HASAN TAHSİN
Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919) kararına göre Yunanlılar ,sözde
Batı Anadolu’daki Rumlar’ın can güvenliğini sağlamak için İzmir’i işgal
etmeye hazırlanıyorlardı. İzmir’in işgaline engel olamayan İstanbul Hükümeti, üzücü bir olaya yol verilmemesi için bir süre Türk askerlerinin kışlalarından dışarı çıkmamalarını emrederken ,yerli Rumlar Megola İdea’nın gerçekleşmek üzere olduğunu görerek çılgınca bir sevinç içindeydiler. Buna karşılık memleketin sahibi olan ve büyük çoğunluğu teşkil eden Türkler ne yapacaklarını hala kestirememişler ,mitingler düzenleyerek işgali protesto etmişlerdi. 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’i işgal ederken kiliselerin çanları çalıyor,yerli Rumlar Yunan askerlerinin üzerine demet demet çiçekler fırlatarak “zito” (yaşasın) diye bağırarak gösterilerde bulunuyorlardı. Askerler kışlada ,halk evlerinde İstanbul Hükümeti’nin verdiği emre uyarken bir gazeteci olan Hasan Tahsin,Yunan işgaline karşı direnişin bir sembolü haline geldi. Kısa ön bilgiden sonra Yunanlılar’a ilk kurşun atan kahraman Türk gazetecisini tanıyalım. Gazeteci Hasan Tahsin’in (1888 Selanik –15 Mayıs 1919 İzmir) gerçek
adı Osman Nevres’tir. İlk,orta ve lise tahsilini Selanik’te Fevziye Mektebi’nde
bitirdikten sonra İstanbul’a gelen Osman Nevres, II. Meşrutiyet’in ilanı
üzerine İttihad ve Terakki Cemiyeti’ne girmiş ve Talat Paşa’nın sivil
muhafızları arasında yer almıştır. Avrupa’ya giden öğrenciler arasında
yer alan Osman Nevres ,Paris’te Sarbonne Üniversitesi’nde Siyasal Bilimler
öğrenimi gördü. Bu sırada İtalyanlar’ın Trablusgarp’a saldırmaları üzerine
Avrupa’da Türkler aleyhindeki propaganda da son sınırına ulaşmıştı. Osman Nevres, bunlara seyirci kalamazdı. Saldırgan durumda olan İtalyanlar’ın mazlum, Türkler’in zalim gösterilmelerinin doğru olmadığını söyledi. Trablus Savaşı’nın sürdüğü günlerde Osman Nevres, bu savaşla ilgili bir belge filminin Paris’in ünlü sinemalarından Olimpia’da oynandığını duydu. Heyecanla filmi seyretmeye koştu. Film başlayınca Osman Nevres ,yerinde duramaz hale gelmişti. Filmde Türkler kötüleniyor,barbar ve zalim insanlar olarak gösteriliyordu. Trablus’a saldıran İtalayanlar ise mazlum... Seyirciler perdede Türk askerlerinin görünce yuhalıyor,İtalyan askerlerini alkışlıyorlardı. Osman Nevres dayanamadı ve oturduğu sandalyeyi perdeye fırlattı. Beyaz perde boydan boya yırtılmıştı. Sandalyenin arkasından Osman Nevres de sahneye fırladı ve Fransızca “ışıkları yakın” diye bağırdı. Seyircilerin korku ve şaşkınlık içinde bağırmaları üzerine makinist filmi durdurmuş ve ışıklar yanmıştı. Osman Nevres sinirli bir sesle konuştu: “Benim sizlerden ne farkım var? Sarbonne Üniversitesi’nde okuyor ve sizin dilinizi konuşuyorum. Ben de Türküm .Türkler bu filmde gösterildikleri gibi vahşi ve zalim insanlar değillerdir. Onlar da en az sizin kadar uygardırlar..” Osman Nevres daha konuşacaktı. fakat sinema yöneticisinin şikayeti üzerine birkaç polis salona girmişti. Genç Türk milliyetçisi ,haklı olmanın verdiği yüreklikle polislere: “Olaya sebep olan benim ,buyurun gidelim!..” dedi. Osman Nevres,götürüldüğü karakolda şöyle konuştu:”Ben vatanını seven bir insanın yaptığını yaptım. Fransa Hükümeti ,Osmanlı Devleti aleyhindeki bu kampanyayı durdurmazsa ,aynı davranışı pişmanlık duymadan tekrar yapabilirim..!” Bu olay Fransız basınında derin yankılar uyandırdı. Stephan Lausenna bir yazısında Osman Nevres’le tanıştığını anlattıktan sonra “O bir vatanseverdir” demekten kendini alamadı. Daha sonraki tarihlerde Balkanlılar’ın büyük dostu ve Türkler’in amansız
düşmanı olarak casusluk faaliyetlerinde bulunan İngiliz diplomatı Buxton
kardeşlerin aleyhimizdeki propogandalarına Hasan Tahsin son derece üzülmüştür.
Kendileri ile görüşmek üzere Londra’ya giden Hasan Tahsin, Buxtonlar’ın
Bükreş’te olduklarını öğrenince Bükreş’e gitmeye kara vermiştir. İstanbul’dan
Köstence’ye ve oradan Bükreş’e varan Hasan Tahsin, Buxtonlar’ın kaldığı
otelde ,kendileri ile görüşmek istemiştir. Haber götüren garsona “Bizim
barbar Türkler’le konuşacak bir şeyimiz yok” diye cevap verdiklerini
öğrenen Hasan Tahsin,İngiliz kardeşler bir araba içinde bulunurlarken
onlara ateş etmiştir. Buxtonlar , ölmemiş ağır yaralanmışlar, Hasan Tahsin
ise Romen mahkemesince ağır hapis cezasına çarptırılmıştır. I. Dünya
Harbi’nde Türk ordusu Bükreş’e girince kolordu komutanı Hilmi Paşa tarafından
zindandan kurtarılıp vatanına dönen Hasan Tahsin,ciğerlerinden rahatsız
bulunmuş ve Talat Paşa’nın yardımı ile tüberküloz tedavisi için İsviçre’ye
gönderilmiştir. Yurt dışına giderken bu defa Hasan Tahsin Recep diye
babasının adı ile pasaport çıkartan Osman Nevres ,o tarihten sonra bu
adla tanınmıştır.1918 ‘de yurda dönmüş ve İzmir’de İttihadçı arkadaşlarıyla
birlikte Osmanlı Sulh ve Selamet Cemiyeti’nin yayın organı olarak 6 Mayıs
1919 tarihine kadar “Hukuk-u Beşer” i çıkarmış ve bu gazetenin baş yazarlığını
yapmıştır. İzmir’in işgalinden bir gün önce ,düşmana karşı koyma ve vatanı savunma hareketi için toplanan ve Redd-i İlhak Beyannamesi’ni hazırlayan vatansever aydınlar arasında Hasan Tahsin de vardır. 15 Mayıs 1919’da Yunan kuvvetleri İzmir’i işgal ederken Hasan Tahsin ,Kordonboyu’nda düşman askerlerinin üzerine büyük bir cesaretle ateş açmış ,Yunan bayrağını taşıyan Yunan süvarisinin ölümüne, bazılarının da yaralanmasına sebep olmuş ve düşman kurşunu yağmuruna tutularak orada şehit düşürülmüştür. Aynı gün İzmir’de şehid edilenlerin aziz hatırasına İzmir Belediyesi tarafından Konak Meydanı’nda bir anıt dikilmiştir.
|
|