gençleri, buradaki bilim ve düþünce adamlarý, þairler, yazarlar, aydýnlarla temasa geçerek Fransýz Ýhtilali sonrasýnda moda olan baðýmsýzlýk, özgürlük, milli devlet, milliyetçilik, eþitlik, adalet vb. konularda bilgilendirilip Osmanlý Devleti aleyhine yönlendirilip kýþkýrtýlýyorlardý. Fransa’dan dönen bu Ermeni gençleri, bu fikirlerini kendi toplumuna yayarak ayrýlýkçý hareketleri körüklüyorlardý, bu Ermeni gençlere en büyük desteði ise Fransýz basýný ve kamuoyu ile Ermeni zenginleri veriyordu. Bunun neticesinde Ermeniler sýk sýk baðýmsýzlýk isteðiyle Osmanlý Devleti’ne karþý ayaklanmýþlar, baþta Fransa olmak üzere Avrupa’da, Ermeni Meselesi’nin altyapýsý oluþturulmuþtur.
Ermenilerle ve Ermeni okullarýyla iliþkisi olan bir diðer devlet ise Ýngiltere’dir. Osmanlý-Ýngiliz iliþkileri Ýngilizlerin ticari amaçlý giriþimleriyle 16. yüzyýlýn sonlarýna doðru baþlamýþtýr. Ýngilizler gemilerine Fransýz bayraðý çekerek Osmanlý karasularýnda ticaret yapýyorlardý. Ýngiltere, bu durumdan kurtulmak ve Osmanlý ülkesinde rahatça ticaret yapabilmek için Osmanlý Devleti’ne baþvurmuþtu, bu istekleri Osmanlý Devleti tarafýndan kabul edilmiþ, böylece Osmanlý-Ýngiliz iliþkileri baþlamýþtýr.
Osmanlý Devleti sahip olduðu jeopolitik ve jeostratejik önem ve sahip olduðu ticari ve ekonomik potansiyeli, Asya, Avrupa ve Afrika kýtalarýný birbirine baðlayan kara ve deniz yollarýna transit olan özelliði, Ýngiltere için Ortadoðu’da Suriye üzerinden Mýsýr’ý,  Irak üzerinden de Hindistan sömürge ve ticaret yollarýný denetlediðinden özel bir stratejik önem arz etmekteydi.
1838 Türk-Ýngiliz Ticaret Antlaþmasý(Baltalimaný Antlaþmasý), 1850 Gümrük Tarifesi Antlaþmasý ile Ýngiltere, Osmanlý sýnýrlarý içinde geniþ iktisadi ve ticari haklara sahip olmuþtu. Bu nedenle Ýngiltere Ortadoðu’daki çýkarlarýný korumak ve devam ettirmek için Þark Meselesi ile yakýndan ilgileniyor ve bunu kendi lehine çözümlemek istiyordu.
Ýngiltere, Hindistan yolunun güvenliði Ortadoðu’daki ve Akdeniz’deki çýkarlarýný devam ettirmek için Fransa ile mücadeleye giriþmiþ Amiral Nelson komutasýndaki Ýngiliz donanmasý, Ýskenderiye yakýnlarýnda Ebukir Koyu’nda Fransýz donanmasýný aðýr bir yenilgiye uðratmýþtýr(1 Aðustos 1798).
Ýngiltere emellerine ulaþmada Fransa’dan sonra en büyük rakip olarak Rusya’yý görüyordu. Bu nedenle Ýngiltere, Rusya’nýn Boðazlara ve Akdeniz’e inme, Osmanlý Devleti üzerinde söz sahibi olmasýný kendi çýkarlarýna aykýrý buluyordu. 1841 Londra Boðazlar Antlaþmasý ile Boðazlar Meselesi, boðazlarýn devletlerarasý bir statüye baðlanmasýyla Ýngiltere ile Rusya arasýnda bir yumuþama meydana gelmiþti. Fakat 1848’den sonra özellikle mülteciler meselesinde Ýngiltere’nin Osmanlý Devleti yanýnda yer almasý Rusya ile aralarýnýn yeniden açýlmasýna yol açtý. Zira Rusya’nýn Osmanlý ülkesinde yeni kazanýmlar elde etmesi, Osmanlý ülkesinde çýkarlarý ve emelleri olan Ýngiltere’yi rahatsýz etmiþtir. Nitekim bu konuda Ýngiliz devlet adamlarýndan Lord Russel’in: “Eðer Rusya’yý Tuna Nehri üzerinde durduramazsak, günün birinde Ýndus kýyýlarýnda durdurmak zorunda kalacaðýz” sözü, konumuzu özetlemesi açýsýndan oldukça önemlidir.
Ayrýca Ýngiltere, Rusya’nýn Balkanlarda dolayýsýyla Osmanlý Devleti üzerinde nüfuz kurmasýný da kendi çýkarlarýna aykýrý buluyordu. Bundan dolayý Ýngiltere, Osmanlý topraklarý üzerinde denge politikasý kuruyor, doðu ticaret yollarýnýn güvenliði ve çýkarlarýnýn devamý için Osmanlý Devleti’nin varlýðýnýn sürdürülmesinden yana oldu. Nitekim bu konuda Ýngiliz devlet adamlarýndan Chatham’ýn söylediði þu söz konumuzu aydýnlatmasý bakýmýndan önemlidir. Chatham: “Osmanlý Devleti’nin yaþamaya devam etmesinin Ýngiltere için hayati bir önemde zorunluluk olduðunu söylemeyen bir kimse ile ben konuþmam” diyerek Ýngiltere’nin Osmanlý Devleti’ne bakýþýný çok güzel ifade eder.
1877-78 Osmanlý-Rus Savaþý (93 Harbi) sonrasýnda imzalanan Ayastefanos (Yeþilköy) Antlaþmasý ile (3 Mart 1878) Rusya, Osmanlý Devleti ve Balkanlar üzerinde söz sahibi oluyor, Þark Meselesi’nin Rumeli kýsmýný kendi çýkarlarý doðrultusunda çözmüþ oluyordu. Fakat Ýngiltere, Rusya’nýn Ayastefanos Antlaþmasý ile elde ettiði bu haklarý kendi çýkarlarýna aykýrý gördüðü için Ayastefanos Antlaþmasý yürürlüðe girmedi. Ayrýca Avusturya’da Rusya’nýn Balkanlarda söz sahibi olmasýný istemediði için Ayastefanos Antlaþmasý’na itiraz etmiþti. Bunun üzerine ilgili devletler Ýngiltere, Rusya, Avusturya, Almanya ve Ýtalya 13 Temmuz 1878’de Berlin Antlaþmasýný imzaladýlar.
Berlin Antlaþmasý ile Ýngiltere, Rusya’nýn Akdeniz’e inmesini önlemiþ oluyordu. Ayrýca Ýngiltere 4 Haziran 1878’de yapýlan bir antlaþma ile Kýbrýs’ý idaresi altýna alarak -daha sonra da iþgal ederek- Doðu Akdeniz’i ve Süveyþ Kanalýný kontrol etmiþ oluyordu.
Ýngiltere 1878 Berlin Antlaþmasý’nýn 61. maddesine göre Doðu Anadolu’da Ermenilere yönelik ýslahat yapýlmasýný öngörüyordu. Bu madde, ayný zamanda Batýlý Devletlerin ve Rusya’nýn kendi emelleri doðrultusunda Ermeni Meselesini ortaya attýklarý maddedir. Bu madde tamamen Ýngiltere’nin Osmanlý Devleti’ne yönelik yeni politikasý gereði Ermenileri kendi tarafýna çekmek için konulmuþ bir madde idi. Böylece Ýngiltere, Doðu Anadolu’da yaþayan Ermenilerin haklarýný savunur görünüp Rusya’nýn Akdeniz ve Ortadoðu’ya inmesine engel olmaya çalýþýyordu. Rusya ise 61. maddeyle Doðu Anadolu’daki Ermenileri kendi nüfuzuna alarak Akdeniz’e ve Ortadoðu’ya, Basra Körfezine dolayýsýyla sýcak denizlere inmeyi amaçlýyordu.
Bütün bu bilgilerden sonra Ýngiltere’nin Ermeniler ve Ermeni okullarý ile olan iliþkisine gelince: Yukarýda da belirttiðimiz gibi 1878 Berlin Antlaþmasý sonrasýnda Ýngilizler Osmanlý Devleti üzerindeki emellerini ve çýkarlarýný Ermenileri kullanarak devam ettirmek istediler. Bu amaçla Ermenilere yönelik açtýklarý okullar vasýtasýyla bu emellerini gerçekleþtirme yolunu takip ettiler. Ayrýca Protestan Ýngiliz misyonerleri vasýtasýyla, çok sayýda Gregoryen Mezhebi’nden olan Ermeniyi Protestan Mezhebine kazandýrdýlar. Ayrýca bu Ýngiliz Protestan misyonerleri, Osmanlý ülkesinde Katolik Fransa’ya ve Ortodoks Rusya’ya karþý kullanýlacak, onlarý devre dýþý býrakacak Protestan zihniyeti oluþturmayý amaçlýyordu.
Ýngiltere’nin Ermenilere yönelik açtýðý bu okullar, Ýngiliz ideallerine, kültür ve düþüncesine hizmet eden bir üs vazifesi görmüþler, bu hususta Ýngiliz misyonerleri ve ajanlarý çok aktif roller üstlenmiþlerdir. Ayrýca Ýngiliz konsolosluklarý, diplomatlarý ve tüccarlarý da bu okullara gereken her türlü yardým ve desteði yapmýþlardýr.
Bu okullarda yetiþen Ermeniler, Ýngiliz kamuoyunun, diplomasinin ve basýnýnýn da desteðiyle Osmanlý Devleti’ne karþý baðýmsýzlýk isteðiyle sýk sýk isyan eder hale geldiler. Bu isyanlarda binlerce masum Türk katledildi. Ýngiltere Ermenileri tahrik edip her türlü yardým ve desteði yaptýðý gibi, Osmanlý Hükümeti’nin haklý olarak aldýðý emniyet tedbirlerini de eleþtiriyor, Ýngiliz politikacýlarý ve basýný bu eleþtirilerin baþýný çekiyordu.
Ýngiliz Hükümeti, Osmanlý Ermenilerinin baðýmsýzlýk hareketlerini desteklemekle de kalmayarak Osmanlý ülkesinde suç iþleyip cezaevlerine düþen Protestan Ermenilerin salýverilmesi için kampanya baþlattý ve bunda da baþarýlý oldu.
Osmanlý Devleti’nin 1. Dünya Savaþý’na girmesiyle birlikte Ýtilaf Devletleri bloðunda yer alan Ýngiltere, Fransa, Rusya Ermeni Meselesi’ni yeniden kullanarak Osmanlý Devleti’ni Doðu Anadolu’da etkisiz býrakmaya çalýþýyordu. Ýngiltere ve Rusya, Ermenileri Osmanlý Devleti’ne karþý baðýmsýz bir Ermeni Devleti vaadiyle aldatýyordu. 9 Kasým 1916’da Ýngiliz Baþbakaný Asquith, 5 Ocak 1918’de Ýngiliz Baþbakaný Lloyd George, Ermenilere Doðu Anadolu’da baðýmsýz bir Ermeni Devleti’nin kurulacaðý vaadinde bulundular. Hâlbuki bu vaatler birer aldatmacadan ibaretti. Zira Ýngiltere, Fransa, Rusya arasýnda 16 Mayýs 1916’da yapýlan Sykes-Picot Antlaþmasý ile Doðu Anadolu Ruslara verilmiþti.
Ruslarýn asýl amacý Doðu Anadolu’da baðýmsýz bir Ermeni Devleti kurmak deðil, Ermenilere nüfuz edip onlarý kendi emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda kullanmaktý. Nitekim Rus Dýþiþleri Bakaný Lobanoff Rostovski: “Biz Ermenisiz Ermenistan istiyoruz” diyerek bu gerçeði apaçýk bir þekilde ortaya koyar. Yine bu hususta þu ifadeler oldukça dikkat çekicidir. Ermenilerin Erzurum isyaný sýrasýnda Erzurum Rus Konsolosu, Erzurum Valisi Semih Paþa’yý ziyarete gitmiþ ve ona “Böyle bir âsi halký Rusya’da olsa mutlaka kýrarlar” derken, ayný konsolos Ermeni komitecilerine de: “Osmanlý gibi vahþi bir hükümetin idaresi altýnda yaþamaya deðmez” demiþtir.
Baðýmsýz Ermenistan vaadiyle kýþkýrtýlan ve aldatýlan Ermeniler, baþta Rusya olmak üzere Ýngiltere ve Fransa’nýn askeri birliklerine gönüllü olarak katýlýp Türklere karþý savaþmýþlardýr. 1. Dünya Savaþý ve mütareke dönemindeki Ermeni olaylarý Ýngiltere ve Rusya’nýn kýþkýrtmalarýyla ve yönlendirmeleriyle geliþmiþ, bu devletler Ermenilere silah, cephane, mühimmat ve diðer destekleri saðlamýþ, Ermeniler bu olaylar sýrasýnda binlerce masum Türk’ü katletmiþtir.
1. Dünya Savaþý sýrasýnda Ermenilerin katliamlar yaptýklarý yerlerde daha önceden açýlmýþ olan, savaþ sýrasýnda ise kýþla ve malzeme deposu olarak kullanýlan okul sayýsý 1145’tir. Bu rakam, Gregoryen Ermenilerine ait okul sayýsýdýr. Bu rakama Katolik Ermeni okullarý, Protestan Ermeni okullarý ve özel Ermeni okullarý da eklenince rakam bir hayli artmaktadýr.
Yine bu dönemde Ermeni dernekleri -ki bu dernekler çoðunlukla zengin Ermeniler tarafýndan kurulmuþtur- yayýnladýklarý bildirilerle, Ermenileri isyana teþvik ederken Ermeni okullarýnda Türk düþmanlýðý aþýlanýyor, ayrýlýkçý ve bölücü aðýrlýklý siyasî eðitim yapýyordu. Okullarýn duvarlarýna hayalini kurduklarý Ermenistan ile ilgili bilgiler asýlýyor, Osmanlý tuðrasý kaldýrýlarak yerine Ermenistan haritasý asýlýyor ve okullarda Büyük Ermenistan hayaline yönelik þarkýlar söyleniyordu.
Milli Mücadele’nin kazanýlmasýndan sonra Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý içinde yalnýzca Ýstanbul’daki Ermeni okullarý kalmýþ, Cumhuriyetin ilanýndan sonra diðer okullar gibi Ermeni okullarý da Milli Eðitim Bakanlýðý’na baðlanmýþtýr.
Bu hususta sonuç itibariyle þunlarý söylemek gerekirse: Protestan Ýngiliz misyonerleri Gregoryen Mezhebi’nden olan Ermenileri, Protestan yapmakta önemli baþarý saðlamýþlar, Ýngilizler, Protestan Ermenilere yönelik çok sayýda okullar açmýþlar, açýlan bu okullar Ýngiliz emellerine ve çýkarlarýna hizmet ettiði gibi, Ýngiliz kültürünün ve zihniyetinin bir parçasý haline gelerek temsilcisi ve yayýcýsý olmuþlardýr.
Ermeniler ve Ermeni okullarý ile ilgisi olan diðer devlet ise Rusya’dýr.
Osmanlý-Rus iliþkileri Moskova Knezi’nin bir elçilik heyetini Kýrým Haný’nýn aracýlýðýyla II. Bayezýd döneminde 1492’de Ýstanbul’a göndermesiyle baþlar. Moskova Knezi, bu elçisiyle Osmanlý Devleti’nden Kuzey Karedeniz limanlarýnda Rus tüccarlarýnýn serbestçe ticaret yapmalarýný ve komþuluk iliþkilerinin kurulmasýný istemiþse de, Osmanlý Devleti’nin siyaseti daha çok Avrupa ve Akdeniz’e yönelik olduðu için Ruslarýn bu isteði reddedilmiþ, daha sonraki yýllarda Ruslarýn bu konudaki isteklerine olumsuz cevap verilmiþtir.
Rusya 2. Viyana Kuþatmasý’ndan sonra Türklere karþý Avrupa Devletlerinin kurduðu Kutsal Ýttifaka girerek Osmanlý Devleti ile savaþmaya baþlamýþtýr. Diðer devletlerle 1683’ten beri süren bu savaþlar sonucunda Kutsal Ýttifak üyeleri ile (Rusya, Avusturya, Venedik, Lehistan) 1699 yýlýnda Karlofça Antlaþmasý yapýlmýþtýr. Ayrýca bir yýl sonra (13 Temmuz 1700) Rusya ile Ýstanbul Antlaþmasý imzalanmýþ, Azak Kalesi Ruslara verilmiþ, Ruslarýn Ýstanbul’da daimi bir elçi bulundurmasý kabul edilmiþtir.
Osmanlý Rus iliþkilerinde dönüm noktasý 1768-1774 Osmanlý-Rus Savaþý sonrasýnda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaþmasý olmuþtur. Bu antlaþma ile Rusya, Osmanlý tebaasý Ortodokslarý himaye hakkýný elde etmiþ, Karadeniz ve Akdeniz’de serbestçe ticaret yapabilme, Ýstanbul’da bir Ortodoks Kilisesi açma hakkýný elde etmiþtir. Böylece Rusya 18. yüzyýlýn sonlarýna gelindiðinde Osmanlý Devleti’nden önemli topraklar ile ticarî hak ve çýkarlar elde ederek güneye doðru ilerlemiþ, gittikçe büyüyen bir tehlike olarak Osmanlý Devleti’nin varlýðýný tehdit etmeye baþlamýþtýr.
Rusya’nýn gittikçe kuvvetlenmesi, Osmanlý ülkesinde haklar elde etmesi; yine Rusya’nýn Boðazlarýn ve Akdeniz’e inme politikasý Osmanlý Devleti üzerinde emperyalist emelleri bulunan Ýngiltere ve Fransa’yý rahatsýz ediyordu. Bu nedenle ilgili devletler “Þark Meselesi”ni kendi çýkarlarý ve amaçlarý doðrultusunda çözümlemenin hesabý içindeydiler. Bu nedenle Osmanlý ülkesi, özellikle de 19. yüzyýlda bu devletlerin “çýkar ve nüfuz çatýþmasý”na söz konusu olmuþtur.
Rusya’nýn Osmanlý topraklarýnda elde ettiði önemli baþarýlardan biri de misyonerler, ajanlar ve papazlar yardýmýyla yürüttüðü propagandalar neticesinde Osmanlý tebaasý olan Ortodoks Rumlar arasýnda ulusçuluk akýmýnýn yayýlmasý ve baðýmsýz bir Yunan Devleti’nin kurulmasý olmuþtur.
1877-78 Osmanlý Rus Savaþý (93 Harbi) sonrasýnda imzalanan Berlin Antlaþmasý’nýn (13 Temmuz 1878) 61. maddesi ile Rusya, Doðu Anadolu’da Ermenilere yönelik ýslahat yapýlmasýný istiyordu. Rusya, bu amaçla Doðu Anadolu’daki Ermenileri kendi nüfuzu ve hâkimiyeti altýna alarak Akdeniz’e, Ortadoðu’ya, Basra Körfezi’ne dolayýsýyla sýcak denizlere inmek istiyordu. Bahsi geçen 61. madde, ayný zamanda Batýlý Devletlerin (Ýngiltere, Fransa) ve Rusya’nýn kendi emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda Ermeni Meselesi’ni ortaya attýklarý bir maddeydi.
Bu olaydan sonra Osmanlý topraklarýndaki emperyalist devletlerin iktidar mücadelesinde Rusya ve Ýngiltere, Ermenileri bir piyon olarak kullanmaya baþlamýþtýr. Doðu Anadolu’daki Rus iþgali, Rusya’nýn Osmanlý Ermenileri üzerindeki etkisini daha çok artýrmýþtýr. Osmanlý Devleti’nin jeopolitik ve jeostratejik öneminden kaynaklanan Osmanlý Ermenilerine yönelik Rus politikasýný, Doðu ve Güneydoðu’yu tamamen kendi tasarrufu altýna alarak Kafkas-Ýskenderun hattýný kendi hâkimiyetine altýna almak þeklinde özetleyebiliriz.
Rusya, gönderdiði ajanlar vasýtasýyla Ermenilere eðitim, basýn-yayýn ve propaganda yoluyla bölücü ve ayrýlýkçý fikirler aþýlayarak, Ermenilerin sözde baðýmsýz bir devlet kurma vaadiyle sýk sýk Osmanlý Devleti’ne karþý ayaklanmalarýný saðlamýþtýr. Rusya, Ermeni okullarýnda bu ayaklanmalarý yönetecek ve yönlendirecek ihtilalci liderler yetiþtirmiþtir. Ayrýca Rusya, Ermenilere silah, mühimmat yardýmý yapmýþ, ayaklanmalarý yönetmek üzere Doðu Anadolu’ya Rus subaylarý göndermiþtir.
Yine bu baðlamda Ermeni okullarý, Rus fikir ve ideallerine, çýkarlarýna hizmet eden bir üs olarak da görev yapmýþ; Rusya Doðu Anadolu’da Ermenilere yönelik açtýðý okullarda kendi emellerine ve zihniyetine hizmet eden bir Ermeni toplumu oluþturmayý amaçlamýþ ve bunda da büyük ölçüde baþarýlý olmuþtur.
Ermeni basýný da Rus yanlýsý yayýnlar yapýyordu. Ermeni isyanlarýnýn meydana gelmesinde Ermeni basýný da çok önemli roller oynamýþtýr. Bunlardan biri olan Ardzvi Vaspuragan (Vaspuragan Kartalý) Gazetesi idi. Gazete, sürekli karamsar ifadeler kullanýyor ve Ermenileri isyana cesaretlendiriyordu. Gazetede isyana çaðýran beyanatlar, þu þekilde yer alýyordu: “Aðlamayý durduralým, cesaretli olalým ve Türklerle savaþalým. Biz adamlarýz, biz erkeklerin çocuklarýyýz, tavuk deðiliz.” Bir baþka Ermeni gazetesi Mushak (Ýþçi) Gazetesi ve gazetenin editörü Grigor Ardzruni ise þunlarý söylüyordu: “Eðer Osmanlý Hükümeti yeryüzünden kaldýrýlýrsa, Osmanlý Ermenileri Rusya’ya katýlmak için her vasýtayla çalýþmalýdýr. Bundan sonra Osmanlý Ermeni iliþkileri için yapýlacak tek þey baðýmsýzlýk için ilerlemektir ve bu durumda bizim tek ümidimiz Rusya’nýn yardým ve desteðidir.”
Bundan sonra Ermeniler bilhassa siyasi teþkilatlanmaya ve komiteler oluþturmaya önem verdiler. Ýngiltere ve Rusya’nýn yardýmlarýyla 19. yüzyýlýn sonlarýna doðru pek çok Ermeni teþkilatý kuruldu. Ýlk kurulan parti Armenikan Partisi’dir (1885). Bunu, Hýnçak (çan sesi demek, kuruluþu 1887), Taþnak (birlik demek, kuruluþu 1889) cemiyetleri izledi. Bu cemiyetlerin kurucularý arasýnda Ruslar, Ermeniler, misyonerler vardý. Bu cemiyetler Osmanlý vilayetlerinde ve çeþitli Avrupa þehirlerinde þubeler açtýlar. Ýçte ve dýþta yoðun bir propagandaya giriþerek hem Ermeni azýnlýðý fikren ve zihnen Türklere karþý isyana teþvik etmek, hem de Avrupa ve Hýristiyan kamuoyunu Ermeniler lehine hazýrlamak amacýný takip ettiler. Bu dernekler ve çeteler, hükümet güçleriyle çarpýþmaya bile baþladýlar. Çeteler Erzurum’da kilisede silah aranmasýný bahane edip, 20 Haziran 1890’da ayaklanýp çatýþma çýkarttýlar, isyan bastýrýldý. Bu olay Avrupa kamuoyunda, Ermeni katliamý olarak duyuruldu.
Ayrýca Ermeniler eðitim dernekleri adý altýnda birçok zararlý cemiyetler açmýþlar, bu dernekler özellikle misyonerler, Ermeni din adamlarý, Ermeni zenginleri tarafýndan desteklenmiþtir. Bu dernekler Hoyaç Mihaçyal Ýngerutyun, Araratyan, Tibroçoser Gilikan, Azkaniyer Ýngerutyun, Tibroçoser Dignanç Ýngerutyun gibi derneklerdir.  Bu dernekler Anadolu’nun deðiþik yerlerinde okullar açmýþlardýr. Bu dernekler Ermeni okullarý, Ermeni kiliseleri, misyonerler ve Ermeni komiteleriyle sýký bir iliþki içinde olmuþlar, dillerini, kültürlerini yeniden canlandýrma imkaný bulmuþlar, Ermenileri baðýmsýz bir Ermenistan Devleti kurmak amacýyla Osmanlý Devleti aleyhine isyana ve ayaklanmaya teþvik etmiþlerdir.
Burada yeri gelmiþken Ortodoks Rusya’nýn Gregoryen Ermenilerini Ortodokslaþtýrma faaliyetlerine de deðinelim.
Rusya-Ýran Savaþý sonrasýnda 5 Mart 1828’de imzalanan Türkmençay Antlaþmasý ile o zamana kadar Ýran’ýn elinde bulunan Gregoryen Ermenilerinin baðlý olduðu Eçmiyazin Kilisesi’nin de bulunduðu topraklar Rusya’nýn hâkimiyetine geçmiþtir.
Rus-Ýran Savaþý’nda Ýran Ermenileri, ülkelerine ihanet ederek Rus ordusu saflarýnda savaþtýklarý gibi Rus askerlerine öncülük yaptýlar. 1828’de imzalanan Türkmençay Antlaþmasý ile bölgedeki Ermeniler, Rusya tarafýndan Müslüman ahalinin yoðun olarak yaþadýðý Erivan taraflarýna yerleþtirildiler. Çar I. Nikola bu davranýþýyla, tarihi coðrafyaya müdahale ederek bölgedeki demografik yapýyý Hýristiyanlar lehine deðiþtirme yoluna gitti. Bu geliþmeler neticesinde Ortodoks Rusya’nýn Gregoryen Ermenilerini Ortodokslaþtýrmasýnýn önü açýlmýþ oldu.
Rusya, Ermeni gençlerinin birçoðuna Rusya’daki üniversitelerde okuma hakký tanýdý. Bu üniversitelerde yetiþen gençlerden bazýlarý da Rusya’nýn seçkin ve askeri tabakasý içerisinde yerini aldý. General Lazarev, General Loris Melikof ve General Tergoukasof bunlardan bazýlarýdýr. 1877-78 Osmanlý-Rus savaþýnda ve Erzurum iþgalinde bu generallerin önemli etkisi olmuþtur.

Çarlýk Rusyasý, hâkimiyeti altýna aldýðý Gregoryen Ermenilerinin inançlarýný önce tanýdý, sonra bu Ermenileri kendi emperyalist emelleri doðrultusunda kullandý. Aþaðýda da

anlatýlacaðý üzere, daha sonra Rusya, Gregoryen Ermenilerini Ortodokslaþtýrma faaliyetlerine giriþti. Ortodoksluðu kabul etmeyen bu Gregoryen Ermenilerine her türlü baskýyý uyguladý.
Rusya, Osmanlý hâkimiyetinde olan Gregoryen Ermenilerini etkilemek için, kendi sýnýrlarý içinde olan ve Gregoryen Ermenilerinin baðlý bulunduðu Eçmiyazin Kilisesi’ni 1836 yýlýnda yaptýðý düzenlemelerle her yönden kontrolü altýna aldýðý gibi, burasýnýn bütün dünya Ermenilerinin ruhani merkezi olduðunu kabul ettirme ve bu merkez vasýtasýyla Ermenileri yönlendirme gayretlerini de artýrdý.
Burada yeri gelmiþken þunu özellikle hatýrlatalým ki, 19. yüzyýlda Osmanlý ülkesinde meydana gelen Ermeni isyanlarýnýn birçoðunu Rus destekli Gregoryen Ermenileri çýkarmýþtýr. Nitekim 25 Mayýs 1915’de çýkarýlan “Sevk ve Ýskân Kanunu”nda Gregoryen Ermenileri iskâna tâbi tutulmuþken, Protestan ve Katolik Ermeniler bu sevk iskândan muaf tutulmuþtur.
Rusya, Osmanlý tebaasýndan olan Gregoryen Mezhebindeki Ermenilere Rus konsolosluklarý, ajanlarý vasýtasýyla, Rus Ortodoks Kilisesi ile birleþmelerini tavsiye etmiþtir, ayrýca Ortodoks Mezhebine geçen Ermenilere gereken her türlü yardým ve desteði yapacaðýný bildirmiþtir. Rusya’nýn bundaki amacý, Osmanlý topraklarýnda bulunan Gregoryen Ermenilerini Rusya sýnýrlarý içinde bulunan ve Gregoryen Ermenilerinin baðlý olduðu Eçmiyazin Kilisesi vasýtasýyla kendi hâkimiyeti ve nüfuzu altýna almaktý. Ama çalýþmalarýn kýsa zamanda hedefine ulaþmadýðýný gören Rusya gerçek yüzünü göstermiþ, özellikle Çar III. Aleksendar’dan sonra Rusya Ermenilere kötü davranmaya baþlamýþtýr.
Bu süreçten sonra Rusya, Ermenilere þüphe ile bakmaya ve Ermeni aleyhtarý bir politika takip etmeye baþlamýþtýr. Bu politikanýn esasý Ruslaþtýrma idi. Ermeni milli duygularý yok edilmeye baþlandý, Ermeni gazeteleri sansür edildi veya kapatýldý. Ermeni kiliselerinin bütün emlaký Rus Hükümetine devredildi. Kiliselerin birçoðu yaðmalandý, parasýzlýk nedeniyle ayinler yapýlamadý. Papazlara ve öðretmenlere para verilemedi. Rus Hükümeti, Ermeni papazlara ve öðretmenlere eðer Ortodoks olurlarsa iki kat aylýk verileceðini vaat etti. Fakat kimse mezhebini deðiþtirmeyi kabul etmedi.
Rusya, Ermeni okullarýný Gregoryen Ermenilerinin baðlý olduðu Eçmiyazin Kilisesi’nin elinden alarak Rus Hükümeti’nin denetiminde Rusça eðitim yapan okullar haline getirdi. 320 Ermeni okulu kapatýldý, kalanlarda çok sýký bir denetime tâbi tutuldu. Ermeni dilinin kullanýlmasýna engel olundu. Rus üniversitelerinde okuyan Ortodokslaþmayý kabul etmeyen Ermeni öðrenciler üniversitelerden atýldý. Nitekim Kafkas Valisi Galiç bu konuda 1898’de Çar’a sunduðu raporda þunlarý söylüyordu: “Ermeni ihtilali fikri komiteler tarafýndan yayýlmaktadýr. Bu fikirlerle dolu Ermeni ihtilalciler, acilen Kafkasya’dan uzaklaþtýrýlmalý. Ýhtilal fikrinin Ermeni ahaliye yayýlmasýný önlemek için Ermenilere sert davranýlmalýdýr. Ýlk tedbir olarak da baðýmsýzlýk fikri mekteplerde aþýlandýðýndan, Ermeni mektepleri Rus Maarifine baðlanarak kontrol edilmelidir. Bu düþünceden hareketle, 320 Ermeni mektebini kapatmýþ ve mal varlýklarýný Rus Maarif Nezareti emrine almýþ bulunuyorum.”
Rusya, bununla da yetinmeyerek önde gelen Ermeni aydýnlarýný tutuklattý. Ortodoks Mezhebine geçmeyen Ermeni memurlarý iþten attý. Eçmiyazin Kilisesi’nin Katalikos’u (Ruhani Lideri) Rus Çarý’nýn emrinde olmasýna raðmen, Ermeni din adamlarý Rusya Dýþiþleri Bakanlýðý’nýn izni olmadan Rusya dýþýndaki dindaþlarý ile haberleþemediler. Katalikos’un Ruhban Meclisi Sinod’a üye seçme, evlenme ve boþanma konularýndaki yetkisi kýsýtlandý. Rus Hükümeti Ermeni halka yaptýðý baský ve sindirmede büyük ölçüde Katalikos’u kullandý. Bu durum karþýsýnda Ermeni ihtilalci örgütler, direniþ göstererek Çar karþýtý bildiriler yazýp daðýtarak protestolarda bulundular. Ayrýca Ermenilere yapýlan baskýlara karþý, Papalýk makamý Rus Çarý’ný sert bir dille protesto etti, bu nedenle Rus Çarý, anti-Ermeni politikalarýndan geri adým atmak zorunda kaldý. Böylece Gregoryen Ermenileri ve Eçmiyazin Kilisesi, Rus Ortodoks Kilisesi tarafýndan yok edilmekten kurtuldu.
1880’lerden itibaren Ermeni okullarýnýn Ermeni Patrikhanesi ve kiliselerinin çalýþmalarý neticesinde Ermeniler arasýnda, özellikle de genç kuþak arasýnda milliyetçi duygular belirgin bir þekilde geliþmeye baþlamýþtýr. Bu tarihlerden itibaren Ermeni okullarýnda milliyetçi piyesler yazýlýyor ve oynanýyordu. Marþlar söyleniyordu. Ýstanbul Ermeni Patriði Nerses, Ermenilerin Osmanlý Devletinden ayrýlýp baðýmsýz bir devlet kurmalarýný savunuyordu. Hatta, Patrik Nerses bu hususta bir mektup yazmýþ ve bu mektubu dönemin önde gelen Batýlý devlet adamlarýna göndermiþtir.
Yine bu arada Osmanlý Devleti’nde ortaya çýkan Ermeni isyanlarýnda Ermeni Patrikhanesi’nin ve Ermeni din adamlarýnýn çok önemli rolleri olmuþtur. Ýsyancý Ermenilere Ermeni milliyetçiliði ruhunu aþýlayan, onlarý baðýmsýz bir Ermeni Devleti kurma vaadiyle kýþkýrtan teþkilatlandýran dýþ baðlantýlarýný tesis eden kurum Ermeni Patrikhanesi olmuþtur. Ermeni Kilisesi’nin Ermeni milliyetçiliði ile iliþkiye geçmeleri Batýlý Devletlerin Osmanlý Devleti üzerindeki emellerini gerçekleþtirmelerine uygun ortam saðlamýþtýr. Bu nedenle baðýmsýz bir Ermenistan vaadiyle kandýrýlan Ermeni Kilisesi, Osmanlý Devleti üzerinde oynanan emperyalist oyunlara kolayca alet olmuþtur.
Meþrutiyet hareketlerinin yoðunluk kazandýðý 1907 yýlýndan sonra Taþnak, Hýnçak ve diðer Ermeni örgütleri de bu durumdan istifade ederek bütün faaliyetlerini artýrdýlar. Özellikle Rusya, Osmanlý Ermenilerine baþta silah ve cephane olmak üzere gereken her türlü yardýmý ve desteði yaptý. Bundan cesaret alan Ermeni komiteleri 1890-1915 yýllarý arasýnda Erzurum, Merzifon, Yozgat, Sason, Zeytun, Kayseri, Van, Adana, Bitlis, Diyarbakýr, Sivas, Trabzon, Adapazarý, Ýzmit, Ýzmir, Hüdvendigâr, Halep, Canik’te isyanlar çýkartmýþlardýr.
Osmanlý Devleti, 28 Temmuz 1914’de baþlayan 1. Dünya Savaþý’nýn ilk aylarýnda tarafsýz kalmýþ, daha sonra iktidardaki Ýttihat ve Terakki yöneticilerinin önayak olmasýyla savaþa dâhil olmuþtur. Osmanlý Devleti Rusya ile Kafkas Cephesinde mücadele etti. Rus ordusunda Ermeni Bogos Nubar Paþa’nýn Times Gazetesi’ne verdiði beyanata göre yaklaþýk 200 bin Ermeni gönüllü, Türklere karþý savaþýyordu. Savaþanlar içinde Osmanlý Meclisi Üyesi Erzurum Milletvekili Pasdýrmacýyan bile vardý. Doðu Anadolu’daki Ermeniler erkekleri askerde olan savunmasýz Türk köylerini yakýp yýktýlar, çoluk çocuk, genç ihtiyar demeden binlerce kiþiyi katlettiler.
Bu geliþmeler üzerine Osmanlý Hükümeti, 24 Nisan 1915’de Ermeni komitelerini kapatmýþ, önde gelenlerini tutuklamýþ, buradaki belge ve dokümanlara el koymuþtur.
Yine Osmanlý Hükümeti, 25 Mayýs 1915’de isyanlara ve katliamlara katýlan halkýn huzur ve güvenini bozan Ermeniler için Alman Genelkurmayý’nýn da teklifiyle “Sevk ve Ýskân Kanunu” çýkarmýþtýr(bu hususta tezimizin önceki bölümlerinde ayrýntýlý bilgiler verilmiþti).
Sonuç olarak bu hususta þunlarý söylemek gerekirse:
- Ermeni okullarý Batýlý Devletlerin ve Rusya’nýn emperyalist emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda kullanýlmýþ, bu hususta Ermeniler ve Ermeni okullarý Batýlý Devletlerden ve Rusya’dan gerekli her türlü yardým ve desteði görmüþtür.
- Ermeni okullarý baðýmsýz bir Ermeni Devleti’nin kurulmasýna giden süreçte Ermeni isyanlarýnýn karargâhý olmuþ, buralarý cephane, kýþla ve malzeme deposu olarak kullanýlmýþtýr.
Ermeniler ve Ermeni okullarý ile ilgisi olan bir diðer devlet ise Amerika Birleþik Devletleridir. Türk-Amerikan iliþkileri, baþlangýçta Amerika’nýn ticari yönden Osmanlý Devleti idaresindeki Garp (Berberi) Ocaklarý dediðimiz Cezayir, Tunus, Trablusgarp ile “Dostluk ve Ticaret” antlaþmalarý imzalamasýyla baþlamýþ, böylece Amerika Batý Akdeniz’de ticari faaliyetlerde bulunma imkaný elde etmiþtir.
Bu arada Amerikan ticaret gemileri ilk defa 1797 yýlýnda Ýzmir’e, 1800 yýlýnda Ýskenderun limanlarýna gelmiþ, 1810 yýlýndan itibaren Ýzmir ile Amerika arasýnda düzenli seferler yapýlmaya baþlanmýþ, 1811’de Amerikan iþ adamlarý Ýzmir’de ilk ticaret odasýný kurmuþlardýr.
Amerika’nýn coðrafi konum itibariyle Osmanlý Devleti’ne çok uzak olmasýna, raðmen, Osmanlý ülkesine ilgi duymasýnýn nedenlerinin en baþýnda Osmanlý Devleti’nin sahip olduðu jeopolitik ve jeostratejik önem ile yer altý ve yer üstü kaynaklarýnýn zenginliði geliyordu.
1830’da imzalanan Türk-Amerikan Ticaret Antlaþmasý ile Amerika “en çok müsaadeye mahzar devlet” kaydý ile Osmanlý ülkesinde birçok imtiyazlar elde etmiþtir. Böylece Amerikan tüccarlarý kapitülasyonlardan yararlanma hakkýný elde etmiþlerdir. Bu durumu fýrsat bilen Amerikan misyonerleri, Osmanlý ülkesinde çok sayýda kilise, okul, hastane, eczane, saðlýk ocaðý, yetimhane, yurt, pansiyon, dil öðretim kurslarý, sanat öðreten atölyeler açmýþlardýr.
Yine bu antlaþmayla Amerikalý tüccarlar, Osmanlý topraklarýnda Osmanlý Devleti’nin müdahalesi olmadan her milletten ya da dinden simsar(komisyoncu) kullanabilme ayrýcalýðýný elde etmiþtir. Simsar denince ise akla Ermeniler ve Rumlar geliyordu. Böylece, Amerikalýlar ile Ermeniler birbirlerine öylesine yakýnlaþtýlar ki, Amerikalýlar Ermenileri himaye altýna aldýklarý gibi onlara vatandaþlýk hakký bile verdiler. Ermeni simsarlarla baþlayan bu yakýnlaþma ve beraberlik eðitim alanlarýnda da kendini göstermiþtir.
Çok daha erken tarihlerde baþlamýþ olan Katolik misyonerliði faaliyetlerine rakip olarak, 19. yüzyýl baþlarýnda dünyanýn çeþitli bölgelerinde Protestan misyoner teþkilatlarý kurulmaya baþlanmýþ ve zamanla sayýlarý hýzla artarak devam etmiþtir. Protestan misyonerliðinin baþýný ise Amerika ve Ýngiltere çekiyordu.
Osmanlý Devleti’ni etkileyecek olan “Amerikan Board of Commissioners For Foreign Missions” (ABCFM), “Amerikan Yurtdýþý Misyonerler Komiserliði Masasý” 1810 yýlýnda Amerika’nýn Boston þehrinde kurulmuþtur. Anadolu’ya ilk ayak basan Amerikalý Protestan misyonerler Levi Parsons ve Pliny Fisk adlý misyonerlerdir. Bu kimseler 1820 yýlýnda Ýzmir’e gelerek ilk misyonu kurmuþlar, daha sonrada Kudüs’e gitmiþlerdir. Önceleri Ýstanbul, Ýzmir gibi kýyý þehirlerine gelen Amerikalý Protestan misyonerler daha sonra iç bölgelere doðru faaliyet alanýný geniþletmiþlerdir.
Amerikan Protestan misyonerleri Osmanlý topraklarýna Müslümanlar ve Yahudiler için gelmiþlerdi. Ancak Müslümanlarýn ve Yahudilerin Hýristiyan olmadýklarýný görünce, Hýristiyan azýnlýklara bilhassa da kendi emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda kullanacaklarý Ermenilere yöneldiler.
Amerikalýlar, Osmanlý ülkesinde Katoliklere ve Ortodokslara karþý Protestan zihniyeti/düþüncesi oluþturmak, emperyalist emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda kullanabilecekleri, Amerikan ideallerinin, düþünce ve kültürünün gerçekleþmesini ve yayýlmasýný saðlayacak kimseler yetiþtirmeyi amaçlamýþlar, bunda da büyük ölçüde baþarýlý olmuþlardýr.
Amerikan Board Teþkilatý misyonerleri, bu amaçla Osmanlý ülkesini 1871’de dört çalýþma bölgesine ayýrmýþtýr: Bunlardan biri Balkanlarda Bulgarlara yönelikti. Diðer üçü ise Ermenilere yönelikti. Amerikan Board Teþkilatý’nýn Anadolu’da Ermeniler için ayrýlan misyoner çalýþma gruplarý ise þunlardýr:
1- Batý Türkiye Misyonu: Merkezi Ýstanbul olan bu misyona baðlý yerleþim merkezleri arasýnda Ýzmit, Kayseri, Bursa, Merzifon, Trabzon, Sivas bulunuyordu. Bu misyon merkezine baðlý Ýzmir, Samsun, Tokat, Çarþamba, Amasya, Ünye, Yozgat, Niðde, Aksaray, Sungurlu, Talas, Bandýrma, Bilecik, Kütahya, Aydýn, Manisa, Akhisar, Afyon, Zora ve Gürün gibi uç istasyonlar vardý. Amerikan Board Teþkilatý bu illerin ilçe ve köylerinde misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuþtur.
2- Doðu Türkiye Misyonu: Merkezi Harput olan bu istasyon Bitlis, Erzurum, Mardin, Van’dan Rus ve Ýran sýnýrýna kadar olan bütün Anadolu bölgesini kapsýyordu. Bu istasyonda Amerikalý misyonerler çok sayýda ilkokul açarak faaliyetlerde bulundular.
3- Merkezi Türkiye Misyonu: Merkezi Antep þehrinde olan bu misyona Halef, Adana, Antakya, Maraþ ile bunlara baðlý Urfa, Kilis, Elbistan, Tarsus, Adýyaman ve Siverek uç istasyonlarý bulunuyordu. Bu misyonda yüksek okul seviyesinde çýkan eðitim çalýþmalarý yapýlmýþtýr. Ayrýca bu misyonda eðitim, saðlýk ve diðer yardým faaliyetleri üst boyuttadýr.
1897 yýlýna gelindiðinde Amerika’nýn Doðu, Batý ve Merkezi Türkiye misyonlarýna ait yaklaþýk 20 bin öðrencinin öðrenim gördüðü 337 okulu vardý. Bu okullarýn yüzde 42’si Batý’da, yüzde 30’u merkezi Türkiye’de, yüzde 20’si ise Doðu Türkiye misyonundaydý. Ayrýca ayný yýllarda Amerikan misyonerlerinin kontrolü altýnda 463 kilise ile 1317 misyoner ve 869 mahallî yardýmcý görev yapmaktaydý.
Bu bilgilerden sonra Amerika’nýn Ermeniler ve Ermeni okullarý ile olan ilgisine gelince:
Bilindiði gibi 1830’da imzalanan Türk-Amerikan Ticaret Antlaþmasý ile Amerikan tüccarlarý, hiçbir engelle karþýlaþmadan Osmanlý toraklarýnda ticari faaliyetlerde bulunabileceklerdi. Ayrýca Amerikalý tüccarlar, Osmanlý Devleti’nin müdahalesi olmadan her milletten veya dinden simsar (komisyoncu) seçebileceklerdi Bu süreçte Amerikalý tüccarlar ile Ermeni simsarlar birbirleriyle yakýnlaþmaya baþladýlar. Geliþen bu iliþkiler neticesinde Amerikalýlar, Ermenileri himaye etmiþler ve onlara vatandaþlýk hakký vermiþlerdir.
Ayrýca Amerikalýlar, Osmanlý ülkesinde Katoliklere ve Ortodokslara karþý Protestan zihniyeti/düþüncesi oluþturmak, emperyalist emelleri ve çýkarlarý doðrultusunda kullanabilecekleri, Amerikan ideallerini, kültür ve düþüncesinin gerçekleþmesini saðlayacak, kendileri açýsýndan en uygun toplumun Ermeniler olduðunu gördüler. Bu süreçte Amerikalýlar, Ermenilere ilgi duymaya ve yakýnlaþmaya baþladýlar.
Amerikalý misyonerler, diðer misyonerlerden farklý olarak eðitim-öðretim faaliyetlerine öncelik ve aðýrlýk verdiler. Çünkü Amerikalýlar, Osmanlý Devleti üzerinde söz sahibi olmanýn Ermenileri kendi emperyalist emelleri doðrultusunda eðitmekle mümkün olduðunu gördüler. Bu amaçla, Ýmparatorluðun her bir yanýna Ermeniler için okullar açtýlar, bu okullara gereken her türlü yardým ve desteði yaptýlar. Ayrýca Amerikalýlar, bu okullara çok sayýda misyoner, ajan, öðretmen ve din adamý gönderdikleri gibi eðitim-öðretim programlarýný da kendi emperyalist amaçlarý doðrultusunda düzenlemiþlerdir.
Amerikalýlar, bu okullarda Ermenilere kendi tarihini, dil ve edebiyatýný, kültürünü öðrettiði gibi, onlara ihtilalci fikirler aþýlayarak Osmanlý Devleti’ne karþý ayaklanmalarýný saðlamak istiyordu. Nitekim Amerika -ileriki kýsýmda görüleceði üzere- bunda da baþarýlý olmuþtur.
Amerikalýlarýn Ermeniler için açtýðý okullarda Ermeni öðrenciler için güdülen gayeyi Amerikalý Prof. Dr. Mead Earle gayet güzel bir þekilde açýklamaktadýr: “Amerikan misyoner okullarýnda Ermeniler, dillerini, kültürlerini, tarihsel geleneklerini yeniden üstün tutmayý öðrendiler. Amerikanýn siyasal, toplumsal ve ekonomik alanda ilerleme ideallerini tanýdýlar. Bulunduklarý duruma karþý daha aktif bir hoþnutsuzluk duymayý ve Müslüman komþularýna karþý kesin bir üstünlük duygusu beslemeyi öðrendiler.” Ermenilere yönelik açýlan bu okullar Amerikalý misyonerlerden, diplomatlardan, tüccarlardan, konsolosluklardan ve gönüllülerden çok büyük yardým ve destek görmüþtür.
Amerikalý misyonerler, Ermenilere daha yakýn olmak amacýyla okullar dýþýnda pek çok hastane, saðlýk ocaðý, bakýmevi, huzurevi, sanat atölyeleri, yetimhane, eczane, pansiyon açarak baþta saðlýk ve sosyal hizmetler olarak üzere pek çok hayýr müessesesiyle kendilerine taraftar toplama ve Protestan Mezhebini yayma faaliyetlerine giriþtiler. Ayrýca Amerikalý misyonerler, Protestanlaþmýþ Ermenilere hastanelerde ve saðlýk ocaklarýnda iþ vererek onlarý ekonomik olarak desteklediler.
Amerikalý misyonerler, açtýklarý okullarda okuyan Ermeni gençlerin iþ bulamamasýný düþünerek özellikle Protestanlýða geçmekle suçlanan bu gençleri, kendi kontrollerinde olan iþyerlerine girebilmeleri, iþ ve meslek sahibi olmalarý amacýyla bu kimseler için sanayi mektepleri ve sanat atölyeleri açtýlar. Bu sanayi mektepleri ve sanat atölyelerinde halýcýlýk, ziraî faaliyetler, marangozluk, demircilik, kunduracýlýk, ciltçilik, dokumacýlýk, fýrýncýlýk, biçki-dikiþ, bahçývanlýk, terzilik, taþ oymacýlýðý, saatçilik, resim, müzik aletleri kullanma vs. þeyler öðretilmiþtir.
Amerikalý misyonerler, Ermenilere yönelik açýlan bu okullardan mezun olan kabiliyetli öðrencileri seçerek misyoner olarak yetiþtirmiþlerdir. Misyoner yetiþtirmede Maraþ, Antep, Mardin, Harput, Merzifon gibi okullar oldukça baþarýlý görevler üstlenmiþlerdir. Ayrýca bu okullarda çok maharetli komitacý, ihtilalci ve propagandacýlar yetiþmiþtir ki, Ermen isyanlarýný bu ihtilalci, komitacý ve propagandacýlar elbirliðiyle yönetmiþlerdir.
Amerikan misyonerleri basýn-yayýn yoluyla Ermenileri etkilemeye ve kendi emelleri, çýkarlarý doðrultusunda kullanmayý da ihmal etmemiþlerdir. Yayýnlarý ile Protestan sayýsýný artýrmaya baþlamýþlar, bu süreçte eðitim, basýn-yayýn adeta ayrýlmaz bir ikili oluþturmuþtur. Basýn-yayýn için önemli bütçe ayrýlmýþ, misyonerler yayýnlarýn daðýtýlmasý için gayret göstermiþlerdir. Öyle ki Amerikalý misyonerler, halkýn arasýna girip çocuklara kitaplarýn yanýnda þeker vererek onlarýn sempatisini kazanýp kendi mezheplerine çekmeye çalýþýyorlardý. Pazar ayinleri, ev ziyaretleri, doðumlar, ölümler, düðünler, bayramlar vb. günlerde Protestanlýkla ilgili broþürleri halka ücretsiz daðýtýyorlardý.
Yukarýda da dediðimiz gibi basýn-yayýnýn önemini çok iyi bilen misyonerler, gittikleri yerlere matbaa da açmýþlardýr. Bunlardan biri de 1822’de Malta’da tesis edilen Amerikan matbaasýdýr. Okullarýn ihtiyacý olan basýlý malzemeleri temin etmenin yanýnda, dini içerikli ayrýca siyasi propaganda amaçlý kitap, dergi, broþür vs. þeyleri de basan bu matbaanýn bir kýsmý 1834’de Ýzmir’e, Arapça baský yapan kýsmý ise Beyrut’a taþýnmýþtýr. 1850’de Protestan cemaatinin Osmanlý Devleti tarafýndan resmen kabul edilmesi üzerine, matbaa 1853’de Beyoðlu’na taþýnmýþtýr. Matbaanýn Ýstanbul’a taþýndýðý 1853’e kadar olan zaman diliminde büyük bir kýsmý Ermenice olmak üzere 20 milyon sayfayý bulan yayýn yapýlmýþtýr.
1869 yýlýnda Amerikan misyonerlerinin basýn-yayýn faaliyetleri sürmüþ, yayýnlar Türkçe, Ermenice, Rumca basýlmaya baþlamýþtýr. Böylece tüm Osmanlý ülkesindeki tebaaya hitap etme düþüncesiyle yayýn bütçesi ve sayýsý artýrýlmýþtýr.
Amerikalý Protestan misyonerlerin gayrimüslimlerin, milliyetçilik hareketlerinde ve milli þuurun uyandýrýlmasýnda önemli etkileri olmuþtur. Bu misyonerler gittikleri yerlerde bulunan azýnlýklarýn dillerini öðrenmiþler, öncelikle o dillerin gramerini tespit etmiþler -daha sonra o diller için sözlükler, gramer kitaplarý ve konuþma kýlavuzlarý yazmýþlardýr- o dillerde kitap, dergi, gazete, broþür vb. yayýnlar yapmýþlar, Ýncili onlarýn dillerine çevirmiþlerdir. Ermeni okullarý örneðinde olduðu gibi Ýngilizce eðitim veren okullar açmýþlar, öyle ki bu okullar baðlý olduklarý devletin adýyla anýlmaya baþlanmýþlardýr, “Amerikan Ermeni Koleji” gibi. Amerikalý misyonerler ve ajanlar, bu okullarda o toplumlarýn siyasî ihtilalcilerini, isyancý liderlerini yetiþtirip baðýmsýzlýk hareketlerinin altyapýsýný oluþturmuþlardýr. Nitekim Bulgarlarýn ayaklanýp baðýmsýzlýðýný elde etmelerinde bu Amerikan Board misyonerlerinin çok büyük rolleri olmuþtur.
Amerikalý misyonerler, Ermenilere yönelik açtýklarý okullarda kendi matbaalarýnda bastýrdýklarý ders kitaplarýnda Ermeni dili ve edebiyatýný, Ermeni tarihi ve coðrafyasýný öðreterek Ermeni milli bilincinin uyandýrýlmasýný, Ermeni milliyetçiliðinin altyapýsýný oluþturmuþlardýr. Ayrýca bu okullarda Ermenilere, ayrýlýkçý baðýmsýzlýk fikirleri aþýlamýþlardýr. Yýllarca eðitim ve basýn-yayýn yoluyla yoðun propagandalar neticesinde “Ermeni isyanlarý” patlar vermiþtir. Ayrýca Amerika, bu okullarda isyanlarý yönetecek ve yönlendirecek ihtilalci ve komiteci liderler yetiþtirmiþtir.
Amerikan misyonerleri Ermenilere yönelik açtýklarý bu okullara çok miktarda ajan, misyoner, öðretmen, kitap, gazete, dergi, harita, broþür, bildiri göndererek Ermenileri kendi emperyalist emelleri doðrultusunda eðittikleri gibi, ayrýlýkçý/bölücü, isyancý fikirlerin yaygýnlaþmasýný saðlamýþlar ve bu konuda Amerikan konsolosluklarý ve diplomatlarý da çok önemli roller üstlenmiþlerdir.

Ayrýca bu okullarýn yer altý ve yer üstü kaynaklarýnýn zengin olduðu stratejik bakýmdan önemli yerlerde açýlmasý, Amerikan misyonerlerin eðitim ve misyonerlik faaliyetleri dýþýnda her türlü zengin kaynaklardan haberdar olup bunlarý kendi çýkarlarý doðrultusunda kullanma amacýnda olduklarýný görmekteyiz. Bu hususta Amerikan konsolosluklarý da önemli roller oynamýþlar, Osmanlý ülkesinde açýlan Amerikan konsolosluklarýnýn ilk iþlerinden biride Anadolu’nun yer altý ve yerüstü zenginliklerini bildiren ayrýntýlý raporlar hazýrlamak olmuþtur. Sivas Amerikan Konsolosu’nun Washington’a gönderdiði ilk önemli raporlardan biri de Anadolu’nun maden kaynaklarý üzerinedir. Raporda, Anadolu’nun maden kaynaklarýnýn çok zengin olduðu, ama pek az geliþtirildiðini bir baþka devletin elinde olsaydý bu maden kaynaklarýnýn yüzyýlýn en büyük verimini ve servetini saðlayacaðý bildirilmiþtir.
Amerikalý misyonerlerin Ýstanbul’da haftalýk ve aylýk çýkan birer gazeteleri vardý. Amerikan Ýncil Kitabevi, misyonerlerin baþlýca yayýn merkezlerinden biriydi. 1870 yýlýna kadar 3 milyon 848 bin Ýncil basýlmýþtýr. Protestan sayýsý artýkça, basýlan yayýnlarýn sayýsý da artýyordu. Ýncilin dýþýnda daðýtýlan kitaplarýn sayýsý 4 milyonu aþtý. Yapýlan bu faaliyetleri Ermeniler açýsýndan düþündüðümüzde yeni doðan bebekler de dâhil olmak üzere her Ermeni’ye ortalama 7 kitap düþmektedir. Kitaplarýn dýþýnda gazete ve dergi basýlmakta, Amerikalý misyonerler bu yayýnlara kolayca ulaþabilmekteydi. Misyonerlerin hatýralarý ve Anadolu’da yaþadýklarý olaylar, bu gazete ve dergilerde yayýnlanmaktaydý. Amerikalý misyonerlerin destekledikleri Ermeni komiteleri, çýkardýklarý yayýnlarla davalarýný anlatmýþlardýr. Bu komitelerden biri de Armenikan Komitesi’dir. Komite, 1885’de Van’da kuruldu. Kurucularý ise Van Ermeni Mektebi’nin kurucusu ve öðretmenlerinden Mýgýrdiç Portakalya’nýn yetiþtirdiði öðrencilerdir. Bu gazete “Hürriyetin ve istiklalin, ancak kan dökülerek elde edileceði” fikrini iþlemiþtir. Bu gazeteden de anlaþýlacaðý gibi Ermeni isyanlarýnýn temelinde kan dökücülük vardýr. Bu isyanlarda on binlerce masum Türk hunharca katledilmiþtir.
Amerikan misyonerlerinin sýk sýk baþvurduðu yollardan biri de asýlsýz haberler üreterek kamuoyu oluþturmaktý. Ermeni Meselesi’nin altyapýsýný oluþturan faktörlerden biri de Amerikan basýnýnýn “Ermenileri ezilmiþ, haklarý ve baðýmsýzlýklarý elinden alýnmýþ, maðdur edilmiþ” þeklinde hem Amerikan kamuoyuna hem de dünya kamuoyuna lanse etmesiydi. Nitekim Ermeni isyanlarýnda Osmanlý Hükümeti’nin aldýðý haklý tedbirler sayesinde bu isyanlar önlenmiþ, fakat hem mahallî Ermeni basýný hem de Amerikan basýný bu isyanlarýn haklý olarak bastýrýlmasýný “Türkler Ermenileri katlediyor” þeklinde dünya kamuoyuna duyurarak dünyanýn sempatisini Ermeniler üzerine çekmeyi baþarmýþlardýr.
Ayrýca bu geliþmeler üzerine Amerika’da, Ermenilere yardým kampanyalarý düzenlenmiþtir. Binlerce kilisede, her pazar ayininde Türkler ne kadar kötülenir, Ermeniler ne kadar masum ve zavallý, maðdur edilmiþ olarak gösterilirse, toplanan paranýn miktarý o kadar artmaktaydý. Toplanan paralarýn bir kýsmý Protestan Ermenilere, bir kýsmý da Amerikan misyoner okullarýna, Protestan Ermeni okullarýna, Protestan kiliselerine gönderiliyordu.
Amerika, konsolosluklarý vasýtasýyla Ermenilerle olan iliþkilerini daima canlý ve taze tutmuþtur. Nitekim Ermeni isyanlarýnýn ortaya çýkmasýnda konsolosluklarýn rolü büyüktür. Þöyle ki, Amerikan konsolosluklarý Ermeni okullarýna gizlice soktuklarý ayrýlýkçý fikirleri iþleyen çeþitli kitap, gazete, dergi, broþür, harita vb yayýnlarla Ermeni milliyetçiliðinin ve milli bilincinin uyandýrýlmasýnda önemli roller oynamýþlardýr. Amerika açtýðý konsolosluklarda, konsolos muavinlerini Sivas, Erzurum, Harput’ta olduðu gibi Ermenilerden seçmiþtir. Konsolosluk binasýnýn genel hizmetlerini yürütecek personeli de Ermenilerden seçmiþtir. Ayrýca konsolosluklar, Ermeni komitelerine ve ihtilalcilerine bol miktarda Amerikan dolarý daðýtmýþtýr. Açýlan bu konsolosluklarda Anadolu’da görev yapan Amerikalý misyonerler ve Amerikan okullarý sýký bir iþbirliði içinde olmuþlar, bulunduklarý yerin coðrafi özellikleri hakkýnda bilgiler vermiþler, her türlü olay, etkinlik üzerine raporlar düzenleyip merkeze göndermiþlerdir.
Amerikan misyonerlerinin Ermenilere yönelik açtýklarý okullardaki faaliyetleri, Ermeni isyanlarýnýn baþlatýlmasý ve desteklenmesi hususunda oynadýklarý roller hakkýnda Harput ve Merzifon’daki okullaþma olayýný ve bu hususta misyonerlerin rollerini belirterek konumuzun daha iyi anlaþýlmasýný istiyoruz.
Burada þunu özellikle belirtmeliyiz ki, bu okullarýn kuruluþ gayeleri(Ermeni Devleti kurmak), kullandýklarý vasýtalar(basýn-yayýn, misyonerler, ajanlar, konsolosluklar), hedef aldýklarý kitle(Osmanlý Hükümeti, Türk Milleti) hep aynýdýr.
1830’da imzalanan Türk-Amerikan Ticaret Antlaþmasý’nýn getirdiði imtiyazlardan yararlanan Amerikalý misyonerler, Osmanlý topraklarýna serbestçe girerek Osmanlý tebaasý Hýristiyanlar arasýnda Protestanlýðý yaymaya çalýþmýþlar, kendilerine daha çok hedef kitle olarak Ermenileri seçmiþlerdir. 1852 yýlýnda Amerikalý misyoner George W. Dunmore, baðlý olduðu misyoner teþkilatýnca Doðu Anadolu gezisine memur edilmiþtir. Dunmore’nin bu gezi sonunda düzenlediði rapor misyon merkezinin Harput þehrinde kurulmasýnda etkili olmuþtur. Dunmore, raporunda Harput için “Harput Ovasý Anadolu’da gördüðüm en verimli, misyonerlik çalýþmalarý bakýmýndan en elveriþli ve en çok umut vaat eden ovadýr” demekteydi. Bu rapor üzerine, burada bir misyon merkezi kurulmuþ ve ayný yýl okul açýlmýþtýr.
Kýsa zamanda geliþen Harput Misyon Merkezi, Amerikan Board Teþkilatý’nýn Doðu Misyonunun merkezi haline gelmiþtir. Amerikalýlarýn Ermenistan Koleji (Armenia College), Ermenilerin ise Yeprad Koleji diye adlandýrdýklarý yüksek okul, 1859’da açýlmýþtýr. Osmanlý Devleti’nin Ermenistan Koleji adýna karþý çýkmasý üzerine, okulun adý Fýrat Koleji olarak deðiþtirilmiþtir. Okul ancak 1891 yýlýnda uzun bir aradan sonra Osmanlý Hükümeti tarafýndan resmen tasdik edilmiþtir. Bu da gösteriyor ki, Osmanlý Hükümeti, emperyalist emellerle açýlan bu fesat ocaklarýndan haberdardý. Fakat Amerika’nýn ve Batýlý Devletlerin, misyonerlerin, Amerikan ve Avrupa basýnýn ve kamuoyunun baskýlarý neticesinde bu okullarý tanýmak zorunda kalýyordu.
Okulun mütevelli heyetinin tamamý, Amerika’nýn Boston þehri ve civarýnda oturan Amerikalýlardan, yönetim kurulu üyeleri ise Amerikalý misyonerlerden seçilmiþtir. Kolejde, bir taraftan Protestan din adamý yetiþtirilirken diðer taraftan da Ermenilere yönelik eðitim yapýlýyordu. Dersler de daha çok Ermeni milliyetçiliði ve milli bilincinin uyandýrýlmasýna yönelik konular iþleniyor, ders programlarý buna göre düzenleniyordu.
Kolejdeki öðrenim dili Ermeniceydi, okul yapý itibariyle okul öncesi, ilkokul, ortaokul, yüksekokul ve kolej olmak üzere 5 bölümden oluþmaktaydý. Ayrýca dersler Ýngilizce olarak da verilmekteydi. Özellikle yüksek okulda okuyan öðrenciler, Ýngilizce olan ders kitaplarýný okuyabilmek ve Amerikalý öðretmenleri dinleyebilmek için iyi derecede Ýngilizce bilmek zorundaydýlar.
Harput Amerikan Konsolosu David Hill’in 1901 yýlýna ait raporunda, Amerikalýlarýn Asya kýtasýyla ilgili emperyalist amaçlarý açýkça görülmektedir: “Bu konsolosluðun açýlýþýndan bu yana Harput’taki Fýrat Koleji’nin çalýþmalarýndan oldukça etkilenmekteyim. Kolejin bütün sýnýflarýnda, þu anda Amerika’dan Harput’a getirilen en önemli þey Amerikan ticari yaþantýsý, konfor ve serveti hakkýnda bilgi verilmiþ olmasýdýr. Daha da önemlisi Amerikanvari yaþama idealini, iþ ahlakýný, zaman kavramýný ve benzeri bütün konularda modern bilimlerdeki geliþmeler Asya’nýn doðal bahçesine ekilmektedir. Bu kolej Amerikan düþünce metotlarýný ve hayat kazanma biçimini geniþ ölçüde bütün sýnýflarda canlandýrýp öðretmektedir. Özellikle Amerikan tekstil üretimini, çeþitli üretim dallarýný geliþtirmektedir.
Fýrat Koleji’nin açýlmasýnda bir süre sonra uç istasyonlarda ve Harput’ta 1895’te Ermeni isyanlarý çýkmýþtýr. Ermeni isyanlarý, bir bütün olarak ele alýndýðýnda gaye, metot ve malzemenin hep ayný olduðunu görmekteyiz. Bu isyan sýrasýnda okul zarar görmüþ, 88 bin Dolar olan zarar miktarý Amerikalýlar tarafýndan Osmanlý Hükümeti’ne 100 bin dolar olarak ödettirilmiþtir.
Fýrat Koleji’nin diploma törenleri Ermenice ve Ýngilizce olarak yapýlmýþ, kolej müdürü Gates’in bir diploma töreni sýrasýnda “Yaþasýn Ermenistan” sözü Amerikalý misyonerlerin Ermenilerle nasýl bir iliþki içinde olduðunu apaçýk ortaya koymaktadýr. Harput’ta çýkan bir isyan dolayýsýyla Harputlu Þair Hacý Hayri Bey’in kaleme almýþ olduðu þu mýsralar, bu mýsralarda geçen isimler ve bu isimlerin isyan sýrasýndaki rolleri hakkýnda ipucu vermektedir. Þöyle diyor Harputlu Þair Hacý Hayri Bey:
“Ateþ düþtü Mornik’teki o hýyanet keþiþe
Mistýr Barnum, korkusundan kaçýp girmiþ kümese
Mistýr Barnum, yazar ise yazadursun sefire
Mistýr Barnum, kim yapacak bu yýkýlan damlarý.”
Mýsralarda da görüldüðü gibi Harput misyoner okulu müdürü olan Dr. Barnum’un isyandaki rolünü açýkça ortaya koymaktadýr. Ýsyanda Osmanlý Hükümeti’nin aldýðý tedbirler sayesinde ölen olmamýþ, binalar yanmýþsa da Osmanlý Hükümeti tarafýndan yukarýda da anlatýldýðý gibi fazlasýyla ödenmiþtir.
Babýâli’ye çekilen telgraflardan, olayýn Amerikan misyonerleri ile Ermeni komitecilerin giriþimleri ve iþbirliði sonucunda meydana geldiði anlaþýlmaktadýr. Osmanlý Hükümeti, isyana katýlan ve bu iþte parmaðý olan misyonerlerin sýnýr dýþý edilmesi hakkýnda karar almýþ, bu karar valiliklere ve bilhassa Anadolu Umum Islahat Müfettiþi Þakir Paþa’ya bildirilmiþtir. Olaylarýn meydana geldiði Harput vilayet merkezindeki Ermenilere ait ev ve iþyerlerinde 5 bin silah, 300 bomba, 40 kg bomba fitili, 200 paket dinamit ve 5 bin adet dinamit fitili ele geçirilmiþtir.
Fýrat Koleji’nin yöredeki Ermeni isyanlarý ile doðrudan baðlantýsý olduðunu bu doðrultuda eðitim öðretim verdiðini ortaya koyan diðer bir belgede, bahsi geçen dönemde misyoner merkezlerini gezerek onlarýn faaliyetlerini yerinde gören ve inceleyen, zaman zaman bir müfettiþ edasýyla ifadeler kullanan Henry Tozer’in hatýratýdýr Nitekim Henry Tozer Fýrat Koleji’nin açýlýþ ve iþleyiþi ile ilgili olarak deðiþik meslek dallarýnda Hýristiyanlarý yetiþtirmek, Anadolu’da Hýristiyan medeniyetini yeniden kurmak gayesiyle Amerika’dan gönderilen paralarla faaliyetlerin yürütüldüðünü ifade etmektedir. Okul müdürü Wheeler’de bir konuþmada: “Ermenilerin kendi kendilerini yönetemeyecek durumda olduklarýný bildikleri için burada bulunduklarýný” söylemek suretiyle gerçek niyetlerini ortaya koymuþtur.
Ermenilere yönelik çalýþan bu kolej, 1915 Ermeni olaylarýnda Ermenilere her türlü yardým ve desteði yapmýþ, bunun üzerine okul müdürü Ernest Riggs, Ermeni olaylarý kýþkýrtmasý nedeniyle sýnýr dýþý edilmiþ, okul binalarýna da 1916 yýlýnda Osmanlý Hükümetince el konulmuþtur.
Misyoner okullarý arasýnda faaliyet sahasý ve etkinliði yönüyle Fýrat ve Robert Kolejlerinden sonra gelen Merzifon Koleji (Anadolu Koleji) ise 1886’da açýldý. Fakat okulun Osmanlý Hükümetince resmi onayý ise 1899 yýlýnda olmuþtur. Bu da gösteriyor ki, Osmanlý Hükümeti emperyalist emellerle açýlan Osmanlý’nýn gayrimüslim tebaasýný bölmeye yönelik bu “fesat ocaklarý”ndan haberdardý. Fakat Amerikan Hükümeti’nin ve Amerikalý misyoner teþkilatlarýnýn, Batýlý Devletlerin baskýlarý sonucu bu okullarýn açýlýþýný onaylamak zorunda kalýyordu.
Merzifon’da bu okulun açýlmasýndan sonra Ermeni olaylarýnýn çýkmasý, okulun idareci, mütevelli heyeti, öðretmen ve öðrencilerin olaylar sýrasýndaki durumlarýna bakarak okulun Ermeni isyanlarýnýn planlandýðý bir merkez olduðunu söyleyebiliriz. 1830’da baþlayan Ermeni olaylarýnda Ermeni ihtilal örgütleri ve komiteleri kolejin duvarlarýna propaganda amaçlý bildiriler asmýþlar, bunun üzerine olaylara karýþan kolej öðretmenlerinden Karabet Tomayan ile Kayayan Cevavik adlý iki Ermeni öðretmen suç delilleriyle yakalanmýþ ve yargýlanmýþlarsa da suçlularýn kurtarýlmasý için kampanyalar açýlmýþtýr. Yapýlan tahkikat sonucunda okul müdürünün de isyancýlarla iþbirliði halinde olduðu ve Ermeni isyanlarýyla ilgili bildiri, broþür, diðer propaganda malzemeleri için okul matbaasýnýn kullanýldýðý, bildirilerin okul duvarýna asýldýðý ortaya çýkmýþtýr. Okul müdürü ve suç ortaklarý, Ermeni isyanlarý ile ilgili evraklarý ortadan kaldýrmak için okul binasýný kasýtlý olarak yakmýþlar, okulun Müslüman ahali tarafýndan yakýldýðý iftirasýný atarak, konsolosluklar ve elçilikler aracýlýðýyla Amerikan ve Avrupa kamuoyuna ulaþtýrmýþlardýr. Ancak yapýlan incelemeler sonucunda, yangýný, iki suç ortaðýnýn bilerek çýkartmýþ olduklarý gerçeði ortaya çýktýðý gibi, suçlularda suçlarýný itiraf etmiþlerdir. Suçlularýn idamla yargýlanmasý üzerine, Ýngiltere devreye girmiþtir. Misyonerlerin de önayak olmasýyla “Hýristiyan Ermenileri Savunma Komitesi” kurulmuþ, bu komite mahkemenin yapýldýðý Ankara’da yürüyüþ tertiplemiþ, Avrupa Devletlerine delegeler göndererek bu olayý Batýlýlarýn müdahalesi için malzeme olarak kullanmýþtýr. Suçlularýn idam kararý onaylandýðý halde, suçlular sýnýr dýþý edilmiþtir.
Bununla birlikte okulda öðretim sürdürülmüþtür. 10 Mayýs 1916’da okul binalarýna Osmanlý Hükümetince el konularak, 1. Dünya Savaþý sýrasýnda askeri hastane olarak kullanýlmýþtýr. Okul 1 Ekim 1919’da açýlmýþ, fakat bölücü Pontusçu faaliyetlere alet olduðu için 1921 Aðustos’unda kapatýlmýþtýr.
Bu okullarýn müfredatlarýna baktýðýmýzda Türklerin ezeli bir düþman olduðu, Türkler aleyhinde Avrupa ve Amerika’da kamuoyu oluþturulmasý gerektiði, Türk Milleti’nin ve devletinin nasýl yok edilmesi gerektiði, Türk Milleti’nin din, milliyet, ahlak, dil, kültür ve gelenek bakýmýndan zayýflatýlmasý gerektiði, aralarýndaki sevgi saygý baðlarýnýn yok edilmesi gerektiði gibi konular yer almaktaydý.
1. Dünya Savaþý sonrasýnda Türkiye’de, Ermeni Okulu olarak yalnýzca Ýstanbul’daki Ermeni okullarý kalmýþ, Milli Mücadele’nin zaferle neticelenmesinden sonra Ulu Önder Atatürk’ün: “Bunlar mektep deðil, memleketimizdeki düþman karargâhlarýdýr” diye ifade ettiði bu okullar, 3 Mart 1924’te çýkarýlan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Milli Eðitim Bakanlýðý’nýn gözetimi ve denetimi altýna alýnmýþ, Türkiye Cumhuriyeti idaresine girmek istemeyenler ise kapatýlarak zararlý faaliyetlerine son verilmiþtir.

          Sonuç olarak þunlarý söylemek gerekir ise:
Ermeni okullarý tarihî süreç içerisinde Batýlý Devletlerin (Ýngiltere ve Fransa), Rusya’nýn ve Amerika’nýn emperyalist emellerine ve çýkarlarýna alet olmuþlar, bu konuda himayesinde olduklarý devletten/devletlerden her türlü yardým ve desteði görmüþlerdir.
Osmanlý Devleti’nin azýnlýk okullarý üzerinde, 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnâmesi’nin yayýnlanmasý ve uygulanmasýna kadar olan süreç içerisinde, hiçbir gözetim ve denetiminin olmayýþý, bu okullarýn sayýsýný ve zararlý faaliyetlerini artýrmýþ, özellikle Fransýz Ýhtilali sonrasýnda yaygýnlaþan milliyetçilik ve milli devlet ilkesiyle Emperyalist Batýlý Devletler, Rusya ve Amerika; Osmanlý himayesinde huzur ve barýþ içerisinde yaþayan Ermenileri baðýmsýz bir Ermeni Devleti kurma vaadiyle kýþkýrtarak Osmanlý Devleti’ne karþý ayaklanmalarýný saðlamýþlar, Ermeni okullarý bu süreçte çok önemli roller ve stratejik görevler üstlenmiþlerdir.

* Bu makale, Niðde Üniversitesi SBE. Ýlköðretim ABD. Sosyal Bilgiler Öðretimi Bilim Dalý’nda akademik jüri tarafýndan kabul edilmiþ Yüksek Lisans Tezi’nin bir kesitidir.
** Bilim Uzmaný, Araþtýrmacý-Yazar.


Haydaroðlu, a.g.e., s. 201; Sezer, a.g.m., s. 137.

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 107; Haydaroðlu, a.g.e., s. 201.

Þimþir, a.g.m., s. 99; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 104.

Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 104.

Sezer, a.g.m., s. 136.

Haydaroðlu, a.g.e., s. 207; Yuvalý, a.g.m., s. 208.

Yeni Rehber Ansk., “Misyoner” mad, C. 14, Türkiye Gazetesi Yay., Ýstanbul 1994, s 189; Yuvalý, a.g.m., s. 209.

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 265.

Sezer, a.g.m., s. 136

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 109, 263; Haydaroðlu, a.g.e., s. 202.

Haydaroðlu, a.g.e., s. 203

Orhan Kýlýç, “XIX. Yüzyýlda Harput’ta Misyoner Faaliyetleri”, Fýrat Üniversitesi SBED., C, 3, S. 1, Elazýð 1999, s. 121; Davut Kýlýç a.g.e., s. 105, Sezer, a.g.m., s. 134.

Yuvalý, a.g.m., s. 213; Mutlu, a.g.e., s. 320.

Orhan Kýlýç, a.g.m., s. 124 Yuvalý, a.g.m., s. 210, Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s 69.

Haydaroðlu, a.g.e., s. 129; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 70.

Haydaroðlu, a.g.e., s. 130, 203; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 70.

Yuvalý, a.g.m., s. 211; Kocabaþoðlu, a.g.e., s. 153.

Yuvalý, a.g.m., s. 211.

Yuvalý, a.g.m., s. 212; Mutlu, a.g.e., s. 310.

Yuvalý, a.g.m., s. 212, Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 69.

Sezer, a.g.m., s. 135; Öztürk-Yýldýz, a g.e., s. 71.

Mutlu,a.g.e., s. 320; Yuvalý, a.g.m., s. 213.

Yuvalý, a.g.m., s. 214; Mutlu, a.g.e., s. 310.

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 108; Mutlu, a.g.e., s. 310; Yuvalý, a.g.m., s. 214.

Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 76; Yuvalý, a.g.m., s. 214; Sezer, a.g.m., s. 135.

Remzi Kýlýç,  “Misyonerlik ve Türkiye’ye Yönelik Misyoner Faaliyetleri”, s. 338.

O. Nuri Ergin, a.g.e., C. 1-2, s. 761; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 107.


Davut Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 33-78.

Tosun, a.g.m., s. 123; Hasan Babacan, “Ermeni Tehcirini Hazýrlayan Faktörler ve Tehcir”, Dünden Bugüne Türk-Ermeni Ýliþkileri, Nobel Yay., Ankara 2003,s. 309.

Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s, 86; Davut Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 33.

Demirel, a.g.e., s. 211; Davut Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 33.

Davut Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 39.

Demirel, a.g.m., s. 211; Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 87.

Demirel, a.g.m., s. 211; Davut Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 33.

Demirel, a.g.m., s. 282.

Cihan Göktepe-Oktay Kýzýlkaya, “Ermenilerde Kilise-Milliyetçilik Ýliþkisi ve Tehcir Kanunu”, Dünden Bugüne Türk Ermeni Ýliþkileri, s. 286-287.

Tosun, a.g.m., s. 122-123; Kodaman, a.g.m., s. 102

Ünlü, a.g.e., s. 277; Bayram Kodaman, “Kafkas Cephesi (Rus Cephesi)”, DGBÝT.,C.12, s. 181, Demirel, a.g.m., s. 220.

Tosun, a.g.m., s. 123; Babacan, a.g.m., s. 303; Remzi Kýlýç, “Yakýn Dönem Türk-Ermeni Ýliþkileri Üzerine”,  Türk Yurdu, S. 236, Ankara 2007, s. 40-41.

Tosun, a.g.m., s. 124-125; Ünlü, a.g.e., s. 279; Babacan, a.g.m., s. 308; Remzi Kýlýç, a.g.m., s. 44.

Rýfat Uçarol, “Osmanlý Ýmparatorluðu’nun ABD’yi Resmen Tanýmasý ve Ýliþkileri”, DGBÝT., C. 11, s. 391;Yavuz Güler, “Osmanlý Devleti Dönemi Türk Amerikan Ýliþkileri (1795-1914)”, Gazi Üniv. Kýrþehir Eðitim Fak. Dergisi, C. 6, S. 6, Kýrþehir 2005, s. 229.

Erdal Açýkses, “Türk-Amerikan Münasebetlerinin Deðerlendirilmesi”, Türkler, C. 13, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002, s. 542; Remzi Kýlýç,“Misyonerlik Faaliyetleri ve Türkiye’ye Yönelik Misyoner Faaliyetler”, Türklük Bilimi Araþtýrmalarý, S. 19, Niðde 2006, s. 332; Güler, a.g.e., s. 230.

H. Tahsin Fendoðlu, “Amerika Birleþik Devletlerinin Misyonerleri ve Osmanlý Devleti”, Türkler, C. 14, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002, s. 191; Güler, a.g.m., s. 232, Açýkses, a.g.m., s. 545.

Ayten Sezer, “Ermeni Meselesinde Misyonerlerin Rolü”, Türk Kültürü, S. 467, Ankara 2002, s. 132; Mutlu, a.g.e., s. 285.

Sezer, a.g.e., s. 134, Eryýlmaz, a.g.e., s. 182; Haydaroðlu, a.g.e., s. 181.

Mutlu, a.g.e., s. 286.

Uygur Kocabaþoðlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika, Arba Yay., Ýstanbul 1989, s 38; Sezer, a.g.m., s. 133, Mutlu, a.g.e., s. 285.

Remzi Kýlýç, “Osmanlý Türkiyesi’nde Azýnlýk Okullarý, Türk Kültürü, S. 431, Ankara 1999, s. 154; Mutlu, a.g.e., s. 309; Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 104.

Ayhan Öztürk-Özgür Yýldýz, Amerikan Protestan Misyonerlerinin Türkiye’deki Faaliyetleri, (1820-1938), Arka Oda Yay., Kayseri 2007, s. 94, Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde, s. 104, Osman Cilacý,Hýristiyanlýk Propagandasý ve Misyonerlik Faaliyetleri, 6. basým, DÝB Yay., Ankara 2005,s. 118; Ertuðrul, a.g.e., s. 162.

Bilal Þimþir, “Ermeni Propagandasýnýn Amerika Boyutu Üzerine”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu ile Ýliþkileri Sempozyumu, Ankara 1985, s. 93; Gülbadi Alan, “Amerika Board Okullarý ve Türk Ermeni Ýliþkilerinde Oynadýklarý Roller”, EÜSBED., S. 10, Kayseri 2001, s. 155; Kocabaþoðlu, a.g.e., s. 94, Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 28-30.

Þimþir, a.g.m., s. 93; Alan, a.g.m., s. 155, Yuvalý, a.g.m., s. 208; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 29.

Ayhan Doðan, “Maraþ’ta Misyonerlik Faaliyetleri(XIX. Yüzyýlýn Ýkinci Yarýsý XX. Yüzyýlýn Baþlarýnda)”, Selçuk Üniversitesi SBED., S. 11, Konya 2004,  s. 275;Yuvalý, a.g.m., s. 208.

Sezer, a.g.m., s. 134; Yuvalý, a.g.m., s. 208; Ünlü, a.g.m., s. 161.

Sezer, a.g.m., s. 134; Bilal Eryýlmaz, Osmanlý Devleti’nde Gayrimüslim Tebaanýn Yönetimi, Risale Yay., a.g.e., s. 182; Haydaroðlu, a.g.e., s. 127, Mutlu, a.g.e., s. 294.

Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 94; Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 104, 114, 261; Haydaroðlu, a.g.e., s. 180.

Yuvalý, a.g.m., s 208; Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 106; Haydaroðlu, a.g.e., s. 127.

Haydaroðlu, a.g.e., s. 180, Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde, s. 120.

Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde, s. 110; Haydaroðlu, a.g.e., s. 182.

Haydaroðlu, a.g.e., s. 182.

Haydaroðlu, a.g.e., s. 182; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 119.

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 263; Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 96.

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 120; Haydaroðlu, a.g.e., s. 182.

Mutlu, a.g.e., s. 147; Haydaroðlu, a.g.e., s. 182.

Mutlu, a.g.e., s. 293, Davut Kýlýç, a.g.e., s. 120.

Öztürk-Yýldýz, a.g.e., s. 101.

Mutlu, a.g.e., s. 297; Sezer, a.g.m., s. 136; Kocabaþoðlu, a.g.e., s. 275.

Öztürk,-Yýldýz, a.g.e., s. 102.

Turan, a.g.e., s. 11-12; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 110, Haydaroðlu, a.g.e., s. 182.

Sezer, a.g.m., s. 136, Davut Kýlýç, a.g.e., s. 120-165.

Haydaroðlu, a.g.e., s. 201; Sezer, a.g.m., s. 136.

Bayram Kodaman, “Þark Meselesi”, Doðuþtan Günümüze Büyük Ýslam Tarihi, C. 12, Çað Yay., Ýstanbul 1989, s. 21.

Ýlknur Polat Haydaroðlu,Osmanlý Ýmparatorluðu’nda Yabancý Okullar, Kültür Bakanlýðý Yay.,Ankara 1990, s. 199-200.

Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler Arasýndaki Dinî ve Siyasî Mücadeleler, ASAM Yay., Ankara 2000, s. 112-113, Abdülkadir Yuvalý, “Ermeni Ýsyanlarýnda Misyoner Okullarýnýn Rolü”, Yakýn Tarihimizde Kars ve Doðu Anadolu Sempozyumu, Ankara 1999,  s. 204.

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 63; Þamil Mutlu, Osmanlý Devleti’nde Misyoner Okullarý, 2. basým, Gökkubbe Yay., Ýstanbul 20005, s. 137; Ayten Sezer, “Ermeni Meselesinde Misyonerlerin Rolü”, Türk Kültürü, S. 467, Ankara 2002, s. 132; Metin Hülagu, “Osmanlýdan Cumhuriyete Misyoner Ermeni, Terör ve Amerika Dörtgeninde Türkiye”, EÜSBED., S. 10, Kayseri 2001, s. 58.

Mutlu, a.g.e., s. 142; Ömer Turan, Avrasya’da Misyonerlik, Asam Yay., Ankara 2002, s. 7.

Turan, a.g.e., s. 8.

Mutlu, a.g.e., s. 148.

Rýfat Uçarol, “Osmanlý-Fransýz Ýliþkileri”, Doðuþtan Günümüze Büyük Ýslam Tarihi, C. 11, s. 213.

Uçarol, a.g.m., s. 214.

Mutlu, a.g.e., s. 148; Halit Ertuðrul, Azýnlýk ve Yabancý Okullarý, Türk Toplumuna Etkileri, Nesil Yay., Ýstanbul 2005, s. 69; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 235.

Mutlu, a.g.e., s. 149; Ertuðrul, a.g.e., s. 70.

Ramazan Tosun, “Ermeni Ýddialarý ve Tarihî Gerçekler”, Ata Dergisi, S. 9, Konya 2002, s. 120; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 116.

Rýfat Uçarol, “Osmanlý Ýngiliz Münasebetleri”, DGBÝT., C. 11, s. 214; Süleyman Kocabaþ, Türkiye ve Ýngiltere, Vatan Yay., Ýstanbul 1985, s. 13.

Davut Kýlýç, “XIX Asýrda Ýngiltere’nin Ortadoðu Politikasýnýn Osmanlý Ermenilerine Yansýmasý”, Dünden Bugüne Türk-Ermeni Ýliþkileri, s. 231, Kocabaþ, a.g.e., s. 19.

Uçarol, a.g.m., s. 214, Kocabaþ, a.g.e., s. 35.

Kocabaþ, a.g.e., s. 21.

Uçarol, a.g.m., s. 215; Kocabaþ, a.g.e., s. 244.

Uçarol,  a.g.m., s. 216.

Uçarol, a.g.m., s. 216.

Uçarol, a.g.m., s. 217, Davut Kýlýç, a.g.e., s. 242.

Uçarol, a.g.m., s. 218; Kocabaþ, a.g.e., s. 82, Davut Kýlýç, a.g.e., s. 243.

Uçarol, a.g.m., s. 218 Kocabaþ, a.g.e., s. 84; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 245.

Uçarol, a.g.m., s. 218, Tosun, a.g.m., s. 119.

Tosun, a.g.m., s. 120, Uçarol, a.g.m., s. 220.

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 119.

Mutlu, a.g.e., s. 285; Cilacý, a.g.e., s. 118; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 104.

Ertuðrul, a.g.e., s.189.

Ertuðrul, a.g.e., s. 191; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 119.

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 119.

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 248, 250; Kocabaþ, a.g.e., s. 155.

Kocabaþ, a.g.e., s. 157.

Davut Kýlýç, a.g.e., s. 253.

Tosun, a.g.m., s. 121; Kocabaþ, a.g.e., s. 160.

Kocabaþ, a.g.e., s. 160

Þelale Turan, “Kars’ýn Rusya için Önemi ve Ermenilerin Kars Çevresinde Yaptýðý Katliamlar”, Dünden Bugüne Türk Ermeni Ýliþkileri, s. 370; Tosun, a.g.m., s 121

Eroðlu, a.g.e., s. 15, Bayram Kodaman, “Kafkas Cephesi”, DGBÝT., C. 12, s. 181

Necdet  Sevinç, Ajan Okullarý, Dede Korkut Yay., Ýstanbul 1975, s. 121-122.

Sevinç, a.g.e., s. 123.

Rýfat Uçarol, “Osmanlý-Rus Ýliþkileri”, DGBÝT., C. 11, s. 219; Davut Kýlýç, a.g.e., s. 217.

Uçarol, a.g.m., s. 219; Ünlü, a.g.e., s. 426.

Uçarol, a.g.m., s. 220; Ünlü, a.g.e.,  s. 485, Mutlu, a.g.e., s. 77.

Uçarol, a.g.m., s. 220-221.

Mutlu, a.g.e., s. 77; Kocabaþ, a.g.e., s. 82-83.

Muammer Demirel, “Rusya’nýn Ermeni Meselesi’ne Etkisi”, Dünden Bugüne Türk Ermeni Ýliþkileri, s. 205 vd; Davut Kýlýç, Osmanlý Ermenileri Üzerine Araþtýrmalar 1, Manas Yay., Elazýð 2007, s. 36.

Uçarol, a.g.m., s. 248; Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 226-227, Tosun, a.g.m., s. 121

Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler, s. 227.

Davut Kýlýç, Osmanlý Ýdaresinde Ermeniler,  s. 227; Demirel, a.g.m., s. 209; Ertuðrul, a.g.e., s. 59.

Ünlü, a.g.e., s. 161; Demirel, a.g.m, s. 210.

Demirel, a.g.m., s. 209.

Bayram Kodaman, “Ermeni Ýsyanlarý”, DGBÝT., C. 11, s. 101; Ünlü, a.g.e., s. 165; Gürün, a.g.e., s. 140-142.

Sevinç, a.g.e., s. 117-118.

Hidayet Vahapoðlu, Osmanlý’dan Günümüze Yabancý ve Azýnlýk Okullarý, Boðaziçi Yay., Ýstanbul 1992, s. 24.

Davut Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 28.

Davut Kýlý, Osmanlý Ermenileri, s. 29.

Davut Kýlýç, Osmanlý Ermenileri, s. 30; Demirel, a.g.m., s. 210.

YABANCI  OKULLAR  SAYFASI